Aile Hayatında Cinsellik

Cinsellik, insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte çoğu zaman üzerinde yeterince düşünülmeyen, alışkanlıklar ve belli kalıplar çerçevesinde yaşanılıp değerlendirilen, konuşulması hep zor olan, her ferdin tecrübî bilgileri arasında yer alan temel konulardan biridir.

Insanlık tarihinde cinselliğe genel olarak üç farklı şekilde yaklaşılmıştır. Cinsellik bazı din, kültür ve felsefelerce kötülenip çirkin ve pis olarak nitelenmişken, bazı kültür ve felsefelerce de şehvetperestliğe aracı kılınmıştır. Bu aşırı iki yaklaşımın arasında peygamberlerin kendi hayatlarıyla öğrettikleri vahye, akla ve yaratılış hikmetine dayalı cinsellik anlayışı yer almaktadır. Bu anlayışta aşırılıklara kaçılmadan, insanın yaratılışında yer alan şehvet kuvvesini aile kurumuyla düzenleme hedefi güdülmektedir.

Bireylerin, bedenî ve ruhî yönleri olan cinsel ihtiyaçlarının karşılanması, insan neslinin meşru yollardan çoğalması amacıyla Islamiyet’te cinsellik belli prensiplere bağlanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde akılbaliğ her müslümanın bilmesi gereken (ilm-i hâl) bu temel prensipler kimi zaman ayrıntılarla açıklanmıştır. Zira Islamiyet hayat dinidir. Cinsel dürtüler de bu hayatın önemli bir parçasıdır. Hatta son otuz yıl içerisinde Islam’a göre evliliği ve cinsel hayatı konu alan müstakil kitaplar yayımlanmıştır.

Aile kurumunun bir çok toplumda sarsıldığı, cinsel hastalıkların ve sapkınlıkların yaygınlaştığı, cinsel konuların akıl almaz istismarlara konu yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Bir tarafta cinsel hayat ayıplarla örtülü bir tabu olarak görülüyor. Öbür yanda, bütün mahremiyet sınırlarına meydan okuyan bir teşhircilik furyası yürütülüyor.

Allah’a teslim olmuş, varlık gayesini idrak etmiş olan her insan nerede ve hangi zamanda yaşıyor olursa olsun bu temel meseleyle vahyin (ilahi bilgi), aklın ve fıtratın prensipleri doğrultusunda yüzleşecek, kendi tutum ve yaklaşımlarını doğru bir şekilde belirleyecektir.

Islam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir. Tüm problemlerini Hz. Peygambere sorup öğrenen sahabeler ve onların hanımları, cinsellikle ilgili sorunlarını da bizzat sorarak öğrenmişlerdir.

Cinsellik hayatımızın bir parçasıdır. Yüce Kitabımızda da şöyle buyrulmuyor mu? Insanlar (ve bütün canlılar) iki ayrı cins olarak, ‘erkek ve dişiden’ yaratılmıştır. Bir çok ayette eşler arasındaki münasebetlerin biyolojik ve psikolojik boyutlarına işaret edilmiştir.

“Şehvet” olarak adlandırılan cinsî arzu (libido, cinsel haz) kadınla erkek arasında yaratılan birbirine yakın ve beraber olma ihtiyacının biyolojik temellerinden biridir.

Rum Sûresi’nin 21. ayetine bakalım: “Yine O’nun delillerindendir ki, size kendi cinsinizden, kendilerine meyil ve ülfet edeceğiniz eşler yarattı. Aranızda merhamet ve sevgi koydu. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için, ibret alınacak çok deliller vardır.”

Bu ve benzeri ayetlerin tefsirlerine baktığımızda insanlığın bu konuda ihtiyacı olan bilgi ve yönlendirmelerin açıkça belirtildiğini görmekteyiz. Yüce Allah, insana, nereden yaratılıp yeryüzüne yayıldığını anlattıktan sonra, aile hayatını, aile çevresinin temel direklerini, hangi değerlere dayandığını da anlatmaktadır. “Kaynaşmanız için size kendinizden eşler yarattı.” Ayette geçen teskünu kelimesi şu şekilde açıklanabilir: “Kalben sükunet bulma”, “maddî anlamda sükun bulma” için kullanılır. “Bir şeyin sonu, bir şeyin neticesi” için kullanılır. Bu ise şüphesiz dış organlara değil, gönüle ait bir durumdur. Sekine kavramı, Kur’an’da gönül ile ilgili olarak kullanıldığı gibi toplumsal anlamda da kullanılmaktadır. Bu kelime güven duygusu (Tevbe [9:40]; Fetih [48:4]); zafer duygusu (Bakara [2:248; Enfal [8:19]) anlamlarına da gelmektedir.

Ayette geçen sükunet kelimesini burada “cinsel tatmin” olarak almamız en doğru yorum olacaktır. Evliliğin amaçlarından biri, cinsel ahlakı korumak için, insanın cinsel arzusunu tatmin etmek ve böylece cinsel sapmaları önlemektir. Erkek ile kadının bir araya gelmesini temin eden cazibe ve kaynaşma kanunu da bu kavramın içine girmektedir. Sekine kelimesinin manası içerisinde suda yüzen ‘gemi’ anlamı da vardır. Gemi insanı suda batmaktan, dalgalı denizden kurtarıp güvenli karaya çıkardığı gibi, cinsel tatmin de dalgalı ve insanı batırabilen cinsel arzunun denizinden kurtarmaktadır.

Demek ki aile hayatı, özellikle cinsellik bakımından gemi görevini yapmaktadır. “Aranıza sevgi koydu.” Ayette geçen mevedde kelimesi, “karşılığını bulan sevgi” anlamına gelmektedir. Aile hayatında ‘sevgi’, ikinci temel değeri teşkil etmektedir. Eşlerin karşılıklı birbirlerini sevmeleri, aile hayatının devamı ve yaşaması için zorunludur. Sevgi denen değer, ferdin gönlünden aile hayatına, oradan topluma ve tüm dünya insanlığına yayılmaktadır. Ailedeki sevgide meydana gelecek kopukluk, toplumu ve dünya insanlığını sarsacaktır ve sevginin ışığından onları mahrum bırakacaktır. Buradaki sevginin cinsellik arzusunun dışında da bir özelliği vardır. Meryem Suresinin 96. ayetinde Yüce Allah, iman edip iyi işler yapanların arasına sevgiyi koyacağını söylemektedir.

Bu ayetten hareket edersek ailedeki fertler sağlam bir imana sahip olur ve iyi ameller yaparlarsa Yüce Allah onların gönüllerinde sevgiyi yaratacak ve böylece onları kaynaştıracaktır. Önemli olan Allah’ın sevgisini alıp aile hayatına indirecek inanç ve davranış güzelliklerini oluşturmaktır. Yüce Allah burada bir aile eğitimi yapmış olmaktadır. Sevgisiz aile hayatı olmaz.  Gençek manada iman ve iyi amelsiz de sevgi aileye gelmez.

“(Aranıza) merhamet (koydu).” Aslında burada yer alan rahmet kelimesini alimler ‘çocuk’ olarak mânalandırmışlardır. Insan neslinin üreme amacı, aile hayatının temelini oluşturan direklerden biridir. Yüce Allah, çocuğun yaratıldığı yere rahim demektedir (Al-i Imran [3:6]). Yani bizler, merhamet teknesinde yoğurulup şekillendik. Onun için çocuğu merhamet olarak nitelendirmek doğrudur. Yüce Allah’ın, insanın iç yapısına yerleştirdiği sevgi, merhamet ve  cinsel tatminin aile hayatına yansıması, gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Eşlerin cinsel tatmine ulaşması, birbirlerini sevmeleri, çocuğun dünyaya gelmesi ilahi kudreti anlamak için ders özelliğini taşımaktadır. Yüce Allah, bu dersi, düşünen topluma vermektedir. Böylece toplumsal düşünce kavramı da gündeme getirilmektedir. Çünkü aile hayatı toplumu ilgilendirmektedir. Aile ve onun üzerine oturduğu temel değerlere toplumsal düşünce ile yaklaşmak, istenen ve beklenen neticeyi verecektir.

Aile hayatını çok küçük sebeplerle parçalamak, yıkmak ve bu yüce değerleri öldürmek demektir. Diğer taraftan Yüce Allah, yaratılış kanunundan sonra, sosyal konular üzerinde düşünmeyi emretmektedir. Aile hayatının üzerine oturduğu temel değerleri yaşatmak için araştırma yapıp insanları ona göre eğitmek, aile hayatının önemini onlara öğretip gönüllerine indirmek, özellikle din eğitiminin görevleri arasında yer almaktadır. Yüce Allah, bunun öğretimini yapmakta, eğitimini de bizlere bırakmaktadır. Çünkü aile hayatını bizler yaşayacağız. Sevgiyi, şefkati, merhameti ve cinsel tatmini?bizler paylaşacağız; hayata bizler geçireceğiz. Manevî bakımdan sağlıklı toplum, aile hayatında bu değerlerin canlı kalmasına bağlıdır.

Çözüm: Vasat,

Denge Yoludur

Kısacası yaradılışımıza beslenme, barınma, uyku ve cinsellik gibi bazı temel ihtiyaçlar yerleştirilmiştir. Bu temel ihtiyaçlar hayatımızın değişmeyen dekorunu, fonunu oluştururlarken, asıl mesele bu temel ihtiyaçları dengeli ve meşru (yaratılış hikmetlerine, akli kurarlara uygun) bir tarzda karşılama hususunda yoğunlaşmaktadır. Temel ihtiyaçları aşırılıklara kaçmadan karşılamak ve tüm hayatı asıl gayeyi unutmadan orta yolda, denge yolunda sürdürebilmek müslümanın en mühim, en zor görevidir. Bu sebebledir ki; müslüman günde 40 defa bu yolu, bu denge yolunu Rabbinden niyaz etmektedir. Bu yolda, insan türünün üremesini mümkün kılan, yaratılışa yerleştirilen şehvet kuvvesini, ne öldürmek anlamına gelebilecek olan donukluk, hareketsizlik işlevsizliğine itmek; ne de azgınlaşıp ırz ve namusu ayaklar altına alarak onun  esiri ve kulu olacak seviyeye çıkarmak vardır. Olması gereken  şehvet kuvvesini iffetle dizginlemek ve terbiye etmektir.

41 Kere Maşallah 41 Kere Maşallah

Sevgili dostlar! Bu sayımızla birlikte sizinle olan beraberliğimizin 41. sayısına ulaşmış bulunuyoruz. Türkiyemizdeki tabirle 41 kere maşallah. Tabi bu maşallahı ilk olarak sizlere söylemek istiyoruz. Bugüne kadar verdiğiniz destekten... [Devam oku...]