Kötü Kalpli Bomba

Düşmeseydin şehrime, kimbilir nerelere düşerdi gönlümün cemresi. Toprağa mı, suya mı yoksa esip geçen öpözgür rüzgara mı? Düşmeseydin ocağıma, ocağımız tütecekti belki de mütemadiyen. Tütsü tütsü… Hiç benzemezdi kokusu senin kalleş dumanlarına. Soğuk değildi sıcağı seninkisi gibi. Sıcacık, ama yakmayan. Sadece ama sadece ısıtan. Bahçemde senin oyukların yerine salıncağım gülerdi, kırmızı güllerle birlikte. Yıkıp döktüğün karşı evin camından, en can arkadaşımın gözleri de gülecekti, biz büyüyene dek. Papatyamın her yaprağı “Seviyor!” diyecekti sonsuza dek. Sus! demeseydin eğer, cami minaremizden beş kere yükseliyor olacaktı Allahu Ekber. Sus demeseydin sen eğer. Sen, kötü kalpli bomba!

Annem olacaktı belki hala. Ve babam da. Işıldayan gözlü bir anne, güçlü kollu bir baba. Bir herkül gibi. Güçlüydü babam aslında! Senden de daha fazla. Ama kalleş değildi senin gibi. Güçlüydü, senin bileğini de bukerdi pek tabii, arkadan vurmasaydın yine sinsice.

Nasıl da kararttın dünyamı, ne kadar sisli, ne kadar bulutlu heryer şimdi. Ne kadar da kara kalbin, ne kadar kara gözlerin. Hiç mi sevemedin beyazı, hiç mi ısınmaz kötü yüreğin onca kızgın ateşin derinliğinde? Gülmeyi de deneyemez misin bir kerecik, şu güzelim yeşil yeryüzüne?

Benim göğümün pasparlak yıldızları vardı eskiden, her akşam gezinirdi özgürce. Senin göğünde de güler mi yıldızlar, kanatlarını gerer mi aydede gecene? Güneş beni hiç mi hiç unutmazdı eskiden, bir gün dahi bekletmemişti gözlerimi yollarda. Senin güneşin hiç baktırdı mı seni peşinden? Benim ağaçlarım vardı eskiden, mutluluğun melodisini mırıldayan, çiçeklerim vardı o nağmelerle kıvrım kıvrım dans eden. Senin duvarların da benimkiler gibi hüzün şarkılarını öğrendiler mi hiç? Hep ağlayan. Artık, ama artık, hep, ama hep ağlayan. Ardına bakıp duran, nemli gözlerim gibi. Yürümekte direnen kırık dizlerim gibi. Tutunmaya çalışan güçsüz ellerim gibi. Kabirlere yığılmış kanlı bedenler gibi. Gökyüzünde direnen garip bayrağım gibi…

Ve bi de, acımadan bedenini yaktığın, oyuncak bebeğim gibi. O da kötürüm şimdi, buruk yüreğim gibi. Onun da gözü yaşlı, mahzun vatanım gibi. Onun da kalbi kırık, bütün bebekler gibi. Bütün anneler mutsuz, tıpkı benim gibi…

Bir yeşil fidanı yerinden söktüğünde sızlamıyorsa için, bir çocuğun kanlı gözyaşıyla sönmüyorsa ateşin, sen kötüsün be bomba! Savurduğun yollara, dağıttığın dağlara, ağlattığın bayrağa dönüp de bakmadıysan sen kötüsün be bomba! Duymaz mı kulakların yayılan feryatları, görmez mi ki gözlerin, akan gözyaşlarını. Birgün gelip de sorgular mı vicdanın, acımaksızın yakıp yıktıklarını?

Herşeye rağmen, korkmayacağım senden! Ateş ateş olalı, cürmü kadar yer yaktı. Alsan bile annemi, her gece rüyalarımda yanağıma kondurduğu pembe öpücük kaldı. Alsan bile babamı, elimi her tutuşundaki o eşsiz güç bileklerimde kaldı. Alsan bile yüzümdeki son gülücüğü, Yaradanın verdiği o minik gamze kaldı. Alsan da  tüm mutluluklarımı, tüm umutlarımı bütüüün hayallerimi, Rabbimin vaadettiği o büyük zafer kaldı. Almış olsan da tüm geleceğimi, gökyüzünde parıldayan parlak bir yıldız kaldı. Henüz görünmese de çehresi, karanlığın ardında mesud bir kader kaldı. Buruksa da mescidlerin minaresi, semalarda dolaşan gururlu ezan kaldı. Tüm dillerde büyüyerek çoğalan koca Fatiha kaldı. Her an için gökyüzüne açılan, parlak avuçlar kaldı. Tüm evrene yayılan, çelenk misali, müşterek mi müşterek dualarımız kaldı. Ümit bahçelerinde mis kokulu gül kaldı. Gözkapaklarından düşen yaşlar hatırına, gökkapaklarından düşen, koca bir rahmet kaldı. Yaradanın, ödül diye sakladığı yeşil bir cennet kaldı. Bakmaya doyulmayan güzel cemali kaldı.

Biliyor musun, acı diye gönlümüze saldığın zehir, koskoca çiçek açtı. Kan diye akıttığın kırmızı, âbı hayat misali, o koca çiçeğin dibine aktı. Hüzün diye yüreklere saldığın o katran, dar geçitlerden geçti, kevsi ırmağa aktı. Soldu sandığım umut, buket buket gül açtı. Gitti sandığım güneş yeniden kucak açtı. Boynunu büken vatan yine ayağa kalktı. Düşür düşürebilirsen, kötü kalpli bomba, belki başım, belki naaşım. Elinden geleni ardına koma, bu da benim kutlu savaşım!

Bilge Başbakan Bilge Başbakan

Sevgili dostlar! Dünya güngeçtikçe insanlık ekseninden çıkmaya devam ediyor. Özellikle İslam cografyasında yaşananlar ve nereden çıktıkları belli olmayan, her gün başka başka çeşitlerinin piyasaya sürüldüğü, sanki film... [Devam oku...]

'