Hacarabın Serüvenleri 26

msalih-aydin.jpgŞİKÂYETIM VAR YA RASULALLAH…

ALLAH’IM; Resulüme şikayetim var ümmetten!

Dünya yeniden Ebu Cehil devrini yaşıyor. İnsanların çeşit çeşit putları oluştu. Insanlar sadece bu dünyayı düşünür oldu. Kumar, zina, içki, ahlaksızlık yeryüzünü sardı. Fitne diz boyu alabildiğine çoğalıyor. Ahlaklı, hakkı üstün tutanlar yerilirken kötü işleri yapan insanlar el üstünde tutulur oldu. Gidecek ne bir yerimiz ne de ALLAH’tan (c.c.) başka sığınacak başka dostumuz kaldı. Islam`ı ılımlaştıracağız diye nasılda uğraşıyorlar. Islam`a göre yaşam değil de kendilerine göre Islam oluşturma peşindeler. Çocuklarımızı istemesek de Ebu Cehil zihniyetinde yetiştiriyorlar. Aileleri küçülttüler. Dedeleri, nineleri huzur evine tıktılar. Kendi başlarına da geleceğini bilerek. Moda adına kadınlarımızı tesettürden uzaklaştırdılar. Evde ne huzur kaldı ne de yaşam. Kadın hakları dediler Islam`a zıd kadınlar oluşturdular. Erkekler kahvehanelerde, kadınlar televizyon karşısında konuşmayan bir millet olduk. Ne kadın kocasından anlar ne erkek karısından anlar oldu. Boşanmalar gırla gidiyor. Saygı ve sevgi lafta kaldı. Erkekler kadın gibi kadınlar erkek gibi giyinir oldu. Yetiştirdikleri çocuklar da yaşadıkları memleketlere yararlı olacağına zararlı oldu.

Ya Rasulullah!

Nereye gidelim nerede yaşayalım? Bizim hicret edecek ne bir Habeşistanımız nede bir Necaşimiz yok. Zulüm her yeri kapladı. Artık müslümanı terörle birlikte anar oldular. Topraklarımız, zenginliklerimiz, işgal edildi. Namusumuz haysiyetimiz yerle bir oldu. Islam`ın sancağı sahibsiz kaldı. Erkeklerimiz korkak oldular. Biz hala günlük işlerle uğraşıyoruz. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Haram helal birbine karıştı. Yediklerimiz haram da helal de birbirine karıştı. Yediklerimizde az da olsa haram var. Biz ne soruyoruz ne helalini arıyoruz sadece mideyi dolduruyoruz. Onun için de evlerimizde bereket kalmadı. Bizi ilgilendirmiyor mazlumların kanı. Bizi ilgilendirmiyor Islam topraklarının işgali. Bizi ilgilendirmiyor komşu Müslüman ülkelerin durumu. Habire dünyaya daha sık sarılıyoruz. Kendimizi bir şey olduğumuzu sanıyoruz. Mezara en sevdiklerimizi defnettiğimiz halde ondan da ders almıyoruz ya Rasullallah. Şikâyetim budur ya Rasulullah… YA RABBIM şikâyetimi ilet veya bizleri ıslah et. Sen her şeyi en iyi bilensin. Âmin.

Dedikten sonra gelelim bugünkü hikâyelerimize.

Çumra’da Takla Güvercinler

Hacarap bildiğiniz gibi güvercin hastası bir adam. Yani onun ilgi alanındaki en çok sevdiği işlerden birisi. Güvercin beslemek tabiî ki en iyisine de sahip olmak. Ne kadar yükselir ve fişek gibi çıkarak takla atarsa o makbul. Bu kadar bilgi verdikten sonra gelelim olaya.

Hacarap bir gün kuşçular kahvesine gider milletin ağzında bir çift güvercin var. Övdükçe övüyorlar Hacarapta bu neyin necisi diye kulak kabartır. Kuşların Çumra’da bir çiftlikte olduğunu öğrenir ve hemen bu işin peşine düşer. Elde yok avuçta yok en züğürt zamanı. Bir kamyoncu arkadaşı Karaman’dan Konya’ya gitmekte. Arkadaşına beni de Çumra’ya atıver der. Dışarı Çumra’da kamyondan iner daha on onbeş kilometre yol var. Bir taraftan yağmur ama Hacarap bu, işten yılmadan yürür. Ama yağmurdan da sucuk gibi sırılsıklam ıslanır. Sora sora adamın çiftliğine varır. Kapıyı çalar adam açar. Babam hem ağlar hem yalvarır. Adam vermek taraftarı değil. Üstelik Hacarabın cebinde beş kuruş bile yok. Ne yapar ne eder adamı ikna eder ve kuşları alır Karaman’a zor şartlarda gelir. Bir hafta sonra kuşları kümese alıştırmış olarak arkadaşlarını ve kuşçuları davet eder. Onlara kuşları uçuracak. Herkes gelir evin hayatına otururlar, dört gözle kuşları beklerler. Bu ara çaylar gelir, Hacarap da kuşları salar ama millet çayları unutup kuşlara dalarlar. Çaylar soğur ama millet bakmaktan bıkmaz. Ertesi gün kendi aralarında toplanırlar ve Hacaraba bir iyilik düşünürler. Hacarap gibi bir züğürt nasıl olur da böyle bir kuşa sahip olur. Baldanı görevlendirirler.

Baldan Kuşları Nasıl Aşırdı

Baldan, Hacarap işte olduğu bir vakit sadece o kuşları değil bütün kümesi götürür. Hacarap işten dönünce bir de bakarki kümeste bir tane bile kuş yok. En sevdiği arkadaşı Kara Muammer abiye gider, derdini anlatır oda:

-Oğlum ben sana demedim mi bu kuşları kimseye gösterme sana yar etmezler. Al dediğim çıktı diye sitem eder. Hacarap da şuçunu bildiği için bir şey demez. Baldan ise köyüne götürdüğü kuşları kümesine alıştırır ve arkadaşları ile gizli gizli uçururlar ama sır vermezler. Fakat Baldan`ın bir köylüsü durumu fark eder. Babam da Kızılay’da şoför olduğundan köylüler tanımakta. Dolayısıyla bu köylü de Hacarabı ve kuşlarının çalındığını bilmekte. Hemen ertesi gün kamyona atlar gelir Hacaraba durumu bildirir. Hacarap durur mu hemen köye gider daha köye girmeden bir bakar ki kuşları uçuyor. Kuşçular kuşlarını çocukları gibi bilirler hatta biraz da öte. Doğruca muhtarı ve köyün ileri gelenlerini bulur olayı anlatır ve muhtar ve heyetiyle beraber giderler Baldandan kuşlarını alırlar. Ertesi gün gider Kuşçular kahvesinde ver yansın eder. Kuşçular da pişkin pişkin şaka yapmıştık derler.

Bizim Tarlaya

Karaman`da zamanın birinde adamın birinin tarlası varmış. Uzun zamandan beri yağmur yağmamış. Bir gün bakmış ki yağmur bulutları toplanıyor. Adam ümitlenmiş ve ellerini açmış:

-Ya Rabbi bizim tarlaya bizim tarlaya diye dua ediyormuş. Nihayet yağmur öyle bir yağmış ki tarlayı sel götürmüş. Adam kafasını iki elinin arasına almış ve:

-Behey gafil adam yağmurun hepsini kendi tarlana ister bencillik yaparsan işte böyle olur. Ettiğini buldun niye hep kendini düşünürsün. Rabbim taksimatını yapmış niye acizliğini bilmezsin de kıt aklınla karışırsın. Tövbe bir daha karışmam sen ne verirsen razıyım diye söylenmeye başlamış.

Maşallah Şirketi. (Gmbh)

Alman`ın biri bir Türk arkadaşı ile Türkiye’ye izine gider ve kamyonların üzerindeki Maşallah yazısı ilgisini çeker ve bu yazının büyük bir şirketin ismi olduğunu zanneder. Almanya’ya geri dönünce de Alman arkadaşları sorar:

-Türkiye’yi nasıl buldun?

Izinden dönen Almanda:

-Türkiye’de öyle büyük bir şirket var ki Almanya’da görmedim Maşallah Gmbh.

Was, Nicht Verstehen.

Bu da üstteki olayın Türkçesi. Yine bir Almanla Almanya’ya yeni gelmiş bir Türk arkadaş oluyor. Bir gün ikisi beraber gezerken Almanca bilmeyen bizim vatandaş Türkçe:

-Bu fabrika kimin, bu fabrika kimin diye soruyor. Alman da:

-Was Nicht Verstehen deyip duruyormuş. Türk’de Alman`a dönmüş:

-Was Nicht Verstehen amca çok zenginmiş banada bir iş versin.

Ben de Isterim

Dedem Halil Efendi bekâr kalıyor. Mahalle sakinleri ve dostları onu bir hatunla evlendiriyorlar. (Bizim orada halk tabiriyle baş-göz ediyorlar) Bunu olayı bilmeyen çarşı esnafından Fırıncı Sami Çelebi ayrıca dedemin dostlarından biri ALLAH (c.c.) her ikisine de rahmet etsin, dedemi gözetliyormuş. Dedemin yeni hatun geliyor ayakkabısını dedeme boyanması için bırakıyor gidiyor. Dedem de ayakkabıyı boyadıktan sonra ayakkabının içine 10 lira bırakıyor. Biraz sonra dedemin yeni hanımı gelip ayakkabıları alıp gidiyor. Olayı yanlış anlayan Sami Efendi hemen dedemin yanına geliyor ayağını boya sandığının üzerine koyuyor ve:

-Boyar mısın Halil ağa diyor. Dedem de ayakkabıları boyadıktan sonra bakıyor Sami Efendi ayağını sandıktan çekmiyor. Kafasını kaldırıp Sami efendiye:

-Sami Efendi ayakkabılarınız ayna gibi oldu efendim ayağını indirebilirsiniz daha arkada velinimetlerim bekliyor bir senle akşamlayacak değilim diyor.

Sami efendi de:

-Halil ağa demin hatunun birinin ayakkabısına bir şey koydun ondan ben de isterim deyince.

Dedem fena kızıyor:

-Bre Sami Efendi yoksa benden başka birşey mi bekliyorsun, bilmiyorsan bil, o benim yeni hatun. Hatunumun gönlünü almak mecburiyetindeyim. Ama senin gönlünü almak bana düşmez. Benim husisi işlerime ne karışıp maydanoz oluyorsun deyince bizim Sami Efendi kötü bozuluyor ve bir şey demeden çekip gidiyor. Biraz sonra etli ekmek getirip dedemin gönlünü alıyor da barışıyorlar…

Dostlar bugünde burada yazımızı noktalarken Sağlık ve mutluluk ve esenlikler dilerim. ALLAH’A (c.c.) emanet olun.

Selam ve dua ile.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]