Hacarabın Serüvenleri 24

msalih-aydin.jpgEskilerden bir hikâye

Türkiye’de bizim küçüklüğümüzde Ramazan yaklaşınca hazırlıklar başlar millet harıl harıl Ramazan için hamur işleri yaparlardı. Mahalle ahalisi birbirine yardımlaşarak işleri görürler yardımlaşma ile işleri götürürlerdi. Mahalle sakinleri birlik ve beraberlik içinde birbirine destek olurdu. Çocuklar yaramazlık yaptığı zaman mahalleden bir büyük görürse olaya müdahele eder, anneler babalar bu işe bir şey demezdi hatta bir tokatta babadan veya anneden yerdik. Onun için korkar uslu uslu oynardık istisnalar hariç. Evler avlulu bahçeler içinde acılar ızdıraplar hapisti. Komşular acıları paylaşır beraber ağlar beraber gülerdi. Mahallenin kocaman bir kapısı vardı, akşam oldu mu kapı örtülür sokaklara bekçiler çıkar düdüklerini öttürürlerdi. Yatsıdan sonra hiçbir ALLAH’ın kulu sokakta kalmazdı. Sinemalar bile kapanır millet evlerde sohbet ederdi. Babaanneler, Anneanneler çocuk ruhlara masallar anlatırdı. Hayaller geniş olurdu oyuncaklarımızı kendimiz yapar oynardık. O saf ard niyetsiz insanımız yok artık. Dertlerimizi paylaştığımız sırlarını sakladığımız komşularımız çoktan göçtü anayurduna. Dünyayı elektronik kirler kapladı gözlerimde ise yaşlar. Koşuşturduğum sokakları tanıyamıyorum artık derinlere dalıyorum. Tabii her insanın hatıraları var derinlerde. Tabiki güzel tekrar tekrar yaşayacağı anları vardır. Kumandaları elimizden atalım ve o anlara dalalım, beynimizdeki hatıra defterini okuyarak, elbette gülümseyeceğimiz bir anı veya hüzünleneceğimiz özlemini çektiğimiz ve kaybettiğimiz bir büyüğümüz veya küçüğümüz vardır.

Ramazan`da sahura kalkar yemek yerdik oruç tutabileceğimizi sanarak ama öğlene zor dayanır gizlice yerdik. Büyüklerimiz aferin kızıma veya oğluma der başımızı okşardı. Ama bazende suçsuz dayak yediğimizde olurdu. Velhasıl iyi ve acı günlerimiz oldu ama bu zamandan daha iyi günlerdi. Şimdi sadece kendimizi düşünen insan olduk. Bir silkinelim artık.

Gelelim Hacarab ve diğer hikâyelere.

Hacarabın kitapları

Babam; bir zaman Hicazdaki teyzesi Karaman`a gelmiş onu da göreyim diye yalnız izine gitti. Tabii izin bitişinde elinde bir valiz olduğu halde çıktı geldi. Biz de etrafında halka olduk valizin içinden yiyecek bir şey çıkacak babam hediye getirdi diye. Bir de baktık ki valizde bir tane bile yiyecek bir şey yok sadece kitap, bırak yiyecek giyecek bile yok. Çocuklar şok olmuş babama, hepsi de manalı manalı bakmıştı. Kitap, kitap, kitap… Babamsa gülüyordu.

Benim Askerlikte Böyle Geçti

Herkes askerliğini anlatır. Vay şöyle olmuş vay böyle olmuş. biz paralı askere gittik. Bize Mehmetçik demediler Mehmet ağa dediler. E ne yaparsın. Biz, yani paralı askerlik yapanlar, yine de birşeyler anlattık; şimdi müsaade ederseniz ben de sizlere birşeyler anlatacağım. Sene 1983 Haziran ayı yolumuz Burdur’a düştü. Bir akşamüstü tugaya teslim olduk. 11. dönem 58 topçu er eğitim tugayı 2 inci muhabere bölüğü 1 inci takım 1 inci manga 10 uncu asker. Neyse biz gece olduğundan sivil elbiselerle koğuşlara dolduk ama sivil elbiseyle nöbeti de tuttuk. Sabah erkenden kalktık (kaldırdılar). Mıntıka temizliğinden sonra kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra, 2 inci muhabere bölüğü olarak dört takıma bölündük, ben 1 inci takım 1 inci mangaya düştüm. Hizaya dizildikten sonra, önce askeri elbiseleri aldık, sonra askeri elbiseleri giydik ve sivilleri teslim ettik geldik bölüğe. Benim elbise o kadar dar ki sorma gitsin içinde boğuluyorum. Baktım Konya Bozkır’dan bir arkadaşın elbisesi o kadar bol ki adam içinde kayboluyor. O arada benim pantolonun dikişleri birkaç yerden gitti. Arkadaşa dedim ki:

-Senin elbiseler bol benim elbiseler dar gel değişelim.

Arkadaş:

-Tamam dedi. Üstümüzü hemen oracıkta değiştik elbiseler bana da arkadaşa tam oldu ama sökükleri görünce itiraz edecek oldu. Ben de:

-Dikiş takımın yok mu? Dedim.

-Var dedi.

-O zaman git hemen dikiver ne olacak dedim oda ikna oldu böylece dar elbiselerden kurtuldum. Öğleye doğru iştima olduk bölük komutanı:

-Birinci takım birinci manga ona kadar say ve ayrıl. Onuncu adam bendim ayrıldık.

-Istikamet yemekhane. Böylece şanslı olduğum ortaya çıktı. Yemekhaneye vardık orada bir Karadenizli onbaşı var.

Bize:

-Oturun zaman var dedi. Biz de oturduk konuşuyoruz. Tam bu arada bir astsubay içeri girdi biz ayağa kalktık onbaşı selam verdi bize de oturun diye eliyle işaret etti biz de oturduk. Asteğmen de yemekhaneyi şöyle bir arşınladı geri geldi. Onbaşının önünde durarak hazır ol dedi ve elleriyle çene altından bir vurdu ki sorma gitsin onbaşının ayakları yerden kesildi. Korkumuzdan biz de hazır ola geçtik ne de olsa daha 1 inci gün.

Asteğmen onbaşıya:

-Benden izin almadan askere nasıl otur dersin dedi ve çıktı gitti. Meğerse adam yüzbaşıyı bile tokatlamış ve hiçbir görevi yokmuş sadece gün dolduruyormuş.

Gelelim olayın devamına.

Bizi yine iştima ettiler ve ordan asteğmenin biri:

-Çavuş olacaklar ayrılsın dedi. Ayrılanlar olmasın mı askeri bir gülümseme aldı.

Asteğmen:

-Bunlar da Avrupa çiğnemiş gelmişler 2 ayda çavuş mu olunur? Diye bağırınca bizimkilerin yüzlerinde şimşekler çaktı.

Başka bir gün sabah kahvaltısından sonra yine iştima olduk. Komutan:

-Mutfağa gönüllü gitmek isteyen şu tarafa ayrılsın.

Herkes ayrıldı ama Samsun Terme`den bir arkadaşa:

-Kardeşim bu işin içinde bir şey var biz de ayrılalım.

Arkadaş:

-Yok, duralım ayrılanlar gitsin dedi.

Ben de bile bile ayrılmadım ama mutfağa ayrılanları değil kaytaranları yani bizi gönderdiler. Aslanlar gibi gittik mutfağa önümüzde küçük bir dağ fasulye yığılı temizle temizle bitmiyor. Sonra başımızdaki onbaşını çağırdım:

Otura otura belim ağrıdı başka bir iş yok mu?

-Var gel dedi.

Gittik ki ne göreyim et işleri öbüründen de beter. Hayatımda yapmadığım bir iş. Uzatmayayım daha sonrada salatalık soymaya gittik de kurtulduk. Yemin töreninden sonra Ramazan bayramı geldi bize on gün izin verdiler. Memlekete gittik. Daha sonra da birinci takım birinci manganın özelliğini bir sefer daha yemekhane ve çamaşırhaneye giderek hallettik. Haa üç seferde atışa gittik. Malum birinci takım birinci manga olduğumuz için atışlarda yazıcı olduk. Sonra da mermiler bayatlar diye bitinceye kadar atış yaptık.

Eee 2 aylık askerlik bu kadar olur. Ama şimdiki paralı askerlerden daha kıdemliyiz buna da şükür.

Kardeşlerim burada noktayı koyarken Ramazanı şerifimiz hayırlı olsun der Fıtr bayramımızın da hayırlı olmasını Yüce Mevla’dan dilerim. Inşaallah yüzleriniz hep gülsün. Allah’a emanet olun bir dahaki sefere ya nasip.

Selam ve dua ile.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]