Oy kullanın, siyasete katılın

oguz-ucuncu.jpgFederal meclis seçimleri kapımıza dayandı ve yapılan son araştırmalara göre 1.1 milyon Müslüman da seçim sandıklarına gidecek. Medya ve siyaset dünyası da, son yılların bir birine çok yakın seçim sonuçları sebebiyle Müslümanların hangi partiye oy vereceğini merak ediyor.

Toplumun bir parçası olarak biz Müslümanlar da, artan işsizlik, ekonomik kriz veya Alman eğitim politikasının yapısal problemleri gibi tüm mevcut problemlerle mücadele etmek durumundayız.

Bunlara ek olarak, dinî mensubiyetimiz veya daha çok göçmen kökenli olmamız sebebiyle özellikle bizi etkileyen ek problem alanları ile de karşılaşıyoruz.

Son yıllarda siyaset alanında bazı olumlu adımlar da atılmaya başlandı. Uygulamada, eleştirilerimiz için fazlasıyla gerekçemiz olsa da Alman hükümeti, Almanya Islam Konferansı, Ulusal Uyum Zirvesi ve Başbakanlık bünyesinde uyum konularıyle görevli bir devlet bakanlığı kurmakla olumlu işaretler verdi.

Toplum ve özellikle siyaset olarak, Islam konusunu, güvenlik politikalarından ayrı tutmayı daha henüz başarabilmiş değiliz. Islam ve Müslümanlarla ilgili meseleler hâlâ güvenlik endişelerinden kaynaklanan vehimlerle ele alınıyor. Bu yüzdendir ki, Almanya’da müslümanların entegrasyonu, ne fırsat eşitliği ve devletin tarafsızlığı ve ne de, farklı dinlere mensup kişi ve kurumlarının eşit muamele görmesi açısından değendiriliyor. Aksine mesele, güvenlik politikalarına göre aşılması gereken bir sorun olarak değerlendiriliyor.

Meselâ, yıllardan beri Aşağı Saksonya’da cami önlerinde hiç bir şüphe bulunmadan sürekli olarak kontroller yapılıyor. Aynı şekilde Müslüman bayanlar okullarda gün geçtikce daha da artan ayrımcı muamelelerle karşı karşıya kalıyor. Dahası, şu “Başörtüsü yasaklarından” beri Müslüman bayanlar, özel işyerlerinde de giderek daha da dışlanır hale geldi. Buna karşılık Islam düşmanlığında da oldukça belirgin bir artış görülüyor. Bugün, sözde yurttaş girişimlerinin Islam düşmanlığı sloganları ile başlattığı engelleme çabalarının olmadığı neredeyse hiç bir cami inşaası söz konusu değil.

Ama tüm bu olup bitenlere karşılık ihtiyaç duyduğumuz şey, Müslümanlar ve Islam ile olan ilişkilerde normalleşme sürecine girmektir. Hassaten muhafazakar partilerin güvenlik konularıyla ilgili siyasetçileri Islam ve müslümanlar ile ilgili meseleleri populist yaklaşımlarla istismar etmekten, böylece sunî gerekçelerle halk arasında korkular uyandırmaktan uzak kalmalılar.

Aslında, Islami cemaatlerin yapısal olarak entegre edilebilmisi için Alman anayasa hukuku yeterli imkanları sunuyor. Ne yazık ki, bunun için siyasî bir irade yok. Bu siyasî irade yerine, büyük fedakarlıklarla kazanılmış özgürlüklerden, belirsiz ve içerikten yoksun güvenlik endişeleriyle vaz geçiliyor; çoğulculuğun sunduğu fırsatlar ise değerlendirilemiyor.

Öyleyse hangi partiye oy verebiliriz ki? Bir dinî cemaat olarak her hangi bir partiye oy verilmesi için tavsiyede bulunmuyoruz. Daha ziyade müslümanların seçimlere katılarak, böylece oy vermenin ötesinde siyasete ilgi göstermelerini istiyoruz. Şimdiye kadar siyasî partilerde aktif olan Müslümanların sayısı, toplumdaki nüfuslarına oranla oldukça düşük. Bu durum böyle kaldığı müddetçe, partilerin, özellikle Müslümanları ilgilendiren konulara ilgi göstermeleri hep sınırlı kalacaktır.

Partilere gelince. Biz, partileri değerlendirirken, değerlendirmemizi, Müslüman ya da göçmen kökenli aday gösterip göstermedikleri ile sınırlandırmamalıyız. Dikkat edeceğimiz nokta, programlarında müslümanlarla ilgili nasıl bir yaklaşım ortaya koyuyorlar, entegrasyon kavramından ne anlıyorlar, uygulamadaki politikaları nasıl ve özellikle son yıllarda bunların ne kadarını gerçekleştirmişler, ona bakacağız. Fakat uygulama gerçeği şunu gösteriyor: Bazı partiler, Müslüman ve göçmenlerin çıkarlarını hiç önemsemiyor; bir kısmı bu konulara ilgi gösterse de, sorumluluk üstlendikten sonra bu görüşlerin gereğini yapmaktan çekiniyor. Partilerin bu tutumu ancak, Müslümanların da söz sahibi olup, düzenlemelere katkıda bulunması ile değişecektir. Siyasette de bu böyle olacak.

Geht wählen – und in die Politik

Die Bundestagswahlen stehen vor der Tür und unter denen, die im September an die Urnen gehen werden, befinden sich nach einer aktuellen Studie auch 1,1 Millionen Muslime. Mit Blick auf die sehr knappen Wahlergebnisse der letzten Jahre interessieren sich viele in Medien und Politik zwangsläufig für unser Wahlverhalten.

Als ein Teil der Gesellschaft haben auch wir Muslime mit all den vorhandenen Problemen wie steigender Arbeitslosigkeit, Wirtschaftskrise oder den strukturellen Problemen der deutschen Bildungspolitik zu kämpfen. Hinzu kommen jedoch noch weitere Problemfelder, bei denen wir aufgrund unserer religiösen Zugehörigkeit oder des zumeist vorliegenden Migrationshintergrunds besonders betroffen sind.

In den letzten Jahren gab es in der Politik einige im Ansatz positive Entwicklungen. Mit der Einrichtung der Deutschen Islam Konferenz (DIK), dem Nationalen Integrationsgipfel und eines mit Integrationsthemen beauftragten Staatsministeriums im Kanzleramt setzte die Regierung die richtigen Zeichen – auch wenn es in der Umsetzung genug Anlass zur Kritik gibt.

Als Gesellschaft und besonders in der Politik haben wir es aber immer noch nicht erreicht, das Thema Islam von der Sicherheitspolitik loszulösen. Noch immer werden Themen mit Bezug zum Islam und Muslimen vor allem unter dem Vorzeichen von Sicherheitsbedenken behandelt. Die Integration des Islams in Deutschland wird dabei nicht als ein Aspekt der Chancengleichheit, der Neutralität des Staates und der Gleichbehandlung von Menschen und Institutionen unterschiedlicher Religionen gesehen, sondern als eine Frage, die aus sicherheitspolitischen Gründen bewältigt werden müsse.

So finden seit Jahren in Niedersachsen verdachtsunabhängige Kontrollen vor Moscheen statt. An der Situation von muslimischen Frauen im Schulwesen hat sich leider auch in den letzten Jahren nichts zum Positiven entwickelt. Vielmehr sind muslimische Frauen seit den “Kopftuch”-Gesetzen von einer viel stärkeren Ausgrenzung in der Privatwirtschaft betroffen. Auch bei der Islamfeindlichkeit ist ein wesentlicher Anstieg zu verzeichnen. So gibt es heutzutage kaum ein Moscheebauvorhaben, das nicht von einer vermeintlichen Bürgerinitiative mit islamfeindlichen Parolen begleitet wird.

Was wir aber brauchen ist Normalität – Normalität im Umgang mit Muslimen und Islam. Politiker, insbesondere konservative Sicherheitspolitiker, müssen Abstand davon nehmen, “Islam-Themen” als Profilierungsmaterial zu missbrauchen und damit irrationale und unbegründete Ängste in der Bevölkerung zu wecken.

Der rechtliche Rahmen des deutschen Religionsverfassungsrechtes bietet genug Möglichkeiten, um die Integration des Islams in dieses System voranzutreiben. Dazu fehlt jedoch oftmals der politische Wille.

Stattdessen werden unter großen Opfern erlangte Freiheiten kontur- und substanzlosen Sicherheitsbedenken aufgeopfert und Chancen, die sich durch die neue Vielfalt bieten, vertan.

Wen kann man denn nun wählen? Als Religionsgemeinschaft geben wir keine Wahlempfehlungen ab. Unsere Empfehlung lautet vielmehr dahingehend, sich an den Wahlen zu beteiligen und auch über die Wahlen hinaus Interesse an der Politik zu zeigen. Bisher liegt die Zahl der Muslime, die in den politischen Parteien aktiv sind, weit unter ihrem Anteil in der Gesamtbevölkerung. Solange dies so bleibt, wird sich das Interesse der Parteien an Themen, die insbesondere Muslime betreffen, in Grenzen halten.

Was die Parteien angeht, so sollten wir uns bei deren Bewertung nicht nur darauf beschränken, ob sie Kandidaten mit Migrations- oder muslimischem Hintergrund aufstellen. Vielmehr sollten wir darauf achten, welche Islam- und Religionspolitik, aber auch Integrationspolitik diese in ihren Programmen verfolgen und auch in den letzten Jahren umgesetzt haben. Gerade bei der Umsetzung hat sich gezeigt: Manch eine Partei ist nicht gewillt, Interessen von Muslimen und Migranten wahrzunehmen; andere zeigen sich für diese Themen zwar interessiert, wenn es darauf ankommt, sind sie jedoch nicht in der Lage, für ihre Ansichten einzutreten. Ändern wird sich dies erst, wenn Muslime mitreden und mitgestalten – auch in der Politik.

Asıl Zenginlik Paylaşmaktır Asıl Zenginlik Paylaşmaktır

Sevgili dostlar! İnsanlık ve özellikle de batı toplumları tüketim denen hastalığın pençesinde can çekişmektedir. Özellikle medyanın da buna çanak tutması insanları tüketim kölesi haline getirmiş durumdadır. Her yeni çıkan... [Devam oku...]