Hacarabın Serüvenleri 28

Hacarabın Serüvenleri 26Ancak Sana Sığınırım, Ancak Senden Yardım Beklerim.

Ya Sahip!

Ne zaman, gülleri görsem hep Resulü ve kırlarda bir çiçek görsem ümmeti olan bizleri hatırlarım. Boynu bükük ve garip, gelen tekmeliyor giden tekmeliyor. Şu dünyada senden başka hiç kimsemiz kalmadı, ortalıkta feveran ediyor ümmet. Her tarafta paramparça olmuş düşman halimize gülüyor. Her hançereden bir ses çıkıyor amma kimse kimseyi dinlemiyor.

Ya Sahip!

Bu Dünyada ümmeti himaye edecek Islam`ın temsilcisi kalmadı mı? Şu dünyada mert olanlar namert mi oldu acaba? Artık gidecek ne bir Taif ne de Yesribin sıcak yüzü kaldı. Nerede kaldı peki insan olmanın erdemi, herkes herkesin düşmanı mı? Şeytanın en rahat zamanında mı yaşıyoruz? Demek ki şeytan şeytanlığını yapıyor ama ümmet, ümmet olmanın şuurunda değil uyuyor. Insan şeytanları artık ortalıkta cirit atıyor. Insanlığa değil kendimize bile faydamız yok… Etrafımızı sanki kara bir sis bürümüş gurur ve kibir özümüzü boşaltmış…

Ya Sahip!

Her sabah gözlerimi açtığımda ümmetin halinden resimler geçiyor adeta tarıyorum. Şöyle bir uzanıyorum Ortadoğu, Uzakdoğu, Kafkaslar, Balkanlar, Afrika, Amerika, Avustralya ve iki damla gözyaşı akıyor gözlerimden içim ateşle yanarak. Rahatımızı nasılda çok seviyormuşuz. Onlara yardım edin dendiği zaman aklımız cüzdan ile vicdan arasında sıkışıp kalıyor. Rahatımızdan hiç mi hiç ödün vermiyoruz, herhalde dünyayı daha çok seviyoruz. Yoksa ne olabilir ya da ölümsüz bir hayat mı yaşadığımızı zannediyoruz.

Ya Sahip!

Vicdanımı sorgulamasam ve kendimi şöyle bir yoklamasam hatalarımı nasıl bulacağım?

Her zaman başkalarını mı suçlayacağım? Sanki biz suç işlemez olarak mı geldik dünyaya.

Bizleri ancak

sen korursun.

Ya Rabbim:

Sana sığındım, Sana geldim, Senden yardım isterim, Sen yardım etmez isen nereye giderim, gideceğim başka kapı yok ki döner yine Senden yardım isterim. Senden haberdar ve şuurunda olamazsam Senin istediğin gibi Islam`a nasıl hizmet ederim. Bu ümmet, kardeşlik şuurunda olmazsa Islam`ın sancağı nasıl yükselir. Ümmete yardım et insanlık kan revan içinden kurtulsun. Senin yolundan bizleri ayırma ya Rab. Âmin…

Gelelim Hacarab`ın serüvenlerine.

Hacarabın Belediyedeki işleri

Hacarap yedi çocuğu olduğu halde izin vermiyorlar diye hep izin sezonu geçtikten sonra altı hafta izine arabayla gidermiş.

Oğlu Salih:

—Baba kardeşlerim okula gidiyor onlara zarar veriyorsun tam okul açılınca izin olmaz der.

Ama Hacarap:

—Oğlum sen Karaman’da yaşamadın Karaman’ın ağalarından ben ne çektim der dururmuş.

Fakat her izine gittiğinde Hacarab`ın belediyede işleri olurdu. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra oğlu Salih’e:

—Haydi, oğlum şu işi halledelim der ve yola çıkardı. Mümkün mü yürümek ilerlemek o zamanlar tanıyanlar çoktu çünkü çoğu yaşıyordu şimdi bazıları rahmetli oldu. (Bir mezar ziyaretinde.

Oğlu Salih:

—Ya baba bu mezar taşlarının çoğunda senin anlattığın isimler var bunların hepsi hanesine dönmüş dediğinde.

Hacarap:

—Sana mı sordular vefat etmişlerse ALLAH rahmet eylesin der.)

Ya asker arkadaşı ya okul arkadaşı ya da çocukluk arkadaşı ve çoğu da okumuş.

Oğlu Salih:

—Bu kim filan kim diye sorunca.

Hacarap da:

—Bu filan zade bu filan zade demiş. Yani Karaman’ın seçkin eşrafından kişiler. Gelelim esas meseleye. Hacarap daha evden yirmi bilemedin yirmi beş metre gitmeden tanıdık birisi.

—Selamünaleyküm Hacarap oooo hoş geldin ya özlettiriyorsun kendini ya şu vites işini bir anlatsana.

Hacarap:

—Ve Aleykümselam hoş bulduk da ne bu hal bu yaşta göçmüşsün boş ver vites işini ya başka zaman anlatırım belediyede bir işim var der. Daha on metre gitmeden başka birisi yakalar o da aynı sorguları sorar ve böyle zincirleme devam eder gidermiş. Evine fazla değil ikiyüzelli metre olan belediyeye bir türlü varamazmış. Tam belediyeye varınca memurlar öğle yemeğine çıkarlarmış.

Hacarap da oğluna:

—Yine yetişemedik öğlen olmuş gel Ak Tekkeye gidelim namaz kılalım der ve camiye doğru yönelir arkasından yine birisi:

—Hacarap nereye diye bağırır.

Hacarap da:

—Ak tekkeye diye cevap verir ve döner oğluna:

—Mühürlü zarf gibi herkes Hacarabı yakalar şu aradan biran önce camiye varalım yoksa namaz da gidecek der ve hızla camiye yönelir vel hâsıl son anda namaza yetişirmiş. Namazdan sonra yemeğe, yemekten sonra belediyeye ama yine nafile memurlar çoktan dağılmış olurmuş. Eve geri dönerken tanıdığı adamları gösterirken lakaplarıyla sayarmış:

—Bu Hamal Rıza bununla şurada şöyle bir olay geçti bu ayakkabıcı bilmem ne zade bununla şurada sinemaya gitmiştik bu belediye kalfası Ihsan Bey bu bizim taka jibi yaptırıvermişti bu Doktor Armutlu bunun çok yardımını gördüm vesair devam eder gidermiş. Bazı zamanda oğluna:

Bak burası bizimdi babam bir at arabasına değişti, dediği yerde çarşının ortası burası bizimdi bir boya sandığına değiştim dermiş. Bu olay bir haftayı bulur ve işini oğlunun zorlaması ile halledermiş ama bu ona bir haftaya mal olurmuş. Yani anlayacağınız hacarap bir saatlik işi bir haftada zooooooorrrrr halletmiş.

BIR ESKIDE BIR YENIDEN

Karaman’ın meşhur mizah tiplerinden, kitapçı Halil amca, bir dönemin, insanları sıkı takip altında tuttuğu ve dini bir takım ihtiyaçların kısıtlandığı yıllarda, dükkânında bir taraftan kadayıf dökerken, bir taraftan da:

-Ya Mevla’m, hu Mevla’m, Aşkın bize ver Mevla’m diye bir ilahi tutturmuş.

Bu sırada içeriye bir polis girmesin mi? Tabii Ibrahim Amca da hoşafın yağı kesilmiş ve birden ilahiyi boşlamış ve başlamış:

-Ilimon ektim taşa… Diye bir türkü bir çağırmaya başlamış.

Bu işe şaşıran polis dayanamayıp sormuş:

—Ne oluyor Ibrahim Amca?

—Bir şey yok kuzum, bir eskiden, bir yeniden deyivermiş…

SIZI DE ISTIYORLAR

Kara Müftü adıyla anılan Karaman müftüsünün çok kızgın olduğu bir zamanda, Ak Hoca izin istemek için gelir, Müftü izin vermez, Ak Hoca da “Sen vermesen de ben giderim” deyince, Kara Müftü “Cehenneme kadar yolun var, defol git” diye hocayı yanından kovar. Ak Hoca hiç seslenmeden dışarı çıkar, biraz sonra tekrar içeri girer.

Müftü ters, ters bakar:

—Ulan ben sana cehennem ol git demedim mi?

—Ben de cehenneme kadar gittim, yolda zebaniler git müftüyle birlikte gelin diye beni katmadı, ben de sizi almaya geldim der.

Bugünlük de bu kadar dostlar nasipse bir daha ki sefere buluşmak üzere Sizleri ALLAH’a emanet eder selam ve dualarımla.

Kalın sağlıcakla.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]