Hak-Hukuk Üzerine

Sevgili Hayat Gazetesi Okuyucuları; Bu yazımızda genel hukuk anlayışımız üzerine önemli bazı noktalara değinmek istiyorum. Günlük konuşma dilinde hukuk sözcüğünü kullanırken hep önüne hak sözcüğünü ekleriz. Kendi başına hukuk sözcüğünün bir anlam ifade etmeyeceği düşüncesi belleklerimize kazınmıştır.

Günlük konuşmalarımızda da dile getirdiğimiz gibi, hakkımı hukuki yollardan arayacağım sözü! haklı olunduğu veya haksızlığa uğratıldığı düşünülen bir davada çaba gösterileceğini işaret etmektedir. Oysa haklı olmak başka bir şey hukuken bunun tescillenmesi başka bir olaydır. Bu nedenle Türk müvekkilerimizle yaptığımız bazı görüşmelerde anlamdan kaynaklanan zorluklar yaşanmaktadır. Bu sadece Almanya’da yaşayan insanlarımız için geçerli değil. Aynı sorun Türkiye’de yaşanmaktadır.(Türkiye’de hukuk dilinin arapça ve farsça sözcüklerle dolu olması konunun bir başka boyutu).

Sorunun önemli kaynağı hukuk’tan ne anladığımız ile yakında ilgilidir. Bu konuda baş vurabileceğimiz bir kaynak olması vesilesi ile bakacağımız Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğü hukuku beş ayrı tarifle açıklamaktadır:

1. Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların tümü;

2. Bu yasaları konu alan bilim;

3. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek gibi davaları ilgilendiren bölümü;

4. Haklar;

5) Ahbaplık, dostluk – mecazi anlamda kullanılmaktadır falanca ile hukukun nasıl vs. anlamında. (Bkz. Türk Dil Kurumu: Türkçe Sözlük, Genişletilmiş 7.baskı, Ankara 1983)

Arapça kökenli bu sözcüğün Türkçede bu kadar değişik anlam içermesi hukuki alanlarda sorunu gözler önüne sermekte ve bu alanda daha dikkat edilmesini zorunlu kılmaktadır. Çünkü, konuştuğumuz gibi düşünüyor, düşündüğümüz gibi konuşuyoruz. Hukuk kavramının türkçede karmaşaklığı bazan buradaki hal-hareketlerimize de yansımaktadır. Oysa buna karşılık almancada hukuk sözcüğünün tek anlamı bulunmaktadır. Ve bu da hak sözcüğü ile karıştırılmaktadır. İnsanın vicdanen ve mantıken haklı olduğu hallerde bile mahkemede haksız konuma gelebilir. Yargıçların hareket noktası yasalardır. Yoruma açık ve/veya yargıcın şahsi kanaat kullandığı davalarda, davacı veya davalı için anlam ve anlatım çok daha fazla önem kazanmaktadır. Almanya’da Türk kökenli avukat sayısında önemli artışlar da aslında bu konudaki ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. Çünkü, çift dilin yaşandığı bir ortamda hukukçunun sözkonusu her iki dili de iyi bilmesi halinde müvekkillerine daha fazla yardımcı olabilecektir.

Almanya’da tam anlamı ile nüfus olmaya başladığımız son 10 yılda (kastedilen 0 yaş grubu ile emeklileri belirten ileri yaş grubunu barındırıyor olmamız) değişik meslek gruplarında faaliyet gösteren bir topluluk olarak –doğal olarak- hukuki alandaki işlerimizde artışlar görülmektedir. Bu artışla birlikte aile sohbetlerinde hukuk alanları ile ilgili bölümde artmıştır. Benzer ve/veya değişik davalarda kazanılmış haklar (bir mahkeme kararı ile tescil edilmiş hak) birbirlerine tavsiye edilirken bazı yanlış anlaşmalara neden olmaktadır. Benzer bir davada bir insan mahkeme tarafından haklı bulunmuş iken bir başka mahkeme tarafından aynı içerikte bir davada haksız bulunabilmektedir.

Bir hukukçunun uzmanlık alanına giren bu tür konular müvekkillerimiz tarafından bazı yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Tıpkı belli bir hastalıktan müzdarip bir insana ‘bak ben şu ilacı kullandım çok iyi geldi, sen de bunu kullan hemen geçer’ türünden nasihatlar gibi, hukuk mevzularında da tavsiyeler yapılmaktadır. Tabiki emsal teşkil eden davalar vardır ve bazı davaların kazanılmasında önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu tür bilgilerin avukatlara iletilmesi de çok faydalı ve iyi bir olaydır. Ancak uzmanlık gerektiren bu tür konularda avukatların söylediklerine daha fazla itibar edilmelidir. Örneğin Merkez Bankası ve Vatandaşlık konularında insanlarımız birbirlerine tavsiyede bulunurlarken çoğu zaman iyilik yerine birbirlerine zarar vermişlerdir. Daha sonra avukata giden insanlarımız burada da kendilerine yardımcı olacak avukatlara eksik bilgiler vererek belki de haklı oldukları bir davada haksız konuma düşmüşlerdir.

Herhangi bir mahkemede açılan bir davada vekilliğinizi üstlenen avukata ne kadar çok yardımcı olursanız o denli davadan kazançlı çıkarsınız. Davanın açılış nedeni ve seyri ile ilgili önemli belgeleri ve gelişmeleri avukatınıza derhal iletmeniz gerekmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi haklı olmak başka bir şey, o hakkın mahkeme tarafından tescillenmesi başka bir şeydir. Bu nedenle hakkınızı koruyabilmek ve savunabilmek için –vicdanen haklı da olsanız- bir avukat aracılığı ile bunu hukuki zeminde kanıtlamanız gerekmektedir.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]