ATIB`in Varlık Gayesi

“İçinizde insanları hayra çağıran, kötülüklerden alı koyan bir topluluk bulunsun, ancak onlar kurtuluşa ereceklerdir.” (Al-i Imran S. 104)

ATIB-Avrupa Türk Islâm Birliği bu Ayet-i Kerimenin ışığı çerçevesinde kuruldu. Bu ayet ATIB’in ufkunu, dünyasını aydınlattı. Istikametini tayın etti, çerçevesini belirledi.

Avrupa Türk Islam Birliği kurulmadan önce ATIB mensupları olarak başka bir kuruluşun etkin, saygın, üst düzey idarecileri idik. O gün içinde bulunduğumuz Türk Federasyonun kurucusu ve başkanlarıydık. O ekip çok sevilen, sayılan, güçlü bir ekipti.

İçinde bulunduğumuz teşkilat, Türkiye’deki bir siyasi Partinin Avrupa’daki uzantısıydı ve Teşkilatın işleyişine her zaman müdahale mümkündü. Yine haksız ve zamansız, demokrat olmayan bir müdahale yapıldı. Bu müdahale neticesinde buna direnen büyük bir kitle ortaya çıktı ve iki seneyi aşkın bir süre mücadele edildi. Ama bu yanlışlar bir türlü düzelmedi. O seçkin ekip bu anlayışla olmayacağını anladı ve kendi istikametini Hakk ölçüsüne uygun bir şekilde oluşturma yoluna gitti.

ATIB-Avrupa Türk Islam Birliği dünyanın birçok bölgesinde yoksula, mağdura, çaresize, yetime uzanan el olmuştu.

O gün kurucular kurulu nasıl bir teşkilat anlayışı, kiminle beraber hareket edilmeli, nerede bulunmalı sorularına: “Kimin nerede olduğuna değil, hakkın nerede olduğuna bakılmalı” “Hak nerede ise biz oradayız” fikri esas alınmıştır. Hakka inanan, hakkı savunan ve halkla beraber olma ölçüsünü şiar edinmiştir.

İnanan, iman eden, meşvereti esas alan, hak, hukuk gözeten, birbirine saygı gösteren, milletin meselelerine sahip çıkan, milli kültürü genç nesillere taşıyan anlayış, kurucular tarafından kabul edildi.

Avrupa Türk Islam Birliği bu aşamalardan sonra doğmuş oldu. Kararlı, inançlı bir tavırla Mainz Nieder-Olm`da 550 seçkin kişinin katılımıyla resmen kurulmuş oldu.

ATIB’in kurucu merkez heyeti şu isimlerden oluştu: Musa Serdar Çelebi Genel Başkan, Selahattin Saygın Genel Başkan Yardımcısı, Ali Kılıçaslan Genel Sekreter, Abbas Bozyel Genel Muhasip.

Kuruluş aşamasında çok sayıda arkadaş inançla, imanla destek verdi. Bu sayı oldukça kabarıktır, saymakla bitirmek zordur. Bunlardan bir kısmını saymadan geçemeyeceğim.

Ali Batman, Ramiz Ongun, Ihsan Öner, Cevat Saraç, Mustafa Karahan, Ali Çillioğlu, Lütfü Öztürk, Mehmet Aksoy, Mehmet Atayık, Mehmet Akbul, Mehmet Çubukçu, Yakup Tufan, Emin Kazancı, Sitem Bölükbaşı, Kâmuran Dönmez, Ramazan Eryılmaz, Nurdoğan Aktaş, Ömer Uluç, Musa Türk, Celal Mermertaş, Zeki Ünal, Hayrullah Can, Isa Eligür, Abbas Yücel, Salih Öztürk, Şevket Turgut, Recep Karagöz, Köksal Akçay, Mehmet Sever, Ziya Çalışkan, Süleyman Taner, Kemal Oruç, Ali Kemal Akıl, Ömer Demiral, Kazım Atik, Kadir Hamurcu, Ali Paşa Akbaş, Mustafa Banaz, Muhsin Ceylan, Mahmut Aşkar, Abdurahman Kol, Cengiz Özdemir, Ahmet Evsen, Ali Ihsan Ünal, Ismail Yavuz, Imdat Başöz, Beysefa Çetinkaya, Osman Hamurcu, Akif Şen, Ibrahim Tüfekçi. Bu liste uzayıp gidiyor. Isimlere son noktayı koyduğum an aklıma çok sayıda arkadaşımın, Ülküdaşımın ismi geliyor. Hangisini yazacağımı şaşırıyorum. Ismi yazılmaya layık o kadar çok gönül eri var ki. Gerçi yüzlerce gönüldaş gönüllere çoktan yazıldı bile.

ATIB’in uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış olan Fikret Ekin’i ayrıca zikretmem bir vefa örneğidir.

Çok sınırlı ve zor şartlarda ATIB kurulmuştu. Faaliyetlerimizi bir büro da yürütüyorduk. Bir daktilomuz bile yoktu, imkânsızlıklar elimizi, kolumuzu bağlıyordu, ama inancımız, azmimiz, dostluğumuz, arkadaşlığımız sağlam ve kaviydi. Kendimize olan güvenimiz tamdı. Zorluklarla mücadele apayrı zevk veriyordu. Inanmış insanın yenemeyeceği zorluk yoktur düşüncesi her arkadaşımızın gönlünde derin bir yer tutmuştu.

Her arkadaşımız ciddi bir muhasebenin içine girmişti. Bu yaptığım işler bana ötelerde ne kazandırır, milletime, aileme, neslime faydaları nelerdir? Yaptığım işler Allah indinde bana fayda getirir mi? Allah’a yakın bir kul olmak ana hedefti.

ATİB’i kuran ekip, hizmeti Allah rızası için yapmanın şuuruyla doluydu. ATIB çok farklı duygu ve sağlam fikirlerle ortaya çıkmıştı. Taşradaki mensuplarımızda heyecan daha üst seviyedeydi. Derneklerimiz bu yeni oluşumla ilgili sohbetler, toplantılar yapıyor ve inancını daha sağlıklı ortaya koyuyordu. Genel tablo haksızlık karşısında susulmayacak, adaletten ayrılma olmayacak, hür düşünce geliştirilecek, Avrupa Türklüğünün maddi ve manevi varlığı korunacak, meşveret esas olacak, değerlere bağlı nesiller yetiştirilecek.

Avrupa Türk İslam Birliği Kurucu Genel Başkanı Musa Serdar Çelebi hedefi şu cümlelerle anlatıyor: “ATİB bu ülkü ile, hem toplumumuzun tüm fertlerine, hem de özellikle bu topluma öncülük etmek isteyenlere, Avrupa`daki geleceğimizi kurarken daima göz önünde bulundurulması gereken üç ana esası işaret etmiştir.

Bunlardan birincisi; dağınık, birbirinden habersiz ve içinde yaşadığı toplumdan kopuk fertler olmak yerine, her alanda ve her yaş gurubunda örgütlenmiş, bu örgütler yoluyla birbirleriyle ve içinde yaşadığı toplumla sağlıklı ve sürekli ilişkiler kurarak entegre olmuş bir Türk Toplumu‘na ulaşmak arzusudur.

İkincisi, işsiz güçsüz, üretime katılmayan, işsizlik parasıyla adeta tufeyli bir hayat yaşayan insanlardan oluşmuş bir toplum yerine; çok çalışan çok kazanan, çocuklarına iyi eğitim aldıran, israfa kaçmadan iyi evlerde oturan, iyi giyinen ve iyi arabalara binen bir toplum olmak dileğidir. ATIB, kısacası kendi varlığı ve geleceği için gereken işleri yapan ve yaptırabilen, etkili, zengin, yani işli ve güçlü bir toplum olmak hedefini göstermiştir.

Üçüncüsü de, örgütlenen ve zenginleşen insanımızın, içinde yaşadığı ülkenin siyasi hayatına katılmasıdır. Herkesçe bilinen bir hakikat vardır. Siyasi haklar tamamıyla elde edilmeden ve kullanılmadan sosyal, kültürel ve ekonomik sorunların köklü çözüme kavuşturulması mümkün değildir. ATİB bu gerçekten hareket ederek, Avrupa`da yaşayan tüm Türklere, “yaşadığınız ülkelerdeki derneklerin yönetimine, belediye meclislerine, eyalet ve federal parlamentolara girin; böylece yönetime, dolayısıyla kendi geleceğinizle ilgili kararlara katılın!” çağrısı yapmıştır.

ATİB yöneticileri, bu ülküyü bu hedefleri çeyrek asırdan beri bıkmadan usanmadan hem hendi mensuplarına anlatmış, hem de derin bir samimiyet ve alçak gönüllülük içinde diğer kardeş kuruluşların yöneticileriyle paylaşmıştır.

Bugün dönüp geriye baktığımızda, sevinçle emeklerin boşa gitmediğini görüyoruz.”

Ölçüler sağlam konmuştu, teşkilatta konuşulmayacak, tartışılmayacak hiçbir mesele ve kişi olmaması esas alınmıştı. Istişare edilerek doğrular ortaya çıkarılacak. Kişilerin değil, doğrunun, fikrin, inancın, imanın, değerlerin etrafında toplanılacak ve Avrupa’daki varlığımızı korumak esas olacak.

Bir teşkilatın gücü mensuplarının yeteneği, kabiliyeti, gayretiyle ortaya çıkar. ATIB’in gücü mensuplarının değerinden geliyor.

ATİB-Avrupa Türk Islam Birliği herhangi bir şahsın, şefin, liderin, kurumun, partinin yurt dışındaki uzantısı olmayacak ve işlerini kendi hür iradesiyle götürecek, Hak yolda doğrularla beraber olacaktır.

Dünyamızda milyonlarca, belki de milyarlarca insan sorumsuzca yaşarken, bir kısım idealist insanın dünyayı düzeltme, insanlığa faydalı olma, tabiatı koruma, üretme, hakkı gözetme, hak ve hukuku geliştirmeyi kendine vazife edinmesi güzel bir haldir.

ATİB güzelin, doğrunun yanındadır.

ATİB’in kurulduğu günden beri ölçüsü hep bu olmuştur ve bundan sonra da bu olacaktır.

ATİB mağdurun, mazlumun yanında olmaya devam edecektir.

ATİB kimliğin, kişiliğin, şahsiyetin, inancın, ahlakın, kültürün, neslin ve insanın korunması için çabasını sürdürecektir.

ATİB’in varlık gayesi insanı korumak, değerlere sahip çıkmak ve hizmete devam etmektir.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]