Serbest piyasa ekonomisinin sonu mu geldi?

oguz-ucuncu.jpg“Çinlilerin ilginç beddualarından birisi şöyle: “Ilginç zamanlarda yaşayasın.” Şüphe yok ki, mevcut malî ve ekonomik kriz göz önüne alındığında, bu ilginç zamanlardan birinde yaşıyoruz. Daha bir yıl öncesine kadar, küresel bir ağa dönüştürülmüş ve her şeyden önce mümkün olduğu kadar kuralsız bir piyasa, özellikle batılı politikacılar için olmazsa olmaz iken, aynı siyasetçiler, şimdi çeşitli finans kurumlarının ve işletmelerin yeniden kamulaştırılması çağrısında bulunuyorlar. Daha da ötesi, aynı politikacılar, malî piyasaların, devlet denetiminde ve kontrolünde toptan yeniden düzenlenmesini istiyor. Öyle ki, bizzat kapitalizmin ana yurdunda ABD Başkanı Obama bile, “21 yüzyıl piyasalarını, 20. yüzyıl şartlarına göre ayakta tutmamız mümkün değil. Bu yüzden, belirgin hareket kurallarına ihtiyacımız var,” gibi alışıla gelmemiş şeyler söylüyor.

Oysa, bankaların çalışma şartlarını sulandıran ve eski yatırım bankacısı ve Maliye Bakanı Paulson ile omuz omuza vererek kamu maliye denetiminin sistematik bir şekilde içini oyan kişinin de, Obama’nın selefi George W. Bush olduğunu henüz unutmadık. Bu siyasetin sonucu olarak, Bush döneminin denetimsiz satılan değersiz hisse ve tahvil senetleri, bankalarla sigorta şirketlerinin bilançolarında bir “zehir” haline dönüşerek, akıl almaz miktarlarda kayıp ve zararlara yol açıyor ve pek çok işletme ve devlet için de hayatî tehlike oluşturuyor. Krizden etkilenen ekonomiler, arkası arkasına kurtarma şemsiyeleri arçarken, artık, ne kadar uzun olduğunu kimsenin tahmin edemediği tünelin ucundaki ışığı bekliyorlar.

Dolayısıyla, kısa bir süre önce Amerikan bankalarının rezaletvarî kredi verme uygulamalarıyla sessiz sedasız bir şekilde başlayan ve adına “Subprime Krizi” denilen tüketici kredileri krizi, artık, bir sistem krizi halini aldı. Bu sistem krizi de batılı medeniyetin temellerini sarsıyor. Ve artık demir perdenin yıkılışından 20 yıl sonra, “her şeye çare kurtarıcı” Turbo-Katipalizm’in tüm dünyaya serpiştirdiği bu harabe yığını alanına gözlerimizin önüne serilmiş durumda. Açgözlü şirket yöneticilerinin ve onların işbirlikçileri olan çapsız siyasetçilerin açtığı dipsiz zararları ödemek üzere, fatura maalesef yine, sıradan vergi mükelleflerine kesildi. Sayısız nesiller, bu sefaletin gerçek sorumlularından hesap sorulmadan, devasa bütçe açıklarının acısıyla kıvranacak. Tam aksine, sıradan vatandaşları işten çıkarma ve kısa çalışma tehlikesi beklerden bu takım elbiseli beceriksizler, hâlâ utanmadan teşvik primlerini ceplerine dolduruyor.

Elbette ki, her kriz, yeni bir başlangıç fırsatını da beraberinde getirebilir. Bundan hareketle umarız ki, bu dünyanın iktidar sahipleri, önümüzdeki kriz zirvelerinde, malî piyasaların iflasının arkasındaki sebebleri tümüyle ele alıp görüşür ve böylece, bu durumdan ders alıp gerekli düzenlemeleri de yaparlar.

Herşeyden önce, siyasal sorumlular, devletin, yeniden, serbest “piyasa” kurallarının yetkili bekçisi olmasını istemezlerse, dipsiz spekülasyonların sonucu olarak kapımızı yeni bir krizin çalması uzun sürmeyecektir. Ancak, bu da, ekonomileri yoluna koymak için tek başına yetmez. Faize dayalı ve tüketim endeksli, aynı zamanda da, reel ekonomiden neredeyse tamamen kopmuş, insan ve tabiatın kayıplarını göz önünde bulundurmadan, ana gayesinde işletmelerin ölçüsüz kâr elde etmesi bulunan kapitalist ekomonik sistemin temel koordinatlarıyla ilgili olarak tabusuz bir sistem tartışması da kaçınılmazdır. Bununla birlikte, ticarî ve siyasî davranışların, dinî ve ahlâkî temelleri ile ilgili bir tartışma da kaçınılmaz gözüküyor. Çünkü, gelecekte olası krizler, yalnızca, ölçülü olmaya ve diğer insanlarla dayanışma içinde yaşamaya inanan insanlarla birlikte engellenebilir. Ve işte sadece o zaman, tanzim edilmeye çalışılan “yeni” sosyal piyasa ekonomisinin kuralları, sadece kağıt üstünde kalmayacaklardır.

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]