Bir Hayır Köprüsü Olarak KURBAN
Yazar Kasım 2009 Sayi 40, Murat Ileri
Şüphesizki, Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır. (Hacc: 37)
Kurban; Ibrahim ve Ismail’in baba-evlad sevgisi ile Hakk`a teslimiyet duygularının harman olduğu kutsal bir sünnettir.
Ibrahim`de Itaat`ın, Ismail`de teslimiyetin, Cebrail`de sadakatin, Muhammed (s.a.v)de Kurbiyyetin, Ümmetinde ise kardeşlik ve dayanışmanın sembolleştiği üstün bir ibadettir.
Sevgi medeniyetinin inşa unsurlarından biridir. Allah sevgisinden insan sevgisine, hayvan sevgisine uzanan bir inşa eylemi, hayata yeniden dönme hareketidir.
Bencillik ve Ego`dan vazgeçerek diğergamlılığın, ulvi gayelerin kesiştiği kavşaklardan biridir.
Allah`a yaklaşma ve onun rızasını kazanma, Allah`ın hatırlanması, yeryüzündeki bütün mahlukatın, Allah`ın mülkü olduğunu bilip, insanların istifadesine verilmiş olduğunun göstergesidir.
Işte kurban insana zamanla sahip olduğu mülkün, bağın bahçenin, servet ve paranın Allah`ın bir lütfu olduğunu hatırlatır.
Kurban`la beraber aylarca et yüzü görmemiş, temel gıda maddelerinden yoksun Adem`in çocuklarına, Bilal`in torunlarına sadece et göndermiyoruz.
Bununla beraber her şeyden önce ümidi, hayata tutunmayı, sevdadan vazgeçmemeyi, kardeşliği, fedekarlığı, sevgi, huzur ve barışta yeniden dirilmeyi götürüyoruz.
Afrika`da su kuyusu, Bangladeş`te yetimevi, Keşmir`de sağlık ocağı, Tusinami`nin vurduğu Bande Ace`de yine kimsesizlerin sığınağı oluveriyoruz.
Bu bir vesile,
hayır köprüsü
Bu köprüde, farklı olanlar, bir sözü ve iddiası olanlar buluşur, fedakar insanlar kesişir, hayırhah cömert yürekler yarışır, böylelikle dünyayı hatta evreni kuşatan bir rahmet ve bereket zinciri oluşur.
Bir Kurbandan
ne mi olur?
Milyonlarca mazlum ve mağdurun yüzünün gülmesine, hayır dualarının arşa uzanmasına vesile olur.
Kalplerin yumuşamasına, şefkat ve yardımlaşmanın yerleşmesine, iyiliklerin yaygınlaşmasına aracı olur.
Rahmeti celb, kaza ve belayı def eder, zengin, fakir, zayıf güçlü arasında bir diyalog, iletişim ağı kurar.
Burada 2006 yılında Kurban Kampanyasında dolayı bulunduğum Bangladeşte yaşadığım bir anımı sizlerle paylaşmak isterim. Bayramın son günüydü. Mihmandarım, orada bize rehberlik yapan arkadaşa bir telefon geldi. Birden yüzünün solduğunu, moralinin bozulduğunu gördüm. Ne olduğunu ısrarla sormam üzere şöyle dedi, 30-40 bin kişinin yaşadığı bir şehirdeki STK gönüllüsü bir öğretmen, şehirlerinde dağıtılmak üzere hiç kurban kesilmediğini söyledi. Kaldıysa kendilerine de bir kurban göndermemizi, dolayısıyla şehirlerinde bu ibadetin ifasına yardımcı olmamızı istedi.
Işte bir Kurban demek, bir şehirde bu ibadetin gerçekleşmesi demek.
Dengesiz gelir dağılımının ve uçuruma varan farklılıkların hakim olduğu dünyamızda, her geçen saniyede binlerce çocuğun öldüğü günümüzde, ulaşılması gereken milyonlarca insan beklerken, sadece şikayet eden, bu işin edebiyatını yapıp mangalda kül bırakmayan, geçmişi suçlayan geleceği görmeyen, karanlığa küfreden, yani dolaylı, dolaysız sorunların bir parçası olanlar için bir fırsattır KURBAN.
Çorbada tuz,
biber olmaktır,
Bir çıra, bir fenerdir,
Bir adım, bir çiçektir,
Bir sevda bir ateştir,
Hayır köprüsüne
bir çakıl,
bir mıh olmaktır.
Hani derler ya,
Bir mıh bir nalı, bir nal bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir milleti zafere götürürmüş.
Öyleyse,
Gelin bu bayramda yolu gözleyenleri, kapıyı gözetleyenleri sevindirelim. Kurbanlarımızla ümmetle kucaklaşalım, haram işlemeyen ağızlarımızla dua etmiş olalım!
Nasıl mı.?
Günahsız, biçare miskinler, çocuklar, garipler size dua ettiğinde haram işlemeyen ağzınızla dua etmiş olursunuz diyor, o güzel Peygamberimiz.
Kurbanlarımız, ellerimizden tutup, bizleri Rabbin yakınlığına götürsün. Sırattan şimşek gibi geçmemize ve Hakk`ın rızasına ermemize vesile olsun.

