Huzur Kaynağı Kur`an-ı Kerim
Yazar Mayıs 2009 Sayi 35, Murat Ileri
Kutsal Kitabımızın muhatabı bütün insanlar, gayesi de; bütün insanların, dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır.
Kur’an’ı okumak ve dinlemekten maksat anlamak, anlamaktan maksat da onun ahkamı ile amel etmek ve gösterdiği yoldan yürümektir. Milli şairimiz Mehmet Akif`in ifadesiyle:
Lafzı muhkem, yalnız anlaşılan, Kur’an’ın;
Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mânânın;
Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;
Yâhut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
Inmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!
Kur’ân, insanları huzur ve saadete götüren evrensel bir mesajdır. O, hak ile batılı ayırt eden bir kelam, Allah’ın sımsıkı bağlı kalınmasını istediği sağlam bir ip ve alemlere rahmet Hz. Muhammed`in peygamberliğinin en büyük mûcizesidir. Cenabı Hakk, onu daralan kalplere şifa, kirlerini silmek için cilâ, ahlâki değerlerin zaafa uğramasıyla bunalan gönüllere deva; ders almak isteyenler için mev’iza ve hidayet rehberi olarak göndermiştir. Kur`an, indirildiği gibi korunmuş, bir harfi bile değişmemiş ve değişmeyecek bir kitaptır. Kur’ân insanlığı şirk ve küfür batağından alarak tevhid inancına yükseltmeyi hedeflemiştir.
O Kur’an ki cahiliyye devri insanları, bir çırpıda onunla aydınlandı.
O Kur`an ki, eskiyen herşey yaşlanıp zamanı geçerken, gün geçtikçe daha da dinçleşen, daha da hasret duyulan, ve daha da çok aranan Allah`ın kelamı.
O Kur’an ki, Cafer B. Ebu Talib`in Meryem Suresinden okuduğu ayetlerle kendisini tutamayıp sakalı ıslanıncaya kadar ağlayan, sonrada; Gerçekten bu, Kur’an Isa (a.s)`ın getirdiği aynı kandilden fışkırmış bir nurdur, diyen Habeş Kralı Necaşi`nin ruhuna işleyen, insanların kurtuluş rehberi.
O Kur’an ki hasımlarının bile el-Emin dediği, Muhammed`ül Emin`in katili olmaya kasd edip yola çıkan, katı yürekli Hattab oğlu Ömer`i kuşatan yüreğini yufkaya dönüştüren ve onu adalet timsali yapan, hidayet kaynağı.
Kıymetli okuyucular;
Işte insanlığın kaybettiği cevher bu kitaptadır. Dünya ve ahiret mutluluğunun anahtarı satır aralarındadır.
Huzurun, barışın, kardeşliğin teminatı odur.
Çünkü bugün olduğu gibi, insanların birbirini yediği, hakların çiğnendiği, adalet terazisinin bozulduğu, zulmün, ayrımcılığın, şiddet ve nefretin her tarafı kapladığı bir zamanda,
1-Kur’an-ı Kerim yeryüzünün imarını emreder, ifsadını da yasaklamıştır.
“Orasını (Yeryüzünün) imarıyla görevlendiren odur.” (Hud suresi: 61)
2-Kur’an-ı Kerim, bütün insanlarla, renkleri, ırkları ve dinleri ne olursa olsun tanışmayı ve eşitliği emrediyor.
“Ey insanlar! Gerçekten, Biz sizi bir erkek ve dişiden yarattık.Ve sizi milletler ve kabilelere ayırdık ki, tanışasınız. Muhakkak Allah katında en üstününüz en takvalı olanınızdır.” (Hucurat suresi: 13)
3-Kur’an-ı Kerim, Insan hakları konusunda kesin hüküm ve emirler vermiştir. Özellikle de insanların yaşama haklarına yönelik her türlü zarar verici davranışlardan men etmiştir.
“Kim bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kimde bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide suresi: 32)
4-Kur’an-ı Kerim, sömürüyü ve haksız kazancı yasaklar. Helal kazancı emretmiştir.
“Ey iman edenler mallarınızı aranızda haksız ve haram yolla yemeyin.” (Nisa 29)
5-Kur’an-ı Kerim, inanç ve fikir hürriyetine davet eder.
“Dinde zorlama yoktur…” (Bakara suresi: 256)
6-Kur’an-ı Kerim, bütün yaratılmışlara şefkat ve merhameti emrediyor.
Onun içindirki, Kur’an besmele ile başlar. Besmele ise: Rahman ve Rahim olan Allah`ın adıyla demektir. Ve Allah`ın Rahmeti bütün yaratılmışları kuşatır.
7-Kur’an-ı Kerim, herkesle iyilikte yardımlaşmayı ve dayanışmayı emrediyor.
“…Ve iyilikte ve takvada yardımlaşınız, kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” (Maide suresi:2)
8-Kur’an-ı Kerim, bütün dinleri diyaloğa çağırır. Herkesi barışa davet eder.
“Deki: Ey ehli kitab! gelin sizin ve bizim aramızda eşit olan bir kelimeye gelin…” (Al’i Imran suresi: 64)
“Ve hep birlikte barışa girin…” (Bakara: 208)
Özellikle beşeriyyetin cahiliyye dönemi misali, küfür ve zülüm karanlığına gömüldüğü, değer ölçülerini yitirdiği, pusulasını kaybettiği, ahlak ve fazilet bağlarının çözüldüğü, merhamet ve şefkatin kalplerden silindiği, hak-hukuk, adalet ve insan haklarının helvadan putlara dönüştüğü günümüzde, O`nun mesajını gündemde tutmak, gönüllere nakş etmek, bütün insanlara tanıtmak ve sevdirmeye çalışmak hizmetlerin en yücesidir.
Kur`an-ı Kerimi sevmek, öğrenmek, öğretmek ibadet olduğu gibi dinlemek de ibadet ve fazilettir.
Bu bağlamda Yaratıcı şöyle buyuruyor. “Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki merhamete erişirsiniz.” (Araf Suresi: 204)
Ebu Saidi’l-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kur’an ehli (yani onu okuyan, onunla amel eden) cennete girdiği vakit, kendisine: “Oku ve yüksel!” denilir. O da okur ve yükselir. Her ayet için bir derece verilir. Böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur (ve her biri için bir derece alır).” (K. Sitte; 7086)
“Allah’ın kitabından bir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyla değerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif bir harf, lâm bir harf, mim bir harftir.” (Tirmizî).
Yine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “En hayırlılarınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenlerdir.” (K. Sitte; 6009)
- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm; “Şüphesiz insanlardan Allah’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashab: “Ey Allah’ın Resulü! Bunlar kimlerdir? diye sordu. Onlar Kur’ân ehli, Allah ehli ve Allah’ın has kullarıdır!” cevabını verdi. (K. Sitte; 6010)
Işte bu gerçekten hareket eden Müslümanlar, ta Kur’an’ın ilk inmeye başladığı günden bu tarafa, her asırda sayıları milyonları bulan hafızlar yetiştirmişler, her Müslümanın da en azından Kur’an’ı yüzünden okuyacak kadar bilgilerinin olması için camiler, okullar, kurslar açmışlar. Kur’an bülbülleri sonsuza dek hep şakısın istemişlerdir. Son senelerde -Allah’a hamdediyoruz ki- Peygamberimizin “Seslerinizle Kur’an’ı süsleyiniz” (Sünen-i Darimi) hadis-i şerifinin manasına uygun olarak, son derece güzel sesleriyle Kur’an okuyan karilerimiz, Müslüman gençlerin örnekleri haline gelmişlerdir. Artık gençlerimiz güzel sesli Kur’an bülbülü hafızlarımızı dinleyerek adeta bu hafızlarla özdeşleşmeye başlamış, onları örnek alan bir nesil yetişmiştir.
Kur`an`ın sesi kulaklarımızdan, lezzeti dillerimizden, ahlakı bizden ve nesillerimizden eksik olmasın.











