Hacarabın Serüvenleri 22
Yazar M.Salih Aydin, Mayıs 2009 Sayi 35
Kimliğimiz Veya?
Önce selamların en güzeli olan ALLAH’ın selamı ile selamlarım.
Yine bir baharın canlanışına şahidlik ediyoruz, hayatın yeniden canlanışı insana nasıl da neşe veriyor. Bu güzelliklerden bir çok insanın haberi bile yok.
Niçin?
Çünkü yönlendirme mekanizması medya olanca hızıyla harekette. Yalan ve karalamayla insanları nasılda hipnotizma ederek yönlendirmektedir. Insanlar hipnotizma olmuş sağlıklı düşünememektedir. Sağduyulu bazı kişiler de bu durumu bildiği halde cüzdanı ve vicdanı arasında sıkışmış kalmış durumda. Üç beş vatanını ve dinini seven insanımız insanlarımıza bu durumları, felaketin yaklaştığını anlatmaya çalışıyorlar. Ama velakin vatandaşlar hipnotizmanın etkisinde olduğu için, kişilerin menfaatleri için yönlendirildiğini görmüyorlar, duymuyorlar, söylemiyorlar. ALLAH (c.c) kalb gözlerini açsınki gerçekleri görsünler. Emri bi`lmaruf görevini yapan kardeşlerimizden de yardımını esirgemesin. Bu duruma inşaallah ahiret günü şahidim ve şahid olacağım.
Medya dedikte aklıma geldi, mazaallah Almanya’da yaşadığımız halde, gündem Türkiye yani televizyonda baktığımız bütün diziler, haberler Türkçe kanallardan. Almanya’daki gündemden ise kimsenin haberi yok. Hakkımızda ne gibi haberler var, doğru mu, yanlış mı haber veriliyor?
Acaba bir gün olsun kafamızı iki elimizin arasına alıp da hiç düşündük mü?
Bizim hakkımızda kim ne düşünüyor, çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Almanya’ya yerleşeceksek çocukları hem kendi kültürümüze hem de yaşadığımız ülkenin kültürüne nasıl adapte edeceğiz?
Eğer hala Türkiye diyorsak şimdiden nasıl bir önlem alacağız?
Bütün bunlara karşı ne gibi bir önlemimiz var?
Yoksa yine sahipsiz ve kimliksiz vurdum duymaz bir hayata devam mı? diyerek düşünmeye davet ediyorum.
Zamanın birinde bir kedi ve fare varmış birbirleri ile bir türlü anlaşamıyorlarmış. Fare kediye:
- Kedi kardeş sen benim peynir yememe niçin engel oluyorsun? Ben yarın açlıktan ölürsem, seni bir işe yaramıyorsun diye seni dışarı atarlar. O zaman sanada yazık olur bana da demiş.
Kedi de mantıken bu sözü doğru bularak, bu işe razı olmuş. Bu durumdan faydalanmasını bilen fare her gün yedikçe kilo alıyormuş. Bir gün kedi ev sahibinin hanımıyla şöyle konuştuğunu duymuş.
Ev sahibi:
- Hanım bu kedi bir türlü işe yaramıyor, kıvrılıp bir kenarda devamlı uyuyor, fareler evde cirit atıyor, bunu dışarı atıp eve yeni bir kedi getireceğim. Bunu duyan kedi rahatının kaçacağını anlıyor ve farenin geçeceği yerde bekliyor. Fare gelince bakıyor, fare yiye yiye semizlenmiş kaçacak durumu bile yok. Pençesini vurunca fare yakalanıyor. Fare perişan bir durumda:
- Hani kedi kardeş anlaşmıştık?
Kedi:
- Kusura bakma fare kardeş ben seni yakalamazsam benim durumum kötüleşiyor diyor ve farenin işini bitiriyor. Birgün bizim de rahatımızın kaçacağı günün geleceğini bilerek sadece bir hatırlatma diyorum….
Babamın işleri…
Babam Wetzlar`da Buderus demir çelik fabrikasında vinç sürücüsü olarak çalıştı. Döküm yapılan ağır ve kıpkırmızı döküm blokları kaldırıp yerlerine sevkederdi. Birgün yine çalışırken ustabaşı (Meister) aşağıda el kol hareketleri ile biriyle konuşuyormuş bu arada yukarıya doğru eliyle gösterip yüksek sesle birşeyler söylüyormuş. Babam içinden bu adam benim köklerimi ne söktürüp duruyor der, nar gibi kıpkırmızı döküm blokla adamın üstüne yürür, Adam kaçmaya başlar, bir taraftan da bu adam delimi ben ona ne yaptım diyormuş. Bir kaza olmadan, babam aklını başına alır da sakinleşir. Babamı aşağı indirirler, büyük şefler gelir tercümanla birlikte durumu anlarlar.
Babama:
- Sormadan öğrenmeden sen ne yapıyorsun bir daha olmasın derler. Babamın sürdüğü vincin camları kırıkmış meğer usta başı onların yapılması için talimat veriyormuş yani babamın iyiliğini düşünüyormuş anlıyacağınız.
Kayserili Yaşar Abi…
Kayserili Yaşar Abi, (Rahmetli) bizim Almanyadan komşumuzdu. Yemek yeme, hususunda çok mahirdi. Bir de yaşar abiyi tarif edeyim. 190 boy 140 kilo ağırlık. Birgün işyerinde yemekhanede yemek yiyecek. Bir bakıyorki Almanın biri dikkatle kendini izliyor. Alman`a hitaben:
- Bak nasıl yemek yenirmiş öğren diyor ve tüm dilim ekmeği bir lokmada götürüyor. Tabiki Alman`ın gözleri fal taşı gibi açılıyor. Ve Ah du liebe gott diyor gayri ihtiyari.
Yaşar Abiye birşey olmaz…
Yaşar abi işten çıkar babamla eve doğru yürüyorlar oradan buradan konuşuyorlarmış. Karşıdan da vatandaşın biri bisikletle geliyormuş. Sen gel Yaşar abiye tosla bisiklet bir tarafa adam bir tarafa bizim Yaşar abiye bir şey olmamış. Adam bir taraftan her yeri acıyor bir taraftan da Yaşar abiye:
-Aman Yaşar abi kusura bakma firen tutmadı. Yaşar abinin umurunda bile değil:
- Git işine kardeşim diyor.
Yaşar Abinin Yeri…
Yaşar abi iş yerinde sadece bir duş kabinine sığıyor. Öbürleri ise küçük geliyor. Bir gün kabinini bir ispanyol alır. Yaşar abi gelir bir bakar, kabin gitmiş. Adamın omzundan tuttuğu gibi fırlatır adam karşı duvara yerden kayarak yapışınca herkes gülüşür.
Babamla Yaşar Abi…
Bir konuda babamla yaşar abi tartışırlar ve anlaşamazlar. Yaşar abi babama posta koyunca babam:
- Hodri meydan erkeksen deyince.
Yaşar abi babama şöyle bir bakar ve (Babam 1,56 boyunda bir adam) Yaşar abi:
- Hacı abi bayağı cesaretlisin der.
Babamda:
- Ne yani teslimmi olacağız deyince kucaklaşırlar.
Yaşar abinin küreği…
Yaşar abi babamla aynı kısımda yani dökümde çalıştılar. Yaşar abi işe başlayınca eline bir kürek verirler. Ocağa kömür atacak o zamanlar eski düzen, küreğe bakar:
- Bu ne oyuncak kürekmi der. Yaşar abiye özel büyük kürek yaparlar ve hiçbir babayiğit o kürekle çalışamaz.
Eniştem Döküm
Olacaktı…
Dayım ve eniştem 1969`lu yıllarda Wetzlarda Buderus demir çelik döküm kısmında çalışırlardı. Işleride döküm olacak malları döküme hazırlamak ve vinççiye yardım etmek. Birgün eniştem çok yorgun işe geliyor. Dayıma:
- Ben şu kazanın içine yatayım vinççi bu kazanı alacaksa bana haber edersin diyor.
Dayım da:
- Ben takip edemem diyor ama. Aradan biraz zaman geçince. Bir de bakıyorki eniştemin yattığı kazanı vinç kaldırmış döküme gidiyor. Hemen harekete geçiyor vinççiye bağırıyor ve eniştemi son anda kurtarıyor.
Bu sefer de bu kadar. Hatalarımız varsa affola.
Selam ve dua ile ALLAH’a emanet olunuz efendim…











