Hacarabın Serüvenleri 50

Hacarap Hacda

Tam da hac dönemi şimdi Hacarap`tan ufak bir olay anlatayım.

Belki de daha önce yazmış olabilirim ama yeri gelmişken tekrar yazayım istedim.

Hacarap küçük oğlu ile hacca gitmişti. Bütün görevlerini yerine getirdikten sonra sıra şeytan taşlamaya gelir. Küçük oğlu ile şeytan taşlamaya giderler. Şimdi Hacarap bütün heyecanı ile bir dalar. Bu anamın hakkı bu babamın hakkı bu hak da benim hakkım.

Taşlama bittikten sonra küçük oğlu bir bakar ve babasına:                                                                                                      

-Baba bu da ne ihramın üstü başka altı başka.                                                                

Hacarap üstüne bir bakarki o zaman anlar heyecandan ihramları başka bir hacıyla değiştiğini.

Hayata Tutunmak                                                                                                                

Hayatın duvarlarından sımsıkı sarılmak varken niçin hayata küsüyoruz. Bu yaşamdan alacağımız hasatı toplamak uzun yolculuğumuza hazırlamak onun için de hayata sımsıkı sarılmak zor ve güçsüz  halimizde bile zorluklara gülerek hayata devam diyebilmektir. Güneş hava bulutlu da olsa her sabah doğar. Öyle ise hayatın duvarlarından tutunmaya var mısınız?                                                                     

Müslüman ibadetlerinden taviz vermemeli.                                                                       

Müslüman ibadetlerinden taviz vermemeli derken, Müslüman’ın RAB’bini sevdiğini ispat etmek için büyük bir armağanı olmalıdır. Hiçbir zaman of bile çekmeden bütün inancı ve bağlılığı ile teslim olduğunun bir işaretini vermeli. Hediyesini öyle bir paketlemeli ki onunla sevdiğinin hoşuna gitmeli. Bu saf güzelliği ile sevdiğini inandırmalı. Bağlantı olmaz hatlarda parazit olursa irtibat kesilir. İşte bu berraklıkla bütün şüphelerden bertaraf olarak namazını RAB’bine tertemiz lekesiz teslim etmeli. Bütün ruhunu nefis putundan temizleyip kendini secdede affettirmeli. Bütün benliğini yok edip kendini RAB’bine adayarak onun huzurunda mutluluk ve huzur duymalı. Kendini ve dünyalık bütün problemlerini bir kenara koyorak, O’na tevekkül etmeli. Bütün huzuru orada secdede duymak o manevi duygu ile bütünleşerek ruh aleminde verdiği sözü tutmak. Hasretini özlemini secdede bütünlemek. Bütün arzularını o an Yüceler yücelerine sunmak. O kapının kulu olduğunu bütün azalarınla hissederek bildirmek. Yaratıcının yüceliğine sığınarak günahlarından arınmak. Ey RAB’bim Sana ne söyleyeyim Sen bütün varlığımın sahibisin günahlarım da sevablarım da senin ilminde, şu gecenin vaktinde herkes sevdiğine gitti ben de sana geldim ya RAB’bim; çünkü benim sevdiğim Sensin. Derken O’nun herşeyi bildiğini ve herşeyimize vakıf olduğunu itiraf edebilmek. Gözlerimden akan kanlı yaşlarla, sana kul olduğumun nişanı diyerek teslimiyetini ilan etmek ve öyle de olmak. Ey namaz sen benim şahidim ol diyerek namazı şahid olarak gösterebilmek eğer hak etmişsek. Tabii ahiret hesabımızında doğru olması eksi olmaması gerek. Teslim olduğumuzun ifadesi olması gereken Kelime-i Tevhid baş şiarımız olarak her an dilimizde zikr olması gerek. Zekatlarımızı ve fitrelerimizi vererek malın dünyada kalacağını beynimize yazarak hacca giderek mahşeri prova etmemiz gerek. İslam tarihini de okuyarak olaylardan ibret almamız gerek, geleceğimizi ona göre ayarlamamız açısından. Fakat bütün bunları yapıyormuyuz? İslam`a ne kadar yakınız? Ne kadar İslam hakkında bilgiliyiz? Kaynakları ne kadar araştırdık? Evet biz İslam adına ne yaptık! Atalarımızdan miras aldığımız kadar mı Müslümanız? Bütün bu gerçeklere bir set çektik herşeyi kendi istek ve arzularımıza göre ayarladık. Hatta cenneti bile kendi isteklerimize göre ayarladık. Sanki bazı guruplara İslam`ı parselledik. Bir yerlerden kendimize kurtarıcılar peydah ettik. Şeksiz şüphesiz dedik ama acabaları biryerlere yapıştırıp şirke girdik. Rızkı veren ALLAH’tır derken başımızdaki para babalarından rızık bekler bir hal aldık. Zekatı verirken verebildikse ellerimiz titredi, kurbanın en kötü yerini fakire en iyi yerlerini zenginlere ve dost zannettiğimiz kişilere yedirdik. Dünyalık işlerimizi yatırlardan istedik hatta ısmarladık. Şeyhlere el pençe divan durup onlardan medet umduk. Vahdet nerede, Vahiy bunu mu emrediyor? Bu durumda imanımızda haşa bir arıza olmuyor mu? Eğer biz ibadetlerimizi katıksız yapmaz isek dualarımız kabul olur mu? (Yani şüpheli, samimiyetsiz, alışkanlık ne derseniz) Elbet olmaz. Acaba helali haramı gözettik mi? Hayır! Öyle ise ALLAH’ın rızası herşeyin helalinden ve hakiki iman samimiyet ve ihlastan geçtiğini bilerek katıksız imanımızla tescil etmeliyiz. Geleceğimiz olan gençleri geleceğe göre donanımlı ve İslam kardeşliğinde yoğurmak bizim yatırımımız olması gerek. Ve bütün bu güzellikleri bizleri örnek alacak olan evlatlarımıza yaşayarak bizzat öğretmeliyiz. Hayat zor ve kısa bu kısa hayatta gerçeklerin yaşanması seni ebedi alemde huzura kavuşturacaktır. Öyle ise dertlerimizle dertlenelim yoksa bizi ebedi dertler bekliyor.! Açık hesaba çekileceğimiz o günde hesabın çetin olacağı o günde nasıl hesap vereceğimizi vakit varken bin sefer düşünelim. Bin sefer tartalım ve kararımızı verelim. Çünkü hala zamanın var geç kalmadın. Vesselam……                                              

Benim ayağım senin yüzünden temiz                                                                                             

Yeri gelmişken tam üsteki konu hakkında sevdiğimiz abilerimizden biri başından geçen gerçek bir hikayesini anlatmıştı burada paylaşalım.                                                                      

Şimdi abi anlatıyor:                                                                                                                     

-İzin bitti geri dönüyorum. Gümrükteyim abdest ihtiyacımı gidermek için lavobaya gittim. Abdestimi alıyorum sıra ayaklarımı yıkamaya geldi. Arkamdan abdestsiz namazsızın biri:                                                                                                                                                                                      

-Bre adam pis ayaklarını lavobada mı yıkıyorsun indir ayağını. Adama şöyle bir baktım Ve:                                                                                                                                                         

- Be adam benim ayaklarım günde 5 defa yıkanıyor benim ayaklarım senin yüzünden daha temiz diye cevap verince adam soluksuz orayı terkeder gider. Tabii anlayana.

Nasip olursa gelecek sayıda buluşmak  üzere ALLAH’a emanet olun.

Selam ve dua ile.