Hacarabın Serüvenleri 21
Yazar M.Salih Aydin, Nisan 2009 Sayi 34
Bahar geliyor bahar
Dostlar yeni bir baharın güzelliklerine kavuşurken, yeni bir yazıda buluşma sevincini yaşıyorum. Selamların en güzeli olan, ALLAH’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Âlemlere rahmet olan Peygamber Efendimize salât ve selam olsun. Sizlere de sıhhat ve afiyet diler en güzel günlerin sizlerin olmasını dilerim.
Baharın sevinci insanın içini açarken, ağaçların tomurcuğu başını çıkarıp baharın sevincine katılıyorken, bütün bitkilerde bu cümbüşe katılıyordu. Kuşların cıvıltısı bu görüntünün tadı ve tuzu oluyor hayat yeniden canlanıyordu. Yağmurda gökyüzünden süzülerek bu olaya katkı yapıyor ahenk hiç bozulmuyordu. Bu güzellikleri takip etmek ise insana huzur veriyor. Acaba? Bu oluşumu kaç insan bilinçli olarak gözleyebiliyordu. Dünyada yaşamak artık saniyelerin hesabını yapmaktı. Iş, güç, aile derken kendimize ne kadar zaman ayırabiliyoruz, ailemize ne kadar zaman ayırabiliyoruz, çocuklarımıza ne kadar zaman ayırabiliyoruz? Hayatı ve bütün bu güzellikleri nasılda kaçırıyoruz. Gelin artık izin zamanı yaklaşırken ailemize ve kendimize zaman ayırarak, bütün stresleri bir kenara atalım, kendimizi yeni çalışma sürecine daha verimli olabilmek için rektefe yaparak hazırlayalım. Burada bu konuyu tamamladıktan sonra sizleri Hacarapla baş başa bırakıyorum.
Hacarabın Baklavaları
Zamanın birinde babam işi bitirince gider biraz baklava alır hanımla yeriz diye.
Tabii Halamın efendiside (Eniştem) baklava alır (hepsi dedemin evinde kalıyorlar) beraber yeriz diye. Dedemin evi eski mezarlığın kenarında kapıyı açtın mı mezarlık Karaman`da Kızlar Türbesi dedikleri yer. Eniştem bakıyor babam önde gidiyor ama arkasındaki enişteyi görmüyor. Babam bir mezar taşının boşluğuna baklavayı saklar ve eve girer. Eniştem de başka babamın baklavasını alır başka bir taşın arkasına yerleştirir ve o da eve girer. Yemekten sonra eniştemin baklavasına hepsi yumulur. Ve odalarına çekilince babam kimseye görünmeden mezarlığa koşar, baklavayı annemle yiyecek ama havasını alır. Çünkü baklava yer değiştirmiştir. Arkasında bir ayak sesi duyunca bir döner bakar ki eniştem gülüyor. Ve babama:
-Ne o hacı aradığını bulamayan bir insana benziyorsun.
Babam da:
-Yok, bir şey der ama durumu anlar ve:
-Baklavayı sen mi aldın? Der.
Eniştem de:
-Evet, şu taşın orda der ve baklavayı çıkarır ve:
-Bu baklavayı da beraber yiyeceğiz öyle name yapma ayıp olmuyor mu deyince gülüşürler ve baklava da böylece gider.
Hacarabın işkembeleri
ve etli kemikleri
Babamla birlikte öğle namazından çıktık. Tam Başkan Memduh Şahinin dükkânının önüne geldik Memduh babama:
-Hacı amca yengeden izin aldım işkembelerin geldi alabilirsin dedi. Babam bana baktı Ben de:
-Ben karışmam madem annem izin vermiş dedim ve eve gittim. Babam annemi komşuya gönderiyor ve işkembeyi alıp evde bir güzel pişiriyor. Bir tabak yedikten sonra saklamaya fırsat bulamadan yakalanıyor. Tabii annem kızıyor ve işkembeyi tekrar temizledikten sonra babama yediriyor. O gün herhalde yemeği fazla kaçırmış yatsı namazına gelmedi. Ertesi gün baktım öğle namazında camiye geldi ben de çıkardım bir şeker verdim. Şekeri almadı ve bana:
-Sen bu şekeri hayrına vermiyorsun beni dedenin yanına göndermeye çalışıyorsun.
Ben de:
Sen bilirsin benim öyle bir düşüncem yok dedim.
Bazen babama takılırdım:
-Baba dedemin selamı var diye.
O da:
-Acelen ne oğlum daha çok zaman var derdi.
2 gün sonra etli kemik alır başkan Memduhtan. Eve gider annemi yine bir komşuya veya kardeşlerimden birine gönderir. Etli kemiği bir güzel kaynatır tam pişer annem içeri girer. Bakar ki ev et kokusu kemiği elinden alır ve kızar. Eee bakalım bu yeme işi nereye kadar gidecek hayırlısı.
Annahhh.
Bizim Konya Bozkırdan arkadaşlar bir araya gelir ve geç vakte kadar konuşurlar. Sabah namazı yaklaşır yanlarında da hemşerileri Derviş hoca var. Namaz vakti girince içlerinden biri:
-Hocam sureleri kısa tut uykumuz geldi diye tembih eder. Hoca tekbiri alır ve Elhamdan sonra Elif, Lam, Mim deyince arkadan bir tanesi Bakara suresini tüm okuyacak zannı ile gayri ihtiyari bir ses çıkarır:
-Annahhh. Hepsi gülmekten yıkılırlar.
Hacarap ve Ailesi Haberlerde Öldü.
Senenin birinde izine gidiyoruz, 7 Çocuk, Babam ve Annem, 9 kişi yola koyulduk. Ve rahatlıkla Karaman`a vardık. Karaman`a varınca akrabalar bize acayip şekilde yüzümüze bakıyorlar. Babam da sordu:
-Ne oldu hortlak görmüş gibi bakıyorsunuz diye.
Halamın efendisi rahmetli Eniştem de:
-O zaman senin bir şeyden haberin yok. Haberlere göre hepiniz öldünüz bir en küçük çocuk olan kızın Ayşe ölmedi ama bakıyoruz sapasağlamsınız. Ben de sağ salim gelirlerse 1 kurban keseceğim diye adak adadım çok şükür bir şey yokmuş dedi. Sonra işin aslını öğrendik. Gerçekten Ahmet Aydın isminde 7 çocuklu bir adam kaza yapmış en küçük kızı Ayşe sağ kalmış ama adam Kayserili yani detayını okumamışlar. (Bu arada babamın adı Ahmet Aydın. Lakabı Hacarap) ölenlerin ALLAH (c.c) taksiratlarını affetsin. Eniştem adak kurbanı kesti birazını dağıttılar ve birazını da pişirip konu komşu ile yedik bu arada babam da enişteme takıldı:
-Başka adak adayan yok mu ya daha doymadım.
Eniştem de:
-Yapma hacı bizi 200 liradan yaptın oldu mu yani. Herkes gülüşmeye başladı.
Babam da:
-Iyi ya enişte bizim sayemizde sevap kazandın deyince eniştem de güldü ve:
-Haklısın hacı bize sevap kazandırdın dedi.
Kardeşim Babamı Koltuğa dikti.
Yine bir gün ailecek evde oturuyoruz. Daha hiçbirimiz evli değiliz. Kardeşim Hüsnü 8 yaşında felan. Sen tut hiçbirimizin haberi yokken üşenmeden sen git babamı koltuğa dik. Babamda gece vardiyasında işe gidecek, fakat kendine yapılan işten haberi yok. Işe gideceği zaman gelince şöyle bir ayağa kalkmaya yeltendi. Kalkmanın imkânı yok, birkaç kere daha denedi ama millet gülmekten yerlere yattı. Sonra anladık ki kardeşim Hüsnü yapmış. Babam söylene, söylene işe gitti.
Bu yazıda burada noktalanırken Hepinizi ALLAH’A emanet ediyorum dostlar.
Selam ve dua ile.

