Gurbet Mektupları-9

msalih-aydinYazdık bir kıyaslama..

Önce ALLAH’ın selamıyla selamlarım.

ALLAH’ın selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun, kardeşlerim.

Bir Ramazan-ı Şerif daha bize elveda dedi. Biz hala yaşıyoruz ve hayat acılarla devam ediyor. İşte bu acıları haberlerde, tartışma ve analizlerde seyrediyor, veya tartışıyorsunuzdur.

Bu psikolojik ruhla, gününüzü geçirdikten sonra durumları belki de kendi zihninizde analiz edip yatıyorsunuz.

Gecelerden bir gece uyuyorsunuz, rüyalarına giren bir kabus sizi rahatsız ediyor.

İşte o anda dünyanın başka bir merkezinde insanlar boğazlanıyor, çoluk çocuk demeden. Savunma haklarına bile sahip değil.

Ekmek, aş alacak fırsat tanımadan. Sığınacak bir yerleri olmadığı halde, evler üzerinize yıkılıyor.

Sabah o kabusla kalkıyorsunuz, o acını birileri ile paylaşıyor veya protesto ile kendini avutup kurtuluyorsun, ya olayları yaşayan?.

O anda dünyanın bir başka bölgesinde insanların emekleri sömürülüyor.

Hakları gasbediliyor.

Sen sabah kalkıyorsun haberleri seyrederken, kahvaltını yapıyorsun.

Kahvaltıdan sonra alış verişe gidip bazı şeyleri alamadığına veya bulamadığına üzülürken, dünyanın başka bir ikliminde anne ot ve ağaç kökleri toplayıp evdeki çocuğumu nasıl doyururumun peşinde.

Sen istediğim arabayı alamadığına üzülürken, dünyanın herhangi bir yerinde, insanlar hala yürüyerek işlerini hallettiği için dua ediyorlar, mutlu oluyorlar.

Sen su israfı yaparak banyoda saatlerce duş alırken, dünyanın herhangi bir yerinde, insanlar, on litre su için kilometrelerce yürüyorlar.

Ve sen hala bunları vicdanında hesaplaşmadıysan, biran önce hesaplaşman gerektiğini düşünmen lazım.

Şu dünyadaki bütün haksızlığı görüyor fakat vicdanında hissetmiyorsan, o zaman sende birşeylerin yanlış olduğunu anlaman lazım.

Ama hayat öyle mi?

Hayat insanı düşünmediğinde içine çeken bir düden gibidir, adeta bütün gücüyle kendine çeker, ancak ölüm gelince insan uyanır.

İşte o zaman geç olduğunu anlarız.

Kainatın bu kadar alıcılığını, RABBİN gücüne yorumlamak, gerekirken, yaşamaya bak anlıyor ve bir yere tosluyor.

İşte o zaman ayet ikaz ediyor:

Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz? (Tekvir 26.)

Gidiş yine Yaradana teslim olmak ve hesabını vererek.

Ve yine ayet ikaz ediyor:

Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz? (Karia Suresi 8.)

Bütün, bu ikazlara rağmen, ben hayatımı yaşıyorum, diyorsanız, işte o da size kalmış.

Ayet onu da haber veriyor:

Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar. (Casiye 24.)

Burada son sözü yine ayet verecek:

İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmran 104.)

Bütün dünya haberlerinde olaylar etrafta ateş püskürür.

Vicdan kendinden utanır, ar gelir.

Ama, beyhude vicdan, adamdan utanıp, terketmiş vücudu.

İnsanlık nerede?

Bırak, zamana bırak, Hakka dayan, var git çalış, uğraş, bir nebzecik olsun, emek ver.

Uzaktan uzağa, seyretme olanı.

Varsa emeğinle, yoksa yüreğinle, gerçeğe dayan.

Önümüzde, bir sefer var, haklının hakikate varması.

Uzat elini boğulmaktan kurtar, RABBİN kulunu.

Tek tesellim diye başlama, derdini sev, örnek ol.

Mazlumu seçme, şucu, bucu diye, Yaradanın kulu.

Uzat elini, ışıldıyan gözlerin sevincidir, hayatın özü.

Yalnız, kendi pencerenden, bakmak, marifet değil.

Gör nice kullar, teslim olmuş ruhunu vermiş RABBİNE.

Kimisi isyanlarda, kendine zulmeder.

 

İşte bu minval üzere aşağıdaki şiirimi yazdım:

 

Yanarken alem.

Ta uzaklarda, bir ah vardı,

Kurşunlar, yüreklerde patlarken,

Acılar, yürekleri parçalardı,

Yanarken alem, senin perden mi kapandı.

 

Hayatına hala, bir düzen veremedin,

Umuda yolculuk dedin, bitiremedin,

Karanlığı, aydınlığa, hala çeviremedin,

Yanarken alem, senin perden mi kapandı.

 

Uzun bir yola çıkarken, acılar geride kalmaz,

Yanan yürekler, su dökmekle, asla sönmez,

Hasretler, yürekleri daima yakar, ama bitmez,

Yanarken alem, senin perden mi kapandı.

 

Salih rüzgar eser, fırtına gelir, ah gelir,

Acılar yürekte birikir, gözlere yaş gelir,

Izdırap verir, sıkar yüreği, dar gelir,

Yanarken alem, senin perdenmi kapandı.

 

Hayatın her aşamasında bir gariblik ruhuma ahtapot gibi sarılır.

Yüreğimi aşağı doğru asılır, sanki beni sarsarak, her saniye kum saati, senin lehine çalışıyor, der gibi.

Ben niye ahiretimi şu üç günlük alem için satayım.

Ben niye bu hayatın geçici olduğunu bildiğim halde, boşa kürek sallayayım!

Değer mi?

Hasta, bir hayatın sonu marazdır.

Hayatın bunca nimetleri arasında sınırını koyarak, gerçeğe, hakikate, hakka yürümek değil midir.

Haydi öyle ise hakikat kervanının yolcusu ol.

Buralarda bir zamanlar kuş uçmaz kervan geçmezdi, şimdi cıvıl, cıvıl, yarın ne olacağını biliyor muyuz?

İşte bu minval üzere:

Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık (ENBİYA/16-17)

Son noktada Rabbimin yukardaki sözü ile bitiriyorum.

ALLAH’a emanet olun.

Bilge Başbakan Bilge Başbakan

Sevgili dostlar! Dünya güngeçtikçe insanlık ekseninden çıkmaya devam ediyor. Özellikle İslam cografyasında yaşananlar ve nereden çıktıkları belli olmayan, her gün başka başka çeşitlerinin piyasaya sürüldüğü, sanki film... [Devam oku...]

'