Kurban ile ilgili bilinmesi gerekenler…

İslam ve ÖğrenimKurban Kavramı:

Kurban sözlükte, “yaklaşmak” anlamına gelir. Fıkıh dilinde, bu sözlük manasına uygun olarak, “Allah’a yaklaşmak için kesilen hayvan” anlamında kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de “mensek”, “nüsük” ve “zibh” kelimeleri, bazen kurban manasına gelmektedir. Kurban kelimesi, geniş anlamda bütün kurban çeşitlerini, dar anlamda ise sadece udhiye (bayram) kurbanını içine alır.

Kurbanın Hükmü

ve Delili:

Kurban kesmek; zekât, bayram namazları ve fitreyle birlikte hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.

Eyyam-ı Nahir’de (kurban bayramı günlerinde) Allah’a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara Udhiye denir. Kurban deyince, dilimizde, diğer türleri bir yana bırakılarak, sadece udhiye kurbanı anlaşılır.

Kurbanın Amaçları

ve Işlevleri:

Udhiye kurbanı, hayat nimetine şükür, Allah’ın bu günlerde oğluna bedel olarak koç kesme emrini yerine getiren Ibrahim (as) Peygamberin mirasını diriltmek, sırata binit hazırlamak, günahların affı, hataların yok edilmesi için kesilir.

Hac: 22/34 ayetinde, her ümmete kurban kesmenin meşru kılındığı, bunun sebebinin de Allah adının anılması olduğu belirtilir. Bu da göstermektedir ki kurban, Allah’ın hatırlanması ve O’nun rızasının kazanılması için emrolunmuştur. Sayısız nimetlere bir şükür vesilesi ve Allah rızasının kazanılması için kurban bir fırsattır. Nitekim, Kevser: 108/1-2 ayetlerinde, Kevser nimetine bir şükran olarak kurban kesilmesi istenmektedir.

Hakikatte, kesilen kurbanın, ne eti, ne de kanı Allah’a gerekli değildir. Allah bu vesileyle sadece mü’minlerin, takvalarına, takarrub (yakınlaşma) hislerine bakmaktadır. Nitekim bir ayette de “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a, ancak sizin takvanız ulaşır. Size olan hidayetine karşı, Allah’ı büyük tanımanız içindir ki, O, bunları böylece sizin emrinize vermiştir. Iyilik yapanları müjdele.” (Hac, 22/37) buyurularak bütün açıklığıyla ifade edilmiştir.

Saffat: 37/102-109 ayetlerinde de kurban kesmek, sırf Allah rızası için emredilmiştir. Bu emre itaatin ödüllendirileceği de vaat edilmiştir. Ayrıca, Ismail (a.s.) Peygamberin hatırası bizlere ibret olarak bırakılmış ve böylelikle babası Hz. Ibrahim ve oğlu Hz. Ismail’in iyi bir namla anılması sağlanmıştır.

Her yıl Müslümanlar tarafından binlerce kurban kesilmektedir. Bu bir Müslümanın Allah’a ibadet ve O’nun emrine sarılmak için her şeyi feda edebileceğinin sembolüdür.

Kurban Yükümlüsü:

Kurbanın temeli:

Sebebi: Kurbanın vacip olmasının sebebi vakittir. Vakit tekrar ettikçe, yani bir Müslüman şartlarını taşıdığı halde, ömrü boyunca kurban bayramına ulaştıkça, kendisine kurban kesmenin vacip olması da tekrar eder.

Rüknü: Kan akıtma, kurbanın rüknüdür. Bu sebeple, kesilen kurbanın sahih olabilmesi ve etinin yenebilmesi için, kan akıtma olmadan herhangi bir şekilde öldürülmemesi gerekir. Kan akıtmak, illeti akılla anlaşılmaz olduğundan, bunun yerine başkası, mesela aynını ve değerini tasadduk, kurban yerine geçmez.

Gerekli şartları taşıyanlara kurban kesmek vaciptir. Bu, sünnet-i ayn- müekkede olarak ifade edilir.

Hz. Peygamber’in bizzat kurban kestiği nakledilir. Hatta bir hadiste, “Hali vakti müsait olup da kurban kesmeyen mescidimize yaklaşmasın” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/321) şeklinde kesmeyenlere karşı sert ifadeler kullanmaktadır. Hicretin ikinci yılından bugüne kadar bütün Müslümanların kurban kesmeleri, bir icma-ı ümmet meydana getirmiştir.?

Kurbanın Vacib Olması

1) Islam: Bir ibadet olması dolayısıyla kurban, yalnız Müslümanlara vaciptir.

2) Zenginlik: Kendisine fitre ödemek vacip olan mükelleflerin kurban kesmesi de vaciptir.

3) Ikamet: Zorluk ve sıkıntıları ortadan kaldırmak için, yolculara kurban kesmek vacip değildir; ancak nafile olarak kesmesi caizdir.

Vakit: Kurban, eyyam-ı nahir denen, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde vacip olur: Bu günler gelmezden önce kurban kesmek vacip değildir. Vakit, Kurban bayramının birinci günü fecri sadığın doğuşuyla girer ve üçüncü gün güneşin batmasına kadar devam eder. Bu vakit, namazda olduğu gibi geniştir: Hangi vakitte kesilir veya vakit sona ererse, vacip olması da buna göre kesinleşir ve artık zimmete borç olarak geçer.

Kurban mükellefliğinin düşmesi

1) Kurbanlığın Ölmesi:

Zengin bir kimsenin aldığı kurban ölürse, yerine başkasını alması gerekir.

Fakirin aldığı kurban ölürse, yerine yenisini almak gerekmez.

2) Kurbanlığın Kaybolması:

Zengin bir kimsenin kaybolan ilk kurbanı bulunduğunda, aldığı ilk kurbanı kestiyse ikincisini de kesmesi gerekmez. Fakat, ikinci olarak aldığını henüz kesmeden, birinci bulunursa, hakkında herhangi bir kurbanı kesmek vacip olduğundan dilediğini keser. Ikinci de kesilmeden eyyam-ı nahir geçerse ve birinci bulunursa, daha fiyatlı olanın farkı tasadduk edilir.

Fakirin birinci kurbanı kaybolduğunda, ikinci bir kurban aldıysa, bunu kessin veya kesmesin, ikisini de kesmek zorundadır. Ikinciyi alınca, ikinci bir borç altına girmiş olur. Çünkü fakirin bu borcu adak gibidir, ikinci bir kurban gerekmez.

Kaybolan kurban yerine yenisi alındığı halde, kesmeden eyyam-ı nahir geçse ve sonra ikincisi bulunsa, hayvanların her ikisi de kesilmez; değerli olanı zengin sahibi tarafından tasadduk edilir.

Adak kurbanı ölür veya kaybolursa, hem zenginden, hem fakirden borç düşer, yenisini almak gerekmez.

Kabir (Ölü) Kurbanı

1) Vasiyetsiz Kesilen

Kabir Kurbanı:

Ölü için kurban kesmek caizdir. Kabir kurbanında da bayram kurbanının şartları aranır. Kendi arzusuyla kurban keserek sevabını ölüye bağışlamak isteyen, kimse yılın herhangi bir gününde kesebilir. Ancak arefe günü kesmesi efdaldir. Zira arefe günü kesilince fakir fukara etleri bayramdan hemen önce alacak ve daha fazla sevineceklerdir. Kabir kurbanının bayram günleri kesileceği görüşü de bulunmaktadır. Bununla birlikte bu görüşe göre kurban niyetiyle kesilecekse bayram günleri, sadaka olarak kesilecekse arzu edilen günlerde kesilebilir. Vasiyetsiz olarak kesilecek kabir kurbanın etinden sahibi ve ailesi yiyebilir.

2) Vasiyet Üzerine Kesilen Kabir Kurbanı: Vefat edenin vasiyeti üzerine kurban kesilebilir. Ölmeden önce bir kimse kurban kesilmesini vasiyet etse ve ölse, mirasçıları tarafından kesilecek kurban mutlaka bayram günlerinde kesilmelidir. Çünkü bu durumda vasiyet edilen kurbana kurban kelimesi kullanılmasından dolayı özel vakit şartı girmiş olacaktır. Vasiyet üzerine kesilen kurbandan mirasçılar faydalanamazlar. Kurbanın tamamının tasadduk edilmesi gerekir. Ölünün vasiyeti olmadan onun parası ve malıyla kesilen kurban da vasiyet üzerine kesilmiş gibi işlem görür.

Kesimin Sahih Olması

Kesenle Ilgili Şartlar:

Allah’a Yakınlaşma:

Kurbanın sahih olması için kesenin niyeti, Allah’a yakınlaşma olmalıdır. Bunun dışındaki niyetlerle kesilen hayvanlar, kurban yerine geçmez. Niyetin, aslında kalple yapılması gerekir; ancak dille de yapmak uygun olur.

b) Niyetin Kesime

Bitişik Olması:

Namazda iftitah tekbirinde olduğu gibi, kurban keserken de niyetin kesme işlemiyle birlikte olması gerekir; bu şart, ancak zaruret halinde, mesela kesim başlayınca düşer.

c) Ortaklığın

Doğru Olması:

Ortakların hepsi Müslüman olmalıdır. Koyun ve keçi, ancak bir kişi için kurban edilebilir. Deve ve sığır, yedi kişiye kadar ortaklar arasında kurban edilebilir. Bir kişi, kendi başına kesmek üzere aldığı sığır ve deveye, sonradan altı veya daha az sayıda kişiyi ortak edebilir; ancak bu hareket tarzı mekruhtur. Yalnızca fakir, bu durumda hiç kimseyi ortak edemez; çünkü onun bu hayvanı adak gibidir. Her ortağın kurbanlık sığır veya devenin en az yedide birine sahip olması gerekir.

Udhiye kurbanı, şükür hedyi, ihsar ve av cezasına ait hedyler vb.de her ortağın niyeti kurban, hedy, kefaret gibi Allah’a ibadet olmalıdır. Ortakların, birinin niyeti et, diğeri bambaşka bir gaye, bir diğeri de takarrub (ibadet) için kesmek üzere ortak olması halinde, hepsinin kestiği batıl olur.

Ortak olarak kesilecek kurbanlarda her ortağın niyetinin aynı, mesela hepsininki udhiye ve hepsininki şükür hedyi olması şart değildir.

d) Kurban Sahibinin

Kesme Izni Vermesi:

Kurban vekâlet yoluyla da kestirilebilir. Bu durumda vekâlet, kurbanlık alım ve kesimini de kapsayabilir. Özellikle ülke içinde veya dışında daha ihtiyaç sahibi ülkeler ve bölgeler için çeşitli vakıf ve dernek gibi örgütlere vekâlet verilebilir. Aranan tek şart, örgütün güvenilir, kurbanı her yönüyle amacına uygun kesen, etlerini, derilerini ve diğer aksamını doğru yerlere ulaştıran bir örgüt olmasıdır. Böyle durumlarda, vekâletin kurban bayramından önce veya bayramdaki kesim günlerinde uygun zamanda verilmesi, taraflar için yararlı ve doğru olur. Kesen başkası olunca, kurban sahibinin açık veya delalet yollu izninin bulunması gerekir.

e) Besmele Çekmek:

Besmele, tezkiyenin sahih olma şartlarını incelerken genişçe ele alınmıştı.

f) Özel Vaktinde

Kesmek:

Udhiye kurbanının sahih olması için, özel vaktinde, yani eyyamı nahir veya kurban bayramı günleri denen Zilhicce ayının on, onbir ve onikinci gününde kesilmesi gerekir. Kurbanın gece kesilmesi kerahatle caizdir. Kurbanın son kesim vakti, bayramın üçüncü günü güneşin batmasıyla biter.

Kurban, belirtilen vakit içinde kesilmeyince, borç düşmeyip zimmette kalır; ancak kurbanın kesilmesi caiz değildir. Kan akıtmak artık tasadduka dönüşür. Zengin kimse, kurbanlık hayvanı satın aldıysa, onu canlı veya bedel olarak, satın almadıysa, bedel olarak tasadduk eder. Hayvanın hiçbir şeyinden faydalanamaz, etinden yiyemez. Bununla birlikte, kurbanlık kesilirse, aynı hükümlere uyularak yemeden ve noksanlık getirmeden tasadduk edilir, bunlara uyulmazsa değerleri ödenir.

Fakir kimse ise, kurbanı canlı olarak tasadduk etmek zorundadır, ondan hiçbir şekilde faydalanamaz.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]