Aile Birleşimi Ile Alakalı

nalan-sonmez.jpgSayın Hayat Gazetesi Okuyucuları,

28 Ağustos 2007`de yeni göç yasası uygulamaya geçti. Göç Yasası’nın 30. maddesi’nin birinci fıkrası bir yabancının nasıl eşiyle aile birliği kurabileceğini düzenlemiş.

Buna göre:

Bir yabancının, eşini yanına getirebilmesi için

1. Eşlerin 18 yaşını tamamlamış olması

2. Eşin basit bir düzeyde kendisini Almanca dilinde ifade edebilmesi ve

3. Almanyadaki eş

a) Bir yerleşme izni (Niederlassungserlaubnis) ile ikamet ediyor ise,

b) AB ülkelerinden birinde sürekli bir ikamet izni bulunuyor ise (Daueraufenthalt EG)

c) Göç Yasası’nın 20 paragrafı ve 25. paragrafı’nın 1. ya da ikinci fıkrasına göre bir ikamet iznine sahip ise,

d) Iki yıldan beri ikamet izni bulunan ve aynı yasanın 8. paragrafının 2. fıkrası gereği bir ek şart ile damgalanmamış ikamet izni bulunması ya da daha sonra verilecek olan bir yerleşim izninin herhangi bir yasal düzenleme ile imkânsız hale getirilmemiş olması,

e) Ikamet izni sahibi ise ve bu izini Almanya sınırları içerisinde kural olarak bir yıldan daha fazla uzayacak ise,

f) ya da Göç Yasası’nın 38. Paragrafının a bendi gereğince bir ikamet izni sahibi olmak, AB üyesi ülkelerden herhangi birinde ortak yaşamı sürdürmeye haiz uzun süreli bir ikamet izni varsa, bu kişinin aile birleşimi yoluyla getirdiği eşine ikamet izni verilir, diyerek yabancıda olması gereken ikamet izini statüsünü açıklıyor.

Göç yasasının 30. maddesi evlenecek olan yabancı çiftlerin evlendikten sonra aile birleşimine dayalı bir ikamet izni talep edebilmelerini, evlenen çiftlerin 18 yaşını tamamlama şartına bağlamış. Yasanın gerekçesinde bu düzenleme ile yaşı küçük olanların zorla büyüklerle evlendirilmesinin önüne geçilmek, ve bu şekilde evlenenlerin Almanya’ya gelmesini önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiş. En çok tartışılan ve aile birleşiminde en çok sorun yaratacak konu ise aile birleşiminde yabancı çiftlerden aranan Almanca bilgisi şartı Göç Yasası’nın 30. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş.

Yabancı biri evlenerek Almanya’ya getirmek istediği eşine, Almanya’da ikamet izni yalnızca Almanya’ya gelecek olan yabancı eşin kendini ifade edebileceği basit bir Almanca bilgisine sahip olması ile mümkündür.

Bu şart Göç Yasası’nın 28. paragrafının 2. fıkrasına göre yurt dışından evlendiği eşini getirmek için aile birleşimine başvuran Alman vatandaşından da isteniyor.

Dil bilme koşulundan muaf olanlar ise Göç Yasası’nın 30. maddesinde belirtilmiş

Bunlar; yüksek nitelikli bilim adamları veya yatırımcılar, çok az uyum ihtiyacı içerisinde olanlar ve özellikle resmi mülteci statüsü tanınmış sığınmacılar, Almanca kendini ifade şartına tabi değil. Bunun dışında hastalıkları veya özürlülükten ötürü dil öğrenemeyen veya konuşamayanlar da dil bilme şartına tabi değil.

Göç Yasası’nın 27. maddesi’nin 4. fıkrasında düzenlenen yabancı eşin aile birleşimi nedeniyle ikamet izini talebinde bulunan eşine verilecek ikamet izinin süresi şu şekilde düzenlenmiştir. Yukarıdaki şartları taşıyan bir: “ikamet iznine sahip yabancının aile birleşimi yoluyla Almanya’dan ikamet izni talebinde bulunan eşine “en az bir yıllık” ikamet izni verilir. Verilecek ikamet izni, getirecek kişinin ikamet izninin türüne, süresine bağlı olduğu gibi, ikamet izni başvurusunda bulunan kişinin pasaportunun geçerlilik süresine de bağlıdır.”

Ikamet izninin uzatılmasında, ikamet izninin uzatılması genel esasları uygulanır. Göç Yasası’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesinin ardından, ikamet izninin uzatılması sırasında basit bir Almanca bilgisinin ispatlanması da talep edilmek zorunda. Bu şart ikamet izinlerinin uzatılmasında problemlere yol açacak.

Ancak, Türk vatandaşlarının AB ile Türkiye arasında bulunan ortaklık ilişkisinden ve hukukundan kaynaklanan hakları bulunmaktadır. Buna göre, Türk vatandaşlarının statülerinde kötüleştirici, geriye götürücü düzenlemeler yapılamayacağı kuralı burada işleyeceğinden, ikamet izini uzatmalarında Türk vatandaşlarından basit Almanca bilgisini ispatlamaları istenemez kanaatındayım.

Bu yasanın acilen geri kaldırılması gerekir, çünkü Almanya`nın anayasasıyla uyuşmadığını düşünüyorum. Alman anayasasının 6 maddesine göre aile ve aile yaşamı devletin güvencesi altındadır. Bu anayasal hak sadece Almanlar için değil yabancılar için de geçerlidir. Türkiye`den ve diğer Avrupa Topluluğuna tam üye olmayan ülkelerden gelen eşlerden ve çocuklardan Almanca bilmelerini istemekle aile birleşimini, ve aile yaşamını haksız yere geciktirebilirler ve bazı ailelerde hatta sürekli bir kavuşamama sorunu çıkabilir. Buysa anayasanın 6 maddesinden gelen hakkın verilmemesi demektir. Bu yüzden anayasa mahkemesinin bu yeni çıkan göç yasasının değişmesi kararını alacağını düşünüyorum. Böyle hukuksal davalar ancak zaman aldığı için Türkiye`den gelecek eşlerin şimdiden Almanca öğrenmelerinde yarar var.

Alman hükümetinin bu yasayla istediği yabancılardaki entegre çabalarının artmasınıysa positif karşılamak gerekiyor. Geç de olsa Almanya`ya gelen yabancıları misafir (yani gelip gidici) görmekten vazgeçtiler ve entegrasyon çabalarını hızlandırdılar. Ancak Almanca öğrenmeyi Almanya`da da şart koyabilirler. Aileleri Almanca öğrensinler diye gerektiğinden fazla ayrı tutmaya gerek yok.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]