Aile Hayatı

murat-ileri.jpgAile kurumunun tarihi insanlığın başlangıç tarihiyle eş güdümlüdür. Kainatın sahibi Hz. Allah ilk insan Adem (a.s)ı Cennet gibi bir mekanda yarattıktan sonra Havva validemizi yanı başına dikmiştir. Böylelikle ilk aile oluşmuş, halka halka genişleyerek nesiller, milletler meydana gelmiştir.

Kainatta her şey çift

çift yaratılmıştır

Yaz-kış, soğuk-sıcak, gece-gündüz, madde-mana, dünya-ahiret, yer-gök, acı-tatlı…..

“Nitekim, Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.” (Ez- Zariyat 49) ayeti buna işaret etmektedir.

Işte kadın ve erkek de bir elma`nın yarısı gibi birbirini tamamlayan, eksiğini gideren, açığını kapatan unsurlardır.

Aile yuvasının temeli kadın, çatısı ise erkektir. Temel ile çatı sağlam olursa en olumsuz koşullara, saldırılara karşı ayakta kalmayı başarırlar.

Peygamber Efendimiz bir Hadisinde bunu bize şu şekilde bildirmiştir. Kadınlar erkeklerin tamamlayıcı parçalarıdır. (10 kerre Kırk Hadis C 3 S 71 hadis no 14)

Aşıklarımızda bunu;

Deselerki; aha cennet yarsız girmem haram olsun; mısralarıyla dile getirmişler.

Ilahi vahyin hikmeti, insanlığı hidayete erdirmenin yanı sıra beşeriyyeti dünya ve ahiret saadet ve mutluluğuna erdirmektir. Bu da ancak fertlerin ıslahı ile beraber huzurlu yuvalar, huzurlu yuvaların artmasıyla sağlıklı milletler, nihayetinde de barış ve anlayışın hakim olduğu bir dünya gerçekleşir.

Çinlilerin bir atasözünde dedikleri gibi;

Eğer ruh aydınlanmışsa, insanda güzellik vardır.

Eğer insanda güzellik varsa evde uyum vardır.

Eğer evde uyum varsa, ülke de düzen vardır.

Eğer ülke de düzen varsa, dünya da barış ve huzur vardır.

Dolayısıyla eğer malzemeniz sağlam ve kaliteli olsa bunlardan muhkem binalar, sarsılmaz eserler doğar. Esen şiddetli rüzgarlara, fırtınalara hatta depremlere karşı bile dimdik ayakta kalırlar. Aksi takdirde akşam büyük uğraşı ile dikersiniz, sabah bir de bakarsınızki yerinde yeller esiyor.

AİLE KURMANIN ÖNEMİ

Aile kurmak Allah`ın emri, tüm peygamberlerin sünneti, aklın yolu, vucüdun ihtiyacı, insanların hayal ve özlemi, tabii varlığıdır.

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:

“Nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı siz(in çokluğunuz) ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkanı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkan bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.” (K .Sitte 6527)

Hz. Ebu Bekir: “Her şehvet kalbi karartır, ancak, ailesi ile olan beraberlik kalbi safileştirir”, buyurmuştur.

Büyük Sahabelerden Hz. Abdullah Ibn Mes’ud: “Ömrümden on gün kalsa bile, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna bekar çıkmamak için yeniden evlenmek isterdim”, demiştir.

Beşir Ibn Haris, “Evlenmek sünnettir, bu sünneti niçin terkettin?” denilince, “Farz ile meşgul olduğum için” diye cevap vermişti. Öldükten sonra dostlarından biri onu rüyada gördü ve “Rabbin sana nasıl muamele etti?” diye sordu. “Rabbim beni Cennet’ine soktu. Fakat, evli olan ulular derecesine yükselemedim”, dedi.

Aile kurumuyla milletler geleceklerini kurur. Nesillerini idame ettirir. Çalışan bireyler arasında işçi, emekli dengesini sağlar. Yalnızlık Allah`a mahsustur, sözünden hareketle münasip eş, uygun ortam bulunduğunda evlilik müessesesinin temeli atılmalı, genç nesiller teşvik edilmeli, yeni çiftler takatin üstünde maddi külfetlere maruz kalmamalıdır. Maddi şart ve talepler evliliğin en önemli gündem maddeleri olmaktan çıkarılmalı ki bu kutsal yolculuğa çıkarken tüm konsantre ve dikkatler işin manevi boyutu ve mesuliyyet duygusu noktasında yoğunlaşmalıdır.

Hani derler ya;

Parayla saadet olmaz, gerçek hayatta her gün gerek medyada gerekse çevremizde bunu ispatlayan, mutluluğun para pulla değil, gönül birlikteliğinde, ruhların uyuşmasında ve tabiki bu duyguların meyvesi niteliğindeki aşk ve sevgi yumağında olduğunu gösteren onlarca örneklere rastlayabiliyoruz.

Günümüz insanları sağlıksız aile yapıları, sorumsuz genç nesiller, materyalist yaklaşımlar sayesinde sosyal bir çıkmaza, karanlık bir geleceğe doğru hızla ilerlemektedir. Yardımlaşma ve yakınlık bağı çözülmekte, nüfus süratle yaşlanmakta, genç nesil ruhi bunalım, piskolojik buhranlar içinde kıvranmakta, yaşlı kesim ise bir yandan bakım kaygısı öte yandan yalnızlık acısı ve ızdırabı çekmektedir. Sanayi devrimi yapan çağımızın insanı maddi alemde zirve yapmış, her türlü şehevi ve nefsani lezzetlere erişmiş, bu manada hiç bir kayıt ve engel tanımaz noktaya gelmiş, ancak manevi boşluğun, ruhi darlığın, toplumsal çözülmenin faturasını ağır bir şekilde ödemeye başlamıştır bile.

Evlenen çiftlere yapılan yardımlar, özel kampanya ve teşvik fonları, çocuk ve bakım paraları, medyanın bu konudaki planlı yönlendirmesi bile beklenen etkiyi göstermemiş, yıkılan aile yuvası sayısı gün be gün artmakta, psikolojik, sosjolojik etkisi her alanda kendisini iyice hissettirmektedir.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]