İslam ve Öğrenim
Yazar Ekim 2009 Sayi 39, Mehmet Dal
“Yaratan Rabbin’in adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.
Oku. Insana kalemle yazı yazmayı öğreten, bilmediğini öğreten Rabbin sonsuz lütuf sahibidir.” (Alak / 1-5)
İslam dini, programını Allah’ın koyduğu bütün insanları kuşatıcı bir talim ve terbiye nizamıdır.
İnsanlığın maddi ve manevi dünyasını ve ölüm ötesini aydınlatacak bir Hak kültürü, maddi hayatı tekamül kanunları içerisinde geliştirecek ilahi bir medeniyet projesidir.
Insanlığın öğretmeni de bizlere beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi emretmiştir.
Ilim tahsil etmek, kadın-erkek her müslümana farzdır.
Allah’a yaklaştıran, tabiat nimetlerinden faydalandıran hayatı kolaylaştıran ve mutluluğa yol açan bütün ilim ve sanat dallarını farzı kifaye kıldığı içindir ki dinimiz, Allah‘ın kanunlarını ve bu ilahi kanunların açıklamalarını ihtiva eden Kur’an ve Hadis ilimlerini yücelttiği gibi Matematik, Fizik, Kimya ve Tıp gibi ilimleri de yüceltmiştir ki maddi bilimlerle yoğrulan ilim adamları için Fatır suresinin 28.nci Ayeti kerimesinde şöyle buyrulmuştur:
“…Allah’tan sevgi ve saygı duyarak ancak alimler (bilgin) kulları korkar.”
Dünya ve ahiret hayatının gelişimini ve mutluluğunu vahye dayalı bilgilerin nurunda ve ilmi çalışmaların aydınlığında gören dinimiz kadar ilme, ilim adamına ve ilim zihniyetine kıymet vermiş hiç bir din ve hiç bir beşeri sistem yoktur.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Allah katında ilim tahsil etmek, (farz olanların dışındaki) namaz, oruç, hac ve Allah yolunda cihaddan daha faziletlidir.”
“Alimler yeryüzünün kandilleridir. Peygamberlerin halifeleridir. Benim ve diğer peygamberlerin varisleridir.”
“Bilgi müminin kaybolmuş malıdır. Onu bulduğu yerde alır.” Hadis-i Şerif
Kur’an-ı Kerim’in Alak suresinin 6. ve 7. ayetlerinde “Gerçekten insan, kendisini, (Allah’ın eğitim ve öğretiminden) uzak gördüğü için azmıştır.” buyrularak imansızlığın ve her türlü ahlaksızlığın kaynağı olarak, eğitim ve öğretim yoksunluğunu göstermiştir.
Onun içindir ki, Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz:
“…Sakın ha cahillerden olma.” Emri ile bilgisizlerden olmamamızı öğütlemiştir.
“…Cahillerden yüz çevirir.” Buyruğu ile de ilimden ürken, bu hakikatlerden insanları yalan yanlış ekran ve mikrofonlarıyla çeşitli yayın vasıtalarıyla bu gerçekleri kabul etmek istemeyen cahillerden kaçınmamızı emretmiştir.
Peygamberimiz (s.a.v) de olmamız gerekeni şöyle açıklamıştır:
“Ya bilgin ol, ya öğrenen, ya da dinleyen veya (bilgiyi öğrenen ve öğretenleri) sevenlerden ol. Beşinci gruptan olma. Helak olursun.”
“(Zira) Fakirliklerin en şiddetlisi cehalettir.”
Bilgi edinmeyi emreden ve cehaletten sakındıran yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de bilenlerle bilmeyenlerin mukayesesini yaparak şöyle buyurmuştur:
“Körle gören, karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Dirilerle ölülerde bir olmazlar.”
“…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleridir ki hakkıyla düşünür.”
Kur’an’da ve Sünnet’te öğretildiği şekilde sürekli olarak da şöyle dua edelim:
“…Ey ilmi sonsuz olan Rabbim! Benim ilmimi artır.”
“Allah’ım! Bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana fayda sağlayacak ilim ver. Ilmimi artır. Allah’ım! Faydalı olmayan ilimden Sana sığınırım.”
Ilmi çalışmaları ciddiye alan toplum ve kişiler, kuşaklararası bağlantıyı kurarak maddi ve manevi mirasa sahip çıkarlar. Insanların yetişmesine ve kişiliklerin oluşmasına yardımcı olurlar. Özellikle yavrularımızın hayata hazırlanmalarında onlar için gerekli olan maddi ve manevi bilgilerin, gelişim süreçlerini temin ve tesis etmek asli vazifemizdir.

