Müslümanca yaşam Almanya’nın bir gerçeği
Yazar Eylül 2009 Sayi 38, Torsten Jäger
Siyaset Bilimci, Kültürlerarası Konsey Başkanı ve “Müslümanlarla Birarada Yaşam” projesinin yürütücüsü olan Torsten Jäger taz.de ile gerçekleştirilen röportajında, her iki tarafı da duyarlı olmaya çağırırken, toplumun da Müslümanca yaşamın Almanya’nın gerçeği olduğuna alışması gerektiğini ifade ediyor. Öte yandan Islam düşmanlığı ile mücadele için “Müslümanlara Karşı Irkçılık: Fırsat olarak Çatışma” adlı kitabı yayınlayan Almanya Kültürlerarası Konseyi’ne göre Islam düşmanlığı Almanya’da halen ırkçılığın en yaygın şekli.
taz.de`ye verdiği röportajda Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar arasında aracılık yaptıklarını, ayda, cami yapımı, yüzme dersine katılım ve okullarda başörtüsü konularında kendilerine 100 soru geldiğini belirten Torsten Jäger, yüzme dersi ile ilgili bir anlaşmazlıkta ilk önce ayrı yüzme dersi sunma imkanı olup olmadığını araştırdıklarını ifade ediyor. Okulun ayrı yüzme dersi olamıyacağına karar vermesi halinde ne yaptıkları sorusuna ise Jäger şu cevabı veriyor: “O durumda örneğin Federal Idare Mahkemesi’nin 1993 yılındaki okulları buluğ çağından sonra ayrı yüzme dersi sunmak için her türlü çabayı göstermekle yükümlü tutan kararını hatırlatıyoruz. Buna rağman anlaşamazsak, farklı fikirleri kayda alıyoruz. Hukuki bir yetkimiz zaten yok”.
Medya ve kamuoyuna yansıdığı şeklin aksine Müslüman öğrencilerin aileleri ve okullar arasında yüzme dersine katılma konusunda yaşanan çatışmaların tek tek olaylar olduğunu belirten Jäger, aracılık çabalarının her zaman başarılı olmasa da en azından konuyla ilgili duyarlılığı arttırdığını ifade ediyor.
Bununla beraber projelerinin temel amacının ise duyarlılığı artırmak olduğunu belirten ve “ Müslümanca yaşamın Almanya’da bir gerçeklik olduğuna toplum alışmalı. Buna okullardaki, üniversitelerdeki ve mahkeme salonlarındaki başörtülü bayanlar da dahil. Bunlarda sıklıkla karşılaştığımız konular” diyen Torsten Jäger, bu noktada bazılarının gizli “Islamlaşma” gördükleri yönündeki soruya ise şu cevabı veriyor: “Durum bu değil. Bu Almanya’da yaşayan dört milyon Müslüman’ın bir kısmının uzun yıllar dışında kaldıkları toplumsal alanlara ulaşma çabasının bir işaretidir”.
Müslümanlara karşı ırkçılık
Öte yandan Almanya Kültürlerarası Konseyi 11 Eylül 2001’den beri artan Islam düşmanlığı ile mücadele için “Müslümanlara Karşı Irkçılık: Fırsat olarak Çatışma” adlı bir kitap yayınladı. Geçtiğimiz günlerde tanıtımı yapılan kitapta hayatın farklı alanlarında Islam düşmanlığı ile nasıl mücadele edilebileceğine ilişkin değişik yazarların makaleleri yer alıyor. Müslümanlara karşı ırkçılığın cami yapımına karşı çıkma, internette Müslüman karşıtı bloglar ve yerel seçimlerde Islam düşmanı insiyatifler şeklinde ortaya çıktığı belirtilirken, Mısırlı Müslüman bayan Merve el Şerbini’nin öldürülmesinin Islam düşmanlığının hangi boyutlara ulaşabileceğini gösterdiği belirtiliyor.
Jürgen Micksch tarafından yayınlanan kitaba, Almanya Müslümanları Merkez Konseyi Genel Sekreteri A. Mazyek, Içişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Peter Altmaier, Islam Bilimci Kathrin Klausing ve Kültürlerarası Konsey Başkanı Torsten Jäger’in makaleleri ile katkı sağladıkları belirtiliyor.

