Eğrisine Doğrusuna Sarrazin
Yazar Ekim 2009 Sayi 39, Mahmut Askar
“Thilo Sarrazin hep başkalarının ifade etmeğe cesaret edemedikleri şeyleri söyleyebiliyor.” (Constanze von Buulion, SZ)
Siz, bir yanlışı, hatayı veya eksikliği nezaketen veya siyaseten açıkça söylemiyor, veyahutta söyleyecek medenî cesareti kendinizde göremiyorsanız; bu suskunluk, o durumun yokluğuna delâlet sayılmaz. Noksanlığı, çirkinliği veya doğru olmayanı dile getirmek, hem dostça hem de düşmanca bir niyet veya üslûpla söylenmiş olsa dahi; neticede bir hakikata parmak basılmış olur.
Bazen insanlar bazen de toplumlararası münasebetlerde bu tür yanlışlıklar umumiyetle dolaylı ifadelerle, ima yoluyla telafuz edilir. Çevresindeki olup bitenleri gözetleyebilen herkes bilir ki, âlenen söylenmese de, Almanya’daki Türk azınlığa yerli (Alman) halkın bakışı hiç de içaçıcı değil! Alman halkının önyargılarla dolu bu dışlayıcı tavrı, zaten zaman zaman yapılan kamuoyu araştırmalarına da yansımaktadır.
SPD’nin Berlin Eski Maliye Senatörü, Alman Merkez Bankası’nın Yönetim Kurulu Üyesi, Türk ve Arap kökenli azınlığı aşağılayan Thilo Sarrazin’i, aslında açıkyürekliliğinden ve cesaretinden dolayı tebrik etmek lazım. Onun düşüncelerini abartılı, ifadelerini keskin, aşağılayıcı veya hakaret düzeyinde bulabilirsiniz; ki zaten öyledir! Fakat Alman vatandaşı Türklerin çokça rağbet ettikleri bir siyasî partiden de olsa, Thilo Sarrazin yaptığı açıklamayla, yerli-çoğulcu toplumun; genelde müslüman, özelde Türk azınlığa bakışını yansıtmaktadır. Bizim tabirle; adam baklayı ağzından çıkarmıştır. Zaten bir gazetenin yaptığı kamuoyu araştırmasının neticesine bakılırsa; Almanların %84’ü T. Sarrazin’e, Türkleri ve Arapları aşağılayan ifadesine rağmen destek veriyorlar. Yine aynı gazetenin (Bild) internet sayfasındaki Almanya’nın elit kesimiyle yapılan görüntülü söyleşiler de aynı doğrultudaydı.
Sarrazin susturuldu ama görevinden alınmadı. Sarrazin kınanırken, dünya kamuoyu baskısı, kendi içinde yaptırım gücü olmayan Türk azınlığın bağırıp çağırmasından daha etkin oldu.
Günlerce yazılı ve sözlü medyada Almanların ve Türk azınlığın konuyla ilgili görüşlerini toparlayıp ortalamasını aldığımızda, Almanlar;
-Thilo Sarrazin’in Türkler ve Araplarla ilgili söyledikleri doğrudur, fakat biraz yumuşak bir tonla söyeyebilirdi,
Türkler ise;
-Bu adam Türk düşmanıdır, derhal özür dilemeli ve görevinden istifa etmelidir, gibisinden tepkilerini ortaya koydular.
Bardağın yarısı da dolu…
Alman halkının %80’ler civarında Sarrazin’e destek vermesi kadar vahim önyargılı kanaatin, aynı derecede vahim ve yanlış olan diğer versiyonu ise; Türk kamuoyu, böylesi yüksek oranlara varan yerli-çoğulcu toplumun, Türk/Müslüman azınlığa karşı bu menfî tavrını geçmişte olduğu gibi, bugün de iyi okuyamamasıdır: Almanya kendi Türk azınlığına bakarken; bardağın yarısını hep boş görmüştür. Doğrudur; bardağın yarısı boştur ama yarısı da dolu… Türkler de bardağa bakarken yarısını hep dolu görmüş, boş olan yarısını da görmemezlikten gelmiş veya görmek istemememişler.
Sarrazin gibiler, kaldırımlarda sadece başörtülülere baktıklarından, bütün Türk veya müslüman kadınları başörtülü zanneder, kabul eder ve diğerlerini görmezler! O diğerleri ki, işsiz kalmamak, devletin muhtaçlar kapısını çalmamak için binbir meşakkatle kendi işyerlerini kuruyor ve devlete vergilerini ödüyorlar. O diğerleri ki, doğru dürüst okur-yazar bile olmayan babalarına, “Işçisin sen işçi kal!” diyenlere inat, çığ gibi bir akademisyen ordusuyla arkadan geliyorlar.
Almanya`yı fethedecek Türkler
Demek ki Almanya, biz Türk azınlık hakkında Sarrazin gibi düşünüyor fakat açığa vuramıyordu. Bu adamın dedikleri üzerine çok şey yazıldığı ve söylendiğinden dolayı bilinenleri tekrarlamak istemiyorum. Beceriksiz, tembel, üretgen olamayan, kafası da çalışmaz, topluma da karışmaz bu Türk’ten nasıl olur da Sarrazin bey, “Kosovolalıların Kosovo’yu fethettikleri gibi…” Almanya’yı fethedecek fatihler çıkarabiliyor, diye sormaya hazırlanırken; demecinin devamında kafama takılan sorunun cevabı kendiliğinden verilmiş: Üremeyle!
Türkler çok çocuk yaparak Almanya’yı fethedeceklermiş…. Nerdesin ey akıl? Hesap, kitap, istatistikler ülkesi, feylezoflar diyarı Almanya ayağa kalk! Almanya Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi, SPD’li Berlin Eski Maliye Senatörü sıfatlarına sahip birisi, “Türkler üreyerek Almanya’yı fethedecekler” diyor ve kimse de ses çıkarmıyorsa… Evet, şayet ne Türkünden ne de Almanından ses çıkmıyorsa…. Hem Alman, hem Türk otursunlar Almanya’nın gelmiş olduğu bu haline ağlasınlar! Bari burada, yani ağlaşırken belki birlik sağlanır, koro halinde ağlaşırsak şayet, uyumu da böylece gerçekleştirmiş oluruz.
Bu, ‘Türklerin Almanya’yı Fethi” meselesi, bana tarihin derinliklerinden gelen, daha doğrusu diriltilen, hortlatılan bir sloganı hatırlatıyor: Die Türken kommen! (Türkler Geliyor!)
Sigaya çekilen, sorgulanan hep Türklerdir. Bir de Alman vatandaşlara sorsalar; evinize Türk bir damat veya gelin ister misiniz, diye… Almanya menşeli ve milletlerarası kamuoyu araştırmalarında, yapılan istatistiklerde, Almanya’daki yabancıların, özellikle Türk/Müslüman göçmenlerin dışlandıkları, ayırımcılığa tabi tutuldukları, yerlilerle, hatta Avrupa’nın başka ülkelerinden gelen hıristiyan yabancılarla, aynı (meslekî) özelliklere sahip olsalar da, eşit muamele görmedikleri ve aynı haklara sahip olamadıkları belgelerle ortadayken, Türkler arasındaki işsizliğin ve eğitim düşüklüğünün vebali (sadece) Türklere mi ait?
Bugün, “Devletin sırtından geçiniyor, üretgen değiller” denilen Türkler, bu ülkenin en ağır, en pis işlerinde en az ücretle çalıştırıldılar. Gösterilen işi, verilen görevi harfiyyen yerine getirirken itiraz haklarını kullanamadıkları gibi, verilen ücretin azlığına da itiraz edemediler. Bu ülkenin yeniden imarına yüzbinlerce Türk emek harcadı, alınteri akıttı ve nihayetinde bir ömrü tüketti. Şimdi onların burada yetişen evlatlarının bir kısmı başıboş geziyorsa, bunun vebali, kime aittir?
Türkler elbetteki sütten çıkmış ak kaşık değiller… Türkler arasındaki eğitim düzeyinin düşüklüğü, vasıfsız işçi oranının yüksekliği ve ailelerin okul çocuklarına gereği kadar ihtimam göstermemelerinden kaynaklanan olumsuzluklar buradaki Türklerin görüntüsünü daha da kötüleştirmektedir.
Alman halkına tercüman Sarrazin
Bu kötü durumu etkileyen, ona zemin hazırlayan sebepler ve çareleri herkesten önce Alman devletinin ele alması elzem bir meseledir. Siyasî, dinî, meslekî ve sosyal yelpazenin neresinde olursa olsunlar, bütün Türk kuruluşlarının en öncelikli görevlerinden birisi, mevcut durumun analizini yaparak çözüm yolları aramak ve özellikle Alman yetkili mercilerinin kapısını çalmak olmalıdır.
Her türünden dernek yetkilileri önce kendi üyelerinin meslek, iş ve diplomalı oranını yükseltmekden başlayarak bunu Türk azınlığın geneline yaymayı hedeflemelidirler. Önce mesuliyetini yerine getirmeyenlerimizin yakasına yapışmalı, onu silkelemeliyiz ki, sonra da bizi adam yerine koymayan, hakkımızı gasp eden, dışlayanların yakasına bilâhare yapışabilme hakkımız olsun. Sarrazin, Almanya’da Türklere karşı yerli toplumun beyninde içten içe fokurdayan ithamları, töhmetleri, önyargıları, bazen de objektif değerlendirmeleri açığa çıkardı, dışa vurulmasına vesile oldu.
Göçmen Türk kuruluşlarının şimdi kabiliyetlerini, kapasitelerini ve samimiyetlerini ispat etme, önceliklerini sıralama zamanıdır! Bu son durum rapor edilmeli ve gereği yapılmalıdır. Türk kuruluşlarının varlık sebebi olan unsurlar günün birinde bitim noktasına gelmesi; kendilerinin de bitişi demektir.
Slogan; “Kendisine Ha-yrı olmayandan Topluma Hayr Gelmez!” olmalıdır.
Sarrazin gibileri, dünyaya gözünü burada açıp, bu ülkenin eğitim ve öğretim çarklarından geçen, meslekli, eğitimli, üniversite diplomalı gençlerin; aşağılanan, hor görülen babalarından daha mesafeli yerli halka duruşlarını asıl onlar izah etmeli, görmelidirler!
Sarrazin gibilerine, Türk kökenli Alman vatandaşı genç akademisyenlerin Almanya’yı niçin terk ettiklerini sen göstermeli, sen anlatmalı, sen sormalı ve sen sorgulamalısın! Uzatılan mikrofun karşısında kekelemene, binbir dereden su getirmene, acıyı bal gibi yutar görünmene, kameralar karşısında ezilip büzülmene ne hacet!… Eğrine eğri, doğruna doğru de! Eğrisine eğri, doğrusuna doğru söyle adamın gözünün içine bakarak!

