Aile Reisi Olarak Peygamber Efendimiz
Yazar Mart 2009 Sayi 33, Murat Ileri
Kainata Rahmet, insanlığa Rehber olarak gönderilen Hz. Peygamber, Idari, Ahlaki, Insani yönlerde olduğu gibi, Ailevi açıdan da bizler için en güzel örnek, model ve numunei şahanedir.
Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: “Andolsun ki Rasûlullah ta sizin için, Allaha ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allahı çok zikredenler için en mükemmel bir örnek vardır.” (el-Ahzab, 33/21).
Sevgili Peygamberimiz (a.s)’ birçok hadislerinde, ailenin önemine işaret ederek bir huzur ve sukunet bulma kaynağı olduğunu belirtmiştir. O, aile reisi olarak bir müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini söz ve tavsiyeleriyle ifade ettiği gibi, bizatihi eylem ve uygulamaları ile de rehberliğini tescillemiştir.
Aile Reisi olarak Efendimizin hayatını mercek altına aldığımızda Aile efradı, yakınları ve çevresiyle olan münasebetlerinde, günümüz pozitif insan ilişkilerine, sağlıklı aile yapısına ışık tutacak, huzur ve mutluluğa vesile olacak bir takım esas ve prensiplerden ödün vermediğini ve bunların gereğini hassasiyetle yerine getirdiğini görürüz. Bunların en mühimlerini şu şekilde sıralıyabiliriz.
1. Sevgi
Mukaddes Kitabımız Kuran`da insanların birbirlerine sevgi, muhabbet beslemeleri ve huzur içerisinde olmaları konusunda ailenin önemi şöyle ifade edilmiştir; “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır” (Rum: 30/21)
Efendimiz (s.a.v) Hz. Aişe annemize hitaben: “Ey Aişe senin sevgin kalbimde sağlam bir kulp gibidir, derdi. Hz. Aişe de arada bir Ya Rasulallah Kulp`un durumu nasıldır diye sorar. Efendimiz cevaben olduğu gibi duruyor, değişmedi derdi.
Yine mümin sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimselerde hayır yoktur der. (Müsned 2- 400)
Vefatına müteakipte Hz. Hatice annemizi sık sık hayırla yadeder, hatta kendisine bir şey hediye edildiği zaman, bunu filan hanıma götürün. Çünkü o eşim Hatice`nin arkadaşı idi. Bunu da falan hanımın evine götürün. Çünkü o, Hatice yi seviyordu, derdi. (Edebül-Müfred, 1-246)
Sevgisiz bir fidan bile yeşermez derler.
Mevlana da derki: “Acılar muhabbetten tatlılaşır. Bakırlar muhabbetten altınlaşır.”
Ancak günümüzde içi boşaltılan, gereği yapılmayan kavramlardan biriside sevgidir. Sevgi sadece yaldızlı sözlerden, edebi mesajlardan, nostaljik an ve anılardan ibaret değildir. Sevgi ağacını, bunlar yanı sıra saygı, ilgi, adalet, fedakarlık, tatlı dil, güleryüz ile sulamalı, hediye ile aşısını unutmamalıdır. Asrımızda kuruyan sevgi ağaçlarının temellerinde gıdasızlık ve yüzeysellik yatmaktadır. Vakta ki sevgi ağacı söz konusu gıdalarını tam alır, dilden öte kalbin derinliklerinden gelirse işte o zaman temelinden arşa kadar uzanır, iki gönül zindanda bile olsa Hak nuruyla nurlanır.
2- Şefkat ve İyi Muamele:
Peygamber Efendimiz, başta aile efradı olmak üzere hizmetinde bulunan görevlilere, karşı asla sert ve katı davranmaz, son derece şefkat ve merhametle muamele ederdi. Hz. Enes bu konuda şöyle der:
“Rasul-i Ekrem’e on yıl hizmet ettim. Allah’a yemin ederim ki, bana hiçbir zaman ‘öff’ demedi. Herhangi bir şey için de bana: “Bunu niçin böyle yaptın? Şöyle yapsaydın ya” dememiştir (Müslim: Fazail, 43/51)
Ibn Abbas anlatıyor: “Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananınızdır. Aranızda ailesine en hayırlı olanınız benim.” (Ibn Mace: Nikah 50)
Enes b. Malik (r.a.) şöyle der: “Ailesine Resulullah kadar şefkatli davranan birini görmedim.” (Ibni Sa’d Tabakat, 1.134)
O, yaratılmışlara bakışını öz bir ifade ile, bugün çok konuşup da az iş yapanlara ders verircesine şöyle özetler: “Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.” (Buhâri, Tevhid 2, Edeb 27; Müslim)
3- Fedakarlık
Hz. Peygamber eşlerin birbirlerine katlanmalarını, yek diğerinden gelebilecek sıkıntı ve huysuzlulara tahammül etmeyi, bizatihi uygulamak suretiyle ev işlerinde yardımcı olmayı teşvik etmiştir.
Bir Hadiste karısının kötü huyuna sabreden erkeğe, Allah belaya sabreden Eyyüb`e verdiği mükafat gibi mükafat verir. Kocasının kötü huyuna sabreden hanıma da Firavn`un hanımı Asiye`ye verdiği mükafatı verir.
Abdulaziz Bekkine de derki, Dünyada her şeyin bir ölçüsü bir tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakarlıktır. Fedakarlık yapmayanın sevgisine inanılmaz.
Aile yuvaları kısasın uygulandığı mahkeme binaları, tez elden ürününü veren sera misali değildir. Bilakis gerekirse derdini sinene bastığın, mükafatını yıllar sonra bile olsa yaratandan beklediğin bir muhabbet deryasıdır.
Harun Reşit Veziri ile birlikte tebdili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer:
-Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle?
- Hurma fidanları dikiyorum.
- Peki bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar?
- Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye baslar.
- Peki onların meyvelerini görebilecek misin?
- Bu yaşlı halimle belki göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz.
Bu cevap Harun Reşit’in hoşuna gider ve bir kese altın verir. Ihtiyar, Allah’a hamd eder ve:
- Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi.
Bu söz üzerine Harun Reşit bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allah’a hamd eder ve:
- Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa mahsul verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hem de senede iki defa ürün vermeye başladı.
4- Ilgi:
Allah katında aile reisinin değeri, eşine ve yakınlarına verdiği değerle ölçülür. Bu konuda Hz. Peygamber En hayırlınız hanımına ve ailesine daha çok yararlı olan ve daha çok ilgi gösterendir buyurmuştur.
Bir eş ve babanın ailesine olan ilgisinin en önemli işareti, onlarla birlikte vakit geçirmesidir. Hz. Peygamber (s.a.v), buna itina eder, ne ibadeti, ne arkadaşlarıyla geçirdiği vakit ne de dünya meşguliyeti buna engel olmazdı. O, ailesi ile birlikte olduğunda, onlarla sohbet eder, hal ve hatırlarını sorar, şakalaşır ve eğitmeye çalışır, onların dert ve sıkıntılarını paylaştığını görüyoruz. Bir defasında Safiyye annemiz Peygamberimize, Hafsa ve Âişe’nin kendisine “Yahudi kızı, Yahudi kızı” diyerek takıldıklarını ve şakada ileri gidip “biz senden daha üstünüz, Hz. Peygamber’in hanımları ve amcasının kızlarıyız” dediklerini anlatır. Hz. Peygamber de Safiyye’yi teselli eder ve şöyle söyleseydin der: “Benim kocam Muhammed, babam Harun, amcam Musa iken nasıl benden daha üstün olabilirsiniz?”
Bir gün Sevgili Peygamberimiz, namaz kılarken secdeye yatmış ve torunlarından biri gelip sırtına binmişti. Torunu sırtından kalkana kadar Peygamberimiz secdeden kalkmamıştı.
Tabiri caizse insan ailesine karşı Çocuk gibi, dışarıya karşı ise Aslan gibi olmalıdır.
Hz. Peygamber’in, Hz. Hatice ile beraberliğinde dikkat çeken en önemli husus, sıcak bir dostluk ve yakın bir arkadaşlık ilişkisidir. Hz. Peygambere vahiy indiğinde, gelip ilk defa O’na anlatmış ve O’nunla paylaşmıştır. Hz. Hatice de kendisini anlayış ve olgunlukla karşılamıştır.
Hz. Peygamber küçük birer odadan ibaret olan hane-i saadetlerinde son derece sade, ama temiz bir ortamda, lüks ve israftan uzak, insanlığa her konuda olduğu gibi aile hayatında da mükemmel bir baba örneği sergilemiştir.
Dünyadaki en ince sanat olan aile hayatında, kader birliği yapan çiftlerin, keder dolu, çekilmez bir yaşam sürmemeleri, huzura giden yolda engelleri fırsatlara dönüştürmeleri ve elele gönül gönüle vererek birbirlerinin dünya ve ahiret saadetine vesile olabilmeleri için O`nu günümüzde her yönüyle daha iyi tanıma, anlama ve örnekleme ihtiyacını ne kadarda hisseder olduk.
Allah`ın salat ve selamı Onun üzerine olsun.

