Mekke-i Mükerreme`den Selamlar
Yazar Hulusi Ünye, Kasım 2009 Sayi 40
MEKKE.Yine Mekke’deyiz. Köylerin ve şehirlerin anasındayız, atasındayız. Mekke-i Mükerrem’e için Kur’an-ı Kerim’in iki suresinde (En’am Suresi, 92 ve Şurea Suresi, 7) “Ümmü’l Kura=Şehirlerin anası, atası” tabiri kullanılmıştır. Bundan dolayıdır ki, Mekke’nin bir çok isminden birisi de Ümmü’l Kura’dır. Büyük müfessir Katade, “Yeryüzü oluşmaya Mekke’den başladığı için bu isimle anılagelmştir” buyururken, Süddi (rhm) da “Mekke yeryüzünün anasıdır, çünkü Allah`a ibadet için kurulmuş olan ilk ev, burada inşa edilmiştir” der. Işte biz yeryüzünün anası ve atası olan Mekke’deyiz. Önce Hacc ve umre ibadetinin ilk amelleri olan Ka’be’yi tavaf, Safa ile Merve tepeleri arasında Sa’y yapmaktan ibaret olan Umrelerimizi yaptık. Bu sene Hacc yapmak üzere kafilelerle gelecek kardeşlerimizi beklemekteyiz.
Allah’a hamd u senalar olsun son altı seneden bu tarafa bütün hacılarımızın fetvadan sorumlu hocası olarak hacılarımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Hac ibadeti zor bir ibadettir. Bundan dolayıdır ki, “Hac meşakkattir” buyurulmuştur. Yine Hac ibadetinin taşımış olduğu bu ağırlık ve zorluk sebebiyle, hac veya umre yapmaya niyet ederken diğer ibadetlerin niyetinde bulunmayan bir tabir kullanarak niyet ederiz ve “Ya rabbi onu bana kolay kıl, onu benden kabul et” duasını yaparız. Peşinen kabul ederiz ki yapacağımız bu ibadetlerin ifasında zorluklar vardır ve bu ibadetlerin kabulüne çok büyük engeller vardır. Büyüklerimiz hacca niyetlenenlere “yanınıza bolca harçlık ve çuvallar dolusu sabır alın” diye tavsiye ederken de bunu vurgularlarmış. Yani çokça sadaka vereceksiniz, yine sabretmeyi gerekli kılacak bir çok pozisyonlarla karşılaşacaksınız, ona göre hazırlıklı olmalısınız demek isterlermiş.
Işte biz ifa etmiş olduğumuz bu görevimizle hacılarımızın, daha sahih, eksiksiz ve onların Hac ilmihali açısından daha az problemli bir ibadet yapmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hac Ilmihali diğer ibadetlerin ilmihallerinden çok farklıdır. Çünkü bir noktada yapılan bir ibadet değil, Hac ve Umre ibadetleri. Ka’be’de, Safa-Merve arasında, Arafatta, Müzdelife’de, Mina’da hatta Medine-i Münevvere yakınlarından başlayan büyük bir harita üzerinde bu ibadetler gerçekleşmekte. Ayrıca ihram denilen bir hadise var ki, normal zamanda helal olan bir çok şey, ihramda iken haram olmakta ve siz uyanıkken, uyurken, otururken, gezerken yani her halde bu yasakları muhafaza etmeniz lazım. Yoksa her ihram yasağının ihlalinde bir ceza-i müeyyide ile karşı karşıya gelirsiniz. Bu çoğu zaman sadaka vermek ve kurban kesmek gibi maddi cezalar olur. Bazan öyle hatalar olur ki, yapılacak hac ve umreyi kökünden sarsabilir. Işte biz böyle pozisyonlarda hacılarımızın yanında oluruz ve yapılmış olan hataların meydana getirdiği hasarları tamir ederek, hac ve umrenin ilmihal açısından sahih olmasına çalışırız.
Işimiz sadece fetva vermekle de bitmez. Beş-altı bin hacımıza hizmet sunarken, bazan şahsi, bazan ailevi, bazan arkadaşlar arasında sadır olabilecek kimi psikolojik ve sosyal konularda da onlara yardımcı oluruz. Tabiri caizse kendi çapımızda rehabilite ve arabuluculuk görevlerini de yerine getiririz. Gerçekten zaman zaman zorlandığımız da olur. Fakat hacılarımızdan alacağımız “Allah sizden ve bu teşkilatta çalışan herkesten razı olsun” duaları bizi rahatlatır ve tarifi mümkün olmayan bir iç huzuru verir. Bizi asıl memnun eden de bu olur.
Kafilelerimiz bir kısmı Medine-i Münevvere’den bir kısmı direkt olarak Avrupa’dan olmak üzere peyderpey Mekke-i Mükerreme’ye akmaya başladılar. Hergün otellerimiz yeni hacı kafilelerimizle neşelenmekte ve renklenmektedir. Tabi buna bağlı olarak bizim de ziyaretçilerimiz artmaktadır.
Hac ve umre ibadetleri bu zorluk ve meşakkatlerinin yanında birer muazzam ve muhteşem ibadetlerdir. Dini açıdan ve bir ibadet olarak bakıldığında “Iki umre kendi aralarında işlenecek günahlara keffaret olur; makbul ve mebrur olan haccın karşılığı ise ancak cennettir” müjdesinin verildiği birer ibadettir hac ve umre.. Yani hac ve umre ibadetlerini yapan müslümanlar, hayatlarının bundan sonraki bölümü için ülkelerine dönerken tertemiz ve yepyeni birer sayfa açmış olarak dönerler. Arafatta vakfe yapan bir müslümanın “Acaba ben de affedildim mi?” diye şüphe etmesi haramdır denilmiştir. Arafatın sıcak ortamı, vakfe yapan insanları güneş ışığı ve ısısı ile yakarken aynı zamanda günahlarının da yanıp yok olmasına sebep olur. Bundan büyük bir kazanç düşünülebilir mi?
Diğer yandan hac mevsimi, hikmetlerine tam manasıyla riayet edilerek gerçekleştirilemese bile, yine de müthiş bir kaynaşma, buluşma, hasret giderme, maddi ve manevi kazançlar elde etme mevsimidir. Asıl itibariyle hac, bütün Ümmet-i Muhammed’in yıllık genel kongresi hüvviyetindedir. Dünyada bundan daha büyük bir kalabalığın bir araya gelebildiği bir kongre yoktur. Ancak bu hikmet tam manasıyla ne anlaşılmakta ne de gereği yerine getirilmektedir. Buna rağmen herkes aynı gaye ve hedefle bir araya geliyor, herkes aynı şeylere inanıyor, herkes birbirine karşı son derece saygılı ve merhametli, milyonların bir araya gelmesine rağmen kayda değer bir tane bile kriminal olay yaşanmıyor. Sosyolojik olarak bu bile incelense dünya insanlığının alacağı çok büyük dersler vardır.
Hasbihal edecek bir çok şey var ama, biz bu kadarla yetinmek istiyoruz. Çünkü bu yazıyı yoğun çalışma ortamında ve ziyaretçilerimizden fırsat buldukça yazmaya çalıştık. Galiba sırada yine bir ziyaretçimiz var.. Görüşmek umuduyla.. Mekke-i Mükerreme’den selam ve dualar..

