Ergenlik Çağı Sorunları ve Çocuklarımız

Teknolojinin hızla geliştiği, digital paylaşımların alabildiğine yaygınlaştığı bir toplumun en çok sorulan soruları arasında “gençlerimiz ve ergenlik sorunları” yer almaktadır. Ebeveynlerden zaman zaman e-mailler aldığım gibi, bazıları da bizzat gelerek çocuklarının ergenlik dönemleri ve davranışları ile ilgi bir çok sorular yönelterek, bilgiler almaktadırlar. Bu görüşmelerin yanısıra, velilerimiz gerek veli toplantılarında gerekse bizzat arayarak çocukları ile ilgili bir çok ergenlik sorunlarını dile getirmektedirler.

Çocukları ile ilgili sorunlarını önce uzun uzun anlatırlar. Bir çoğuna göre sorunlar çocuklardan kaynaklanmaktadır. Yani toplumun gelişmesindeki tüm olumsuzluklar gençlere fatura edilmektedir. Bu duruma düşmelerine sebep olarak da toplum içerisinde bulundukları başıboşluktan tutunda, okullarda aldıkları eğitimin ahlaki boyutundaki eksiklikler hedef gösterilmektedir. Birçok veli bu süreç içerisinde çocuğuyla nasıl ilgileneceğini bilmez. Bütün suçu çocuğunda veya dışarıda arar. Ama ardından da “NEDEN BÖYLE OLUYOR?..” diye soruyu sormaktan da kendilerini alıkoymazlar.

Ortalama olarak baktığımızda, bizlerle irtibata geçen veliler arasında çoğunluğunu, çocukları ile ilgili sorunlar alabildiğince büyümüş ve artık ilişkileri kopma noktasında olanlar oluşturmaktadır. Görüşmelerimiz esnasında, kendilerine, çocuklarının ergenlik sorunları karşısında nasıl davrandıklarını sorduğumuzda ancak velinin davranışları ile ilgili örnekler alabilme imkanlarımız olmaktadır. Yani hep süre gelmiş, deneme yanılma metodları ile çocuklarına yaklaştıklarını, defalarca aynı hataların üst üste yapıldığı acı da olsa tesbit etmekteyiz. Ebeveynler deneme ve yanılma metodunun yanlış bir metod olduğunu ancak iş işten geçtikten sonra farkına varmaktadırlar.

Aslında ebeveynler, şöyle kendi ergenlik dönemlerini kısa bir gözden geçirecek olsalar ergenlik döneminin nasıl bir devre olduğunun farkına varacaklardır. Bu durumu gözden geçirmeleri, çocuklarını anlamak açısından çokda zor olmasa gerek bir ebeveyn için. Anne ve babalar olarak bizler, ergenlik dönemimizi nasıl geçirdiğimizi yaşamımızın açılmaz sayfalarına gömüvermişiz. Işe aslında önce tam kendimizden başlamak durumundayız. Biz çocuklarımızın yaşlarında iken, nasıl bir ergenlik atlattık? Velilerimizden beklentilerimiz nelerdi? Bizleri gerçekten anlayabilmişler miydi? Özellikle nasıl bir anlayış bekledik, hangi davranışlarla karşı karşıya kaldık? Yaşadıklarımızdan ne gibi olumlu olumsuz sonuçlar çıkarmalıyız? Öncelikle ebeveynler olarak bunlardan dersler çıkararak çocuklarımızı anlamaya çalışmakla işe başlamamız daha uygun olmaz m?. Yani bu konuda çocuklarımızı eğitmekle problemleri çözebileceğimizi düşünmeden önce kendimizi eğitmekle başlamamız gerekmez mi? Ergenlik safhaları nelerdir? Bu dönemleri çocuğumuz başarılı bir şekilde nasıl geçirebilir? Ebeveynler olarak onlara nasıl yardımcı olmalıyız konularında düşünerek, araştırarak kafa yormak durumundayız.

Onun için, NEDIR ERGENLIK? Buradan başlayarak önemli bir kaç noktaya değinmekte fayda vardır.

Ergenlik kadar çocuklarımızın ergenlik dönemine hazırlıkları da gözden kaçırılmamalıdır. Bu hazırlıklar çocukluk çağlarında yapılmalıdır. Bu konuda ebeveynler olarak bilirkişilerden yönlendirici bilgiler almanın yanısıra bir çok kitapları okumak ve konu ile ilgili olarak internet sitelerinden bilgiler almak durumundayız. Ergenlik devrelerinin önemli bir ilk adımı bebeklikten çocukluğa geçiş devrelerinde de yaşandığı göz ardı edilmemelidir. Onun için üç ve dört yaş grubu çocukluk devrelerin önemini kavrayarak hareket etmeliyiz. Ve çocuklarımıza çocukluklarının ilk devrelerinde, velilerinde yardımı ile başarılı adımlar arttırılmalıdır. Çok önemli aynı zamanda çok geniş bir konu olan çocukluk devrelerine atılan ilk adımlara başka bir zaman yer vermek niyeti ile asıl acil ve önemli konumuz olan ergenlik konumuza dönelim.

Ergenlik (Pubertät), insanın bedensel ve ruhsal gelişim dönemine verilen addır. Çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine geçişte psikolojik ve somatik olarak yaşanan değişimdir. Bireyin, çocuksu hal, hareket ve davranışların yerini gelişen zaman içerisinde yetişkinliğe, olgunluğa, erişkinliğe bıraktığı dönem olarak da halk arasında adlandırılmaktadır.

Ergenliğin devrelerinin ilk başlangıcında, “Duygusal Zeka” (SQ)‘nun gelişiminde sosyal toplum bilinci, toplumsal kabullenme kavramları “süperego” gelişmektedir. Bireyin, yaşadığı toplum içerisinde olduğundan fazla görünmek, kendini ispat için benlik seviyesi süperego ve egosu gelişir. Bu gelişmelere paralel olarak da çocukluk devrelerini geride bırakmaya başlayan ve gençliğe adım atmakta olan bireyde vücut hormonlarının değişimi ve gelişimi meydana gelir. Artık genç, ikincil cinsiyeti “sekondar cinsiyet hormanları” ile ilgili bazı bedensel ve ruhsal gelişimleri kendisinde keşfetmeye başlar. Buluğ çağı olarak da adlandırdığımız bu ergenlik döneminin en önemli dikkate alınması ve göz ardı edilmemesi gereken en büyük değişim de “ostrejen” veya “antrojen” lerin vücutta cinsellik ile ilgili üretimidir. Bu değişim ister istemez ergenlik gelişim sürecinde olan gençlerde, sebepli sebepsiz psikolojik değişimler gösterir. Bu konular ile ilgili ergenlik başlangıç yaşları ile özet bazı bilgiler verdikten sonra kısaca öneriler ile birlikte nasıl davranmalıyız ve neler dikkat edilmesi gerektiği hususlarına değineceğim.

Ergenlik yaşları, bölgesel iklim faktörleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. Kuzey yarım küredeki iklim şartları ile Ekvator üzerindeki iklim şartları bireyin ergenliğe ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu duruma göre sıcak olan ülkelerde ergenlik çağı soğuk olan ülkelere oranla daha erken yaşlarda başlamaktadır.

Bunun yanısıra, aileden alınan genetik yapı, sosyoekonomik konum, hangi iklim şartlarında olursa olsun bireyin ergenliğinde ayrı bir rol oynamaktadır. Küresel iklim bozukluklarının etkisi ve sosyoekonomik durumların değişiklikleri, eğitim ve medya boyutu ile cinselliğin çok erken yaşlarda çocuklara sınırsız ve ölçüsüzce sunulması, ergenlik yaşının daha da küçük yaşlara kadar indiği bilimsel bir tesbittir. Her ne kadar ergenlik yaşlarının daha erken yaşlarda belirginleştiği tezi günümüzde sunulsa bile genel olarak ergenlik yaş sınırlaması 11 - 20 yaşları ile sınırlandırılmaktadır. Kız çocukları, erkek çocuklarına oranla daha önce ergenlik çağına yani 9–14 yaşları arasında ulaşmaktadırlar. Ama ortalama olarak 13–14 yaşları arasında kız çocuklarının daha belirgin bir şekilde ergenliğe girdikleri bilinmektedir.

Bu duruma göre yukarıda bahsettiğim şartları dikkate alarak çocuğunuzun ergenlik ile ilgili ortalama tesbitini yaparak kendinizi çocuğunuzun ergenliğine hazırlayabilirsiniz. Hatta hazırlamalısınız diyorum çünkü, bu dönemde çocuğunuzun en çok size ihtiyacı olacaktır. Onu anlıyor olmak ve onunla sıkıntılarını paylaşmak, ona yapabileceğiniz en ufak bir destek, onu için en isabetli yardım olacaktır.

Onun için en önce şunu bilmek durumundayız. Gençlerin, ergenlik başlangıçlarında en çok pisikolojik değişikliklere sebebiyet veren kızlarda ostrojen ve erkeklerde antrojen salgı bezlerinin çok hızlı bir şekilde işlemesi ve gelişmesi nedeni ile kendilerini keşfetmek zorunda oldukları en önemli andır. Özellikle vücutlarındaki cinsellik ile ilgili yaşadıkları değişiklikler bilinçli bir şekilde ebeveynler tarafından çok normal ve doğal bir süreç olarak ele alınıp geçiştirilmemelidir. Önemle dikkatlerde tutulmalıdır. Çocuğunuzun bu devrelerini önce anne ve babalar olarak ama en önemlisi de arkadaş olarak yaklaşmakla paylaşarak yardımcı olmaya çalışmalısınız. Içerisinden çıkamayacağı bir çok yeni değişimi ile onu başbaşa bırakmamalısınız. Gençlerin en çok açılamadıkları ve paylaşamadıkları bu konularda yalnızlıkları onların yanlış adımlar atmalarına ve ömür boyu beraberlerliklerinde taşımak durumunda olabilecekleri sorunlar olarak kalabilecektir. Cinsel konular ile ilgili durumlarını konuşulmaz paylaşılamaz tabular olarak benimserlerse, paylaşamamaktan ve aşağılık komplekslerine kapılmaktan içlerine kapalı birer birey olabilmeleri mümkündür. Bu durumlarını arkadaşları ile yanlış paylaşımları ve toplum içerisinde özgürlük adına medyatik bilgi kirliliğinden nasiplenerek, yanlış yönlenmelerine sebebiyet verebilecektir. Tekrar hatırlatıyorum, çocuklarımıza önce anne ve baba olarak yaklaşmalıyız ama onlarla arkadaş olmayı ihmal etmemeli ve çocuklarınızla bu durumlarını biliçli bir şekilde sevgi ve saygınlık ölçülerine riayet ederek paylaşmalıyız. Ergenlik konuları ile ilgili kitapların okunmasını teşvik etmeliyiz.

Yaşadığımız toplum içerisinde bilinçsizliklerden dolayı, aile içi tabularmış gibi sınırlandırılan bu önemli konular aile içerisinde sınırlara hapsedilip aşılamadıktan sonra, genç kendisini yalnış bir şekilde keşfetmeye mahkum kalacaktır. Içerisinde yaşadığı çelişkilere cevap bulamayan genç, psikolojik bunalımlara düşecek, sağlıksız bir kişilik bunalımına itilmiş olacaktır.

Ergenlik konusu devletler tarafından da ciddiye alınmış, gerek ebeveynlerin bilinçlendirilmesi ve gerekse bu konularda toplumun dikkatlerini çekmek için eğitim ve bilgilendirme programları düzenlenmiştir. Bu konularda ciltler dolusu kitaplar ve binlerce makalaler yayınlanmıştır. Üniversitelerde konunun ehemniyeti üzerine araştırmalar yapılmış, Sosyal bilim dalları çerçevesinde bu sürecin bir ergen için nasıl başarılı geçirilebileceği noktasında bilimsel çalışmalar yapılmıştır.

Bir sefer daha hatırlatmakta fayda var. Bu konuda çocuğumuzu eğitmeden önce kendimizi eğitmekten başlamalıyız ve çocuğumuza olan yaklaşımımızı yeniden kontrol ederek işe başlamalıyız. Önce araştırmalıyız, konular ile ilgili okumalıyız. Bilirkişilerden faydalanılmalı ve sorunlara zamanında müdahale etmeliyiz. Deneme yanılma metodu ile bir sefer deneme şansınız olur bu konuda. Yanıldığınızı anladığınızda ise bir deneme şansınız daha olmayabilir.

Çocuğunuzu teknolojik bir makina olarak görmekten ziyade, insan olarak ele almalısınız. Pisikolojik, sosyolojik ve pedagojik boyutları bakmalısınız meselelere. Aile içerisinde dışlanılmışlığı yaşamamalı çocuğunuz. Sonuç olarak çocuğumuza şunu hissetirmeliyiz. “Başına ne gelirse gelsin, biz senin yanındayız. Biz burdayız.” Bu gücü hissetmeli. Düştüğü zaman ailesinin elinden tutup kaldıracağı hissi kendisine verilmelidir.

Git ne halin varsa gör!.. Sen adam olmazsın!.. diyerek aşağılanmamalıdır. Arkadaşları, akranları ile hiç kıyası yapılmamalıdır. Nasıl olması gerektiği ile ilgili örneklemelerin bilinçli bir şekilde tesbit edilerek verilmelidir.

Kendi iç dünyasında oluşturmak istediği herşeyi kendisine bırakırsanız, yani yalnız kalırsa, kendine göre hür ve özgür bir dünya isteyecektir. Kendi özgürlük alanının sınırları, başkalarının özgürlük sınırlarının başladığı yerde bittiğini anlayamayacaktır. Ilgisizlik onu daha da arzu ettiği özgürlüğe kavuşturacak adımlar olduğunu benimseyecek, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi alışkanlıklara sürüklenecektir. Tabiki özgürlüğün sınırsız beklentileri aynı zamanda isteklerine ulaşamamanın bunalımlarını da bereberinde getirecektir. Bu durum birçok ergeni intiharla karşı karşıya getirebilmektedir. Kendilerine duydukları öz güvenler ve kendilerini ispatlama psikolojisi, içerisinden çıkamayacakları beyin ve düşünce tramvalarına sebebiyet vererek canlarına kıymayı kurtuluş olarak görebileceklerdir.

Kendi bireysel ve aile kültür yapısının, içerisinde yaşadığımız çok kültürlü toplumların birer parçası olduğu dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Çocuğumuz evde kendi kültürü içerisinde içli dışlı yaşamaya çalışırken, dışarıda karşı karşıya kaldığı başka kültürler mevcuttur. Bu kültürel sorunları entegrasyon dahilinde kültürler arası çatışmalar değil, kültürel zenginlikler olarak ele alınmalı ve karşılıklı anlayışlar çerçevesinde meselelere bakmalıdır. Bu şu demek değildir! Toplum içerisinde mutlu ve huzurlu olabilmenin yolu etkin kültüre adapte olmak, asimile olmak manasına gelmemelidir. Onun için de, konunun başında bahsettiğim gibi çocuklarımızın ergenlik öncesi hazırlık dönemlerinin, kimliklerinin oluşması noktasında çocukluk devrelerinde başlatılması gerektiğini belirtmiştim. Zaten asıl sorun acımasız boyutları ile yaşanmasının sebebi, çocukluk çağı eğitimlerinin gerektiği gibi verilmemesinden kaynaklanmaktadır. Gereken eğitim süreci çocuğun kimlik oluşumu ile ilgili verilmiş olsa, ergenlik çağı problemleri daha kolay bir şekilde atlatılabilmesi mümkün olabilecektir.

Çocuğumuzu anlayamama durumunda bu bunalımlı dönemlerinde ister istemez kimlik çatışmaları yaşar ve çoğunluk kültürleri arasında kendi değerlerinden kimliğinden ödün vererek asimile olmak durumunda kalır. Çocuğunuz tanınmaz duruma gelir. Netice olarak gün geçtikçe ergenlikden kaynaklanan sorunlardan dolayı sizden, aileden, öz değerlerinden uzaklaşır.

Her çocuğu bekleyen ergenlik süreci, gençlerimizi kendi başlarına yalnız bırakılarak sağlıklı bir süreçten geçileceği yanılgısına düşmemeliyiz. Çocuğumuz bu süreçte bizi, ailesini yanında hissetmeli. Bizlerde olmamız gerektiği gibi çocuklarımız ile beraber olmalıyız. Onları böyle bir dönemde anlamaya çalışmalı ve yardımcı olmalıyız.

Asıl Zenginlik Paylaşmaktır Asıl Zenginlik Paylaşmaktır

Sevgili dostlar! İnsanlık ve özellikle de batı toplumları tüketim denen hastalığın pençesinde can çekişmektedir. Özellikle medyanın da buna çanak tutması insanları tüketim kölesi haline getirmiş durumdadır. Her yeni çıkan... [Devam oku...]