Hacarabın Serüvenleri 27

Hacarabın Serüvenleri 28Sevgi Dolu Bir Bahçe…

Önce ALLAH’ın yüce selamı ile başlarım. ALLAH’ın Selamı Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun. Ey insanlar, insanım sananlar, kendini insanlığa adadım zannedenler. Yaşamın güzelliklerini yaşamadan başkalarına zehir edenler. Yaşamın gayesi’ni hedef edinmeyip, nefsin gayesini hedef edinenler. Niçin tatlı bir yaşam var iken tatsız bir yaşama dönüştürülür. Insanoğlu dünyaya yemek ve içmek için gelmemiştir. Hayvani gayeyi tatbik etmek için de gelmemiştir. Onlar sadece bir vesiledir. Hayatın yaşam gayesini bulamayanlar boşluk içinde yüzenlerdir. Tabii onlar kendilerine yanlış yollarda yararı olmayan bir oyuncak ararlar. Izdırapların dinmediği acıların sönmediği bu zamanda zalimlerin bilmediği bir şey var ALLAH (c.c.) gerçekleri perdeleyen nefs putu çeşitli bahanelerle ortaya çıkmakta ve kıymetli zamanlarımız boşa harcanıp gitmekte başkalarını değil kendimizi aldatmaktayız. Sonra da çamura düştüğünü anlayıp kurtulmak için daha da çamura batmakta onunla da kendine teselli aramaktadır. Insan ALLAH’ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmek istememekte kendini zavallı bir varlık durumuna düşürmektedir. Üstün bir varlık olduğunu bilemeden. Sevgi ALLAH (c.c.) sevgisidir, yaşamın gayesi kendi düşüncelerini bu dünyada tatbik etme değildir. Çünkü bu dünyada sınırlı bir ömür ve ödevi olan bir talebeyiz. Bir zaman sabır denizinde yüzerek aşacağız. Eğer sabır denizinde sabır edemez isek alabora olur batarız. ALLAH’ın (c.c.) verdiği nimetlerin şükrünü eda etmek zorundayız. Başka şansımız da yok. Her nimetin kendi özelliklerine ve güzelliklerine göre yaşayarak, tadarak, hissederek, koklayarak, duyarak, konuşarak, seyrederek yaşamın güzelliğini anlamalı ve yaratana şükretmeliyiz vesselam. Sevgilerimle Wetzlar 01.06.97 Halil Aydın. Vefatı 03.08.1997…

Rahmetli oğlum Halil’in notlarından 02.11. 2009 günü doğum günü vesilesiyle geçmişlerimizin ruhuna Fatiha…

Doktor Vatandaşa Cevabı Verdi

Hastanelerde ölüm oranı çok olduğundan vatandaş doktora soruyor:

—Doktor bey son zamanlarda ölüm vakaları hastanelerde çoğaldı bunun sebebi ne olabilir ve hesabını nasıl vereceksiniz?

Doktorun cevabı ise:

—Aksine mezar kazanlar, ölü yıkayanlar, kefen satanlar, sabun satanlar, fırıncılar, mevlithanlar, Kur’an Kursları, vatandaş, mezar taşı yapanlar, akrabaları, veraset düşen çocukları vesaire bize dua edecekler geriye ne kalıyor ki? Bırak onu da onlar düşünsün.

Hacarabın Tesbih hikâyeleri

Bizi Nasıl Atlattı

Bir zamanlar izinde babamla beraber Konya’yı gezmiştik. Sonra Karaman’a döndük biraz sonra babam ortadan birden kayboldu. Biz ALLAH ALLAH bu adam nereye gider ne eder her tarafı didik didik taradık sanki yer yarıldı Hacarap içine girdi. Aramadığımız yer sormadığımız kapı kalmadı sanki Hacarap diye biri Karaman’da yoktu. Hiç aklımızda olmayan şeyleri hep babam düşünür ve hep şöyle söyler:

—Benim kafamda kırk tilki gezer hiçbirinin kuyruğu öbürüne değmez. Nitekim öyle yapmış bizi Karaman’da uyutup ver elini tekrar Konya’ya. Orada gözüne kestirdiği bir tespih varmış ama parası yok. Hemen muhterem Taşkentli Mustafa abimin evine ve ondan parayı alır almaz doğru tespihcide soluğu alıyor. Tespihi alıyor ve Karaman otobüsüne biniyor. Gelelim Karaman’a biz tabir yerindeyse yerimizde duramıyoruz. O sıcakta haşat olduk Hacarap hala ortalıkta yok. Akşam kararmakta tam o sırada çıkagelmesin mi? Biz tam posta koyacağız, bir yaygara bir gürültü, bir şişti ortada, bir gitti geldi, suçlu suçsuz, suçsuz suçlu oldu. Meğer her şeyi kafasından hesaplamış basarsam gürültüyü onlarda susar. Biz de kendisi hasta olduğu için, bir yerlerde düşüp kalır telaşındayız. Anlayacağınız hem yorulduk hem azar işittik…

Annem Babama Para Vermese O da Borç Yapar

Babam her izine gittiğinde tanıdık bir gümüşçü var ondan alacağını gizlice alır. Izinden dönünce de benim filan gümüşçüye şu kadar filan tespihçiye şu kadar filan saatçiye şu kadar borcum var der ve parayı gönderirdik. Bir seferinde de insanlık bu ya tespih parasını unutmuş Türkiye’den bir telefon Hacarap bizim para nerede kaldı iste o zaman evde fırtına koptu ve elinden kontosu da kartı da annem ve kardeşlerim tarafından alındı. Haline çok acıdım oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi mahzundu…

Hacarabın Koleksiyonları

Karaman’da da başka yerlerde olduğu gibi eski dededen kalma çok kıymetli tesbihler var. Babam bunları almak için camileri dolaşır dururdu. Her izinde en az birini alır gelirdi yani koleksiyoncu idi. Almanya’ya gelince de bu filan hocanın tespihi bu filan ağanın tespihi der sevinirdi. Bir tarafa cep saatlerini dizer, bir tarafa gümüşlerini dizer, bir tarafa tespihlerini dizerdi. Şimdi camilere tesbih yapar kırılanları ve eksikleri tamir eder.

Karaman Denince Değişik Hocalarımız Akla Gelir Önce Karasakal Hoca

Peygamber Niçin Kabak Yerdi?

Işte onlardan birisi: Hocaya bir gün sormuşlar; “Hocam Peygamber Efendimiz (s.a.v) kabağı niçin çok severdi” diye hoca da tatlı ihtiyacını oradan karşıladığını söylemiş ama adam tekrar sormuş;

- o kadar tatlı varken neden kabak- deyince Karasakal taşı gediğine koymuş “Şöbiyet vardı da yemedi mi”

OT BİTMEZ YERLER

Karasakal Hoca’ya sorarlar:

- Batıla hizmet eden partilere oy ve boy verenler cennete gider mi hocam?

— Ne dersin hoca? Gider dese bir türlü, gitmez dese bir türlü, ama Hoca’nın ince zekâsı hemen anında bir çözüm üretir:

- Takmayın kafanıza der, Allah’ın rahmetinden umut kesilmez. Onları da cennetin ot bitmez yerlerine sürüverirler giderler canım!

KİME İTİMAT?

Karasakal Hoca, altını çize, çize “Hiç bir dünyevi işle iştigal etmedim” diyor ya! Bunu duyan ve Hoca’nın da on-onbeş horantaya baktığını bilen biri:

- Hoca, demiş, sen bu onbeş horantaya neyle nasıl bakıyon Allah aşkına yaaav? Nereden geliyor bu değirmenin suyu?.. Karasakal Hoca Talak Suresi 2. ayetin sonundan itibaren okuyarak:

- Kim Allah’a karşı takva üzere olursa, Allah ona, darlıktan genişliğe, bir çıkış yolu ihsan eder. Bir de ona, ummadığı yerden rızık verir, Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter… Diye cevap vermiş, fakat adam tatmin olmamış:

- Hoca, amenna, amenna da… Neyinen geçiniyoooon? diye tekrar sormuş.

Hoca bu kez de, Zümer süresi, 36. ayetle cevap vererek;

Allah kuluna kafi değil mi? demiş.

Adam yine aynı ganerelikle:

- Hoca, amenna, anladık, Allah kuluna kafi de… Sen neyinen geçiniyooon. diye üstelemiş.

Hoca da dayanamamış ve latife babında:

- Şu kadar hanım, bu kadar hamamın var!.. Gibilerden olmayan şeylerini saymaya başlayınca adam:

- Hah, demiş şimdi oldu işte canım!.. Deyince.

Karasakal Hoca’nın tepesi atıvermiş:

-Imanını tazele ülen ganere, demiş, Allah’a itimat etmiyon, hana hamama itimat ediyon sen! Çabuk, imanını tazele hergele!..

Bugünlükte bu kadar dostlar sizleri ALLAH’a emanet ediyorum.

Selam ve dua ile…

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]