Göçmenlerin Çıkarları Alman Medyasını Ilgilendirmiyor mu?
Yazar Ekrem Şenol, Nisan 2009 Sayi 34
Avrupa Adalet Divanı’nın 19.02.2009 tarihindeki kararının etkileri konusunda Türk gazetelerinin Avrupa baskılarında günlerdir haberler yayınlanıyor. Hatırlatalım: Karardan Türk vatandaşlarının AET-Türkiye Ortaklık Antlaşması’nın bir hükmü uyarınca 1 Ocak 1973 tarihi itibariyle Almanya’ya vizesiz gelebilecekleri sonucu çıkıyordu.
Türkler için çok önemli olan Adalet Divanı’nın bu kararı, tüm cepheleriyle haber olarak yayınlandı. Uzmanlar, ilgili kişiler ve hükümet tarafından resmi açıklamalar yapıldı. Ancak Alman medyasının dikkat çekici bir şekilde bu kararı - kapsamlı sonuçlarına rağmen - hukuki uzmanlık dergileri dışında göz ardı ettiğini söylemeliyiz.
Göçmenlerin çıkarları AlÖte yandan yayınlanmasının üzerinden iki buçuk hafta sonra başka bir nedenden olsa da mahkeme kararı popüler olmuş gözüküyor. Süddeutschen Zeitung ve Frankfurter Rundschau adlı gazetelerin haberlerine göre Federal Polis “yabancı guru” olarak bilinen Volker Westphal ve Edgar Stoppa’nın internet sitelerini engelleme kararı aldı. Polisin intranet sistemi aktüel sorular için Lübeckli Polis Hukukçularının internet sayfasına doğrudan geçiş imkanı sağlıyordu. Frankfurter Rundschau’da yer aldığına göre onun yerinde şimdi “Adı geçen internet sitesine BPOLP Ref 52’nin talimatı üzerine erişim engellenmiştir” deniliyor.
Konunun arka planı
Sayfanın yazarları olan Başkomiserler Volker Westphal ve Edgar Stoppa yabancılar hukuku konusunda eserlerde kaleme alan uzman olarak biliniyorlar. Aynı zamanda Lübeck’deki Polis akademisinde de ders veriyorlar.
Süddeutsche ve Frankfurter Rundschau gazetelerine göre uzmanlar mahkemenin kararından sonra Türklerin Almanya’ya vizesiz girebileceğine sonucuna vardılar. Ancak anlaşılan bu yöndeki yorumları Içişleri Bakanlığı’nda endişe ile karşılandı. Bir bakanlık sözcüsünün Adalet Divanı’nın bir tek olay üzerine karar verdiği, bunun Türk vatandaşları için genel vize şartını etkileyemeceğini ifade ettiği söyleniyor.
Frankfurter Rundschau’da yer aldığına göre hukuki durum Edgar Stoppa için gayet açık: “Karara göre Türklerin çoğu vizesiz Almanya’ya gelebilecekler”. Bunun anlamı Türk turistler, ziyaretçiler, dil kursuna gelenler, tedavi görmek isteyenler üç aya kadar Almanya’da vizesiz ikamet edebilecekler. Türk tır şoförleri veya iş adamları içinde durum aynı. Mahkeme kararı hizmet özgürlüğü ve vize zorunluluğunu düzenliyor ve Türk vatandaşlarının şu andan itibaren serbestçe Almanya’ya gelebileceğini belirtiyor. Stoppa ayrıca diğer uzmanların da konuyu aynı şekilde gördüğünü belirtiyor.
Süddeutsche gazetesinde yer aldığına göre Stoppa tüm meslek hayatında böyle bir şey yaşamadığını belirtiyor. Bu arada Içişleri Bakanlığı sayfanın 8 Mart 2009 tarihinde engellendiğini onayladı. Açıklamada Federal Polis’in 40 000 çalışanının bu yolla yanıltılmaları tehlikesi nedeniyle, “Internet sitesine erişim bloke edildi” denilirken, resmi kurumun “ tek bir çizgi takip etmesi” gerektiği belirtildi.
Hangi çizgiden bahsedildiği Göç Yasası ile yüzeysel de olsa ilgilenenler ve son yıllarda yapılan kanunları bilenler için gayet açık olsa gerek. Planlanan vize uyarı belgesi ve eşlerin getirilmesinde dil öğrenme ile ilgili düzenlemelerin hükümet açısında suya düşme tehdidi denebilir. Hükümetin Ikamet Kanunu’nu, uzak tutma kanunu haline getiren siyasi hesaplarını Adalet Divanı kararı alt üst edecekti. Hükümet çevreleri bu nedenle mahkeme kararını mümkün olduğu kadar kulak ardı etme çabası içerisinde.
Bunları yaparken çok yetersiz bir gerekçe öne sürülüyor. Adalet divanı kararının – hükümet çevrelerinden yükselen sesler bu şekilde – tek bir şahıs için olduğu ve geneli bağlamadığı savunuluyor. Bu gerekçenin ne kadar yetersiz olduğunu belirtmek için şunu söylemek yeterli sanırım: Federal Anayasa Mahkemesi’nin öğretmenlere yönelik başörtüsü kararı kişiye mahsus bir karardır, genel bir geçerliliği yoktur.
Derin çıkar ayrılıkları
Bu hikâyede ilginç olan diğer bir yön ise, Avrupa Adalet Divanı’nın bu kararında AET- Türkiye Ortaklık Antlaşmasını Almanya’da yaşayan iki buçuk milyon insanın lehine yorumlayarak, Türkler için vize serbestliği kararı vermesi. Siyasi açından çok önemli bir olay, aynı zamanda çığır açıcı bir gelişme.
Alman medyası için ise sitenin engellenmesi olayı, milyonlarca Türkü ilgilendiren mahkeme kararından daha fazla haber değeri taşıyor anlaşılan. Alman gazetelerini okumadıkları ve sadece Türk kanallarını seyrettikleri için Türkler Almanya’da paralel dünyalar kurmak istiyorlar yönünde önyargıların arkası kesilmiyor.
Ancak Alman medyasının ilgisizliğini dikkate aldığınızda Türklerin daha çok Türk medyasını takip etmelerine hak veriyorsunuz. Türkleri bu derece ilgilendiren konuda hiçbir gazete, televizyon ve radyonun haber vermediğini gördüğünüz için, entegrasyon adına medyayı niçin takip etmeleri gereksin ki sorusu haklı bir soru olarak karşımıza çıkıyor.
Türk kökenlilerin hepsi, akrabası, arkadaşı veya iş ortağını Türkiye’den vizesiz getirip getiremeyeceği ya da zorlu vize süreçlerinden geçilmesi gerekip gerekmediği konularını öğrenme hakkına fazlasıyla sahip. Bu tür kararların sonuçları ve etkileri konusunda bilgilenmek, uzman görüşlerini takip etmek istiyor. Bu arada Almanya’da televizyonlar için herkesten zorunlu vergi alındığını gözününe alırsanız bilgi edinme haklarının her zaman var olduğunu söylemeliyiz.
Alman medyasının Türk kökenlilerin menfaatleri konusuna ilgisizliği, entegrasyon konusunda da sürekli doğrunun yarısını söyleme politikası devam ettikçe, Türkler Türk gazetelerini okumaya, Türk televizyonlarını seyretmeye devam edecekler.
Son haftaların Türk gazetelerinin Avrupa baskılarına bakmanız, iki medya arasında çıkar çatışmalarının ne kadar derin olduğunu ve hangi doğrultuda eleştiri yapmanın uygun olacağını da gösteriyor.

