Hacarabın Serüvenleri 25
Yazar Eylül 2009 Sayi 38, M.Salih Aydin
Onl
ar ve Biz.
Biz sevindik, sevildik, güldük, eğlendik.
Onlar horlandılar, vuruldular, korktular, öldüler. Biz yedik, içtik, şiştik ama kimseyi düşünmedik,
Onlar aç, susuz, evsiz, yurtsuz, kimsesiz, kaldılar. Biz sıcakta klimadan soğukta kaloriferden fazla yemekten acındık,
Onlar yandılar, üşüdüler, yemediler ama acınacak kimseleri yoktu. Biz lüks yataklarda yattık uyumaktan canımız sıkıldı,
Onlar bombalar evimi ne zaman yıkar korkusu ile gözlerini bile yummadılar. Bir de kalkmışız müslüman kardeştir insanlar kardeştir diyoruz.
Bu kaygısız halimizle bir gün gelir ve şöyle de diyebiliriz.
Yerin altı yerin üstünden hayırlı.
Çok geç olmadan aklımızı başımıza alalım. En azından paralarımızla zor durumdaki kardeşlerimizi destekleyelim. Zamanın boşuna ziyanı, insanların umursamazlığı, ahlaksızlığın insanlar arasında normalleşmesi, paranın insanları esir etmesi bana hep bunları çağrıştırıyor. Bir an önce aklımızı başımıza almassak yarın çok geç olabilir!
Münacatım artık dualara kaldı başka bir sığınağım yokki.
Nasıl bir dünyada ve zamanda yaşıyoruz?
Kardeşliğimiz nerede kaldı?
ALLAH’tan (c.c.) başka sahibimiz zaten yoktur.
Iki milyara yakın müslümanlar darmadağın.
Kardeşlik güven sevgi hep lafta kaldı.
Düşmanlarımızı kardeşler edindik.
Nasıl da birbirimizi öldürüyoruz.
Ne zaman kardeş olduğumuzun idrakine varacağız.
Gerçekleri ne zaman göreceğiz. Zaman hep aleyhimize işliyor.
ALLAH (c.c.) Müslümanlara, insanlığa uyanma nasip etsin.
Âmin…
Dedektif Hacarap
Babam Almanya’dan izine gider. Birgün Karaman’da dolaşırken kızkardeşini görür. Eniştem de Almanya’da. Içinden ben bunu bir takip edeyim der. Halamın yanında başka bir komşu kadın var. Önce halam kendine bir gazete alır sonra da giderler bir parkta otururlar. Halam gazeteyi ters tutarak bakar gibi yapar kadın bir şeyler sorar. Halam da cevabını verir. Kalkarlar yeni sinemanın önüne giderler. Halam sinemada ne oynuyor diye şöyle bir bakar kafasını sallar ve sinemaya girerler. Babam da halamın evine gider halamı bekler. Halam gelince sorar:
-Söyle bakalım… Hanım gazete okumasını bilmiyorsun hem de ters tutuyorsun kadına rezil oluyorsun.
Halam:
-Abi ben kimin kardeşiyim. Kadın bana:
-Gazeteyi ne yapacaksın dedi.
Ben de:
-Kültürümüzü artıralım dedim. Oturunca gazeteyi ters tuttuğumu fark ettim bile bile çevirmedim. Niye? Çünkü kadının öyle veya böyle soracağını biliyordum. Kadın sordu:
-Gazeteyi ters tutuyorsun?
Ben de ne cevap verdim:
-Hanımefendi düz tutarak herkes gazete okur marifet böyle ters okumak dedim oda ağzını kapadı deyince babamın hoşuna gider.
Ciciannemle Halam Kendilerine Nasıl Ziyafet Çekti.
Ciciannem baba tarafından dedemin son hanımı biz hep cicianne derdik. Ciciannem ve halam babam izine geldiği için ziyaret etmeye bizim eve gelirler. Evde babamları bulamazlar ama çok acıkmışlar. Bizimkiler girerler bir lokantaya kendilerine güzel bir ziyafet çekerler. Sonra iş hesaba gelir birbirlerinin gözlerine bakarlar. Ikisinde de beş kuruş para yok. Neyse ki lokanta sahibi tanıdık olduğu için sonra getirir verirler. Ama bu işin bir de Hacarap sürümü var. Halam ve ciciannem böyle anlatınca babam:
-Yok, öyle değil siz gittiniz yemeğe bir güzel yumuldunuz sonra da lokantacı geçin bulaşıkları yıkayın dedi deyince.
Halam da:
-Abiii öyle değil sen de amma da abartıyorsun deyince herkes gülüşür.
Hacarabın Işleri
Almanya`da Babama çocuk kasasından bir mektup gelir gel konuşalım diye. Sabah olunca annemi de yanına alır çocuk kasasına gider. Gider ama yerini bilmiyor. Tutar kendi adresi olduğu yeri göstererek sormaya başlar. Sora sora giderken kendi oturduğu üst komşusu rast gelir ona sorar. Komşu bakar bakar gülerek:
-Hacı abi bu adreste ne yapacaksın der.
Babam da:
-Çocuk kasasından istemişler oraya gidiyorum der.
Komşu:
-Hacı abi bu adres senin evin. Sen yanlış yere bakıyorsun yanlış yere gidiyorsun doğru adresi göstererek burası doğru diyor.
Babam da:
-Kardeşim idare edin ben antika bir adamım diyor.
Halaoğlunun kafasını nasıl kırdım?
Ben dört beş yaşlarındayım o zamanlar halamlar Ankara Polatlıda oturuyorlar. Halaoğluyla dışarı çıktık oynuyoruz. Benim aklıma bir oyun geldi tuttum bir taşı aldım yukarı attım. Halaoğluna da:
-Bak kuş uçuyor diye bağırdım ama kafasına vuracağını hesap etmedik. Halaoğlu bakıp dururken taş kafayı kırdı Tabiki haliyle ağlamaya başladı. Bunu duyan halam, annem dışarı fırladı halam oğlunun kanını durdurmaya çalışırken ben de bir araba sopa yediğim yanıma kar kaldı.
Keçi Uslu dur
Seneler önce büyük dayım köyde oturuyor. Rahmetli yengem o zamanlar sağ yanında birkaç kişiyle aşenede ekmek pişiriyor. Yengemin şakacı bir erkek kardeşi var. Gelir bakar millet harıl harıl ekmek pişiriyor, bunlara bir oyun oynayayım diyor. Görünmeden yere uzanıyor ve kapıyı örter gibi yapıyor Tabiki haliyle gıcırtı yapıyor.
Yengem:
-Keçi uslu dur diyor. (Dayımların keçileri vardı onlar bazen yaparmış)
Kardeşi Tekrar yapıyor.
Yengem yine:
-Keçi uslu dur diyorum sana diyor. Tam bu sırada aniden ayağa kalkıyor. Bunu gören yengem bayılıyor kadını zor ayıltıyorlar. Yengem kendine gelince kardeşi:
-Ben sana şaka yapayım dedim sen benim ödümü kopardın canın iplikle mi bağlı deyince herkes gülüşüyor.
Karaman’da Böyle
Kimselerde var
Adamın birinin paraya ihtiyacı olur ne yapayım ne yapayım diye düşünür bir yol bulamaz. Birgün yine düşünürken aklına bir şeytanlık gelir ve uygulamaya koyar. Zaman tam hasat zamanı. Ekinler olmuş derilme vakti gelmiş. Adam iki döver biçer kiralar önceden tespit ettiği tarlaları bir bir gösterir buraları derin der. Döver biçerler işe başladığında iki kamyon kiralar kamyonlardaki ürünü esnafa peşin paraya satar aldığı paralarla da ihtiyacını karşılar. Aradan bir hafta geçer. Vatandaşlar tarlasına gider. Birde ne görsünler tarlalar dümdüz gözlerine inanamazlar. Koşarlar polise, jandarmaya ama atı alan çoktan Üsküdar’ı geçti.
Hayırlısı ile bu yazının sonuna da geldik. Sizleri de ALLAH’a emanet ediyorum. Nasip olursa bir dahaki sefere Inşaallah.
Selam ve dua ile.

