Huzur Bozucular Yine Devrede

Sevgili dostlar!
Bundan önceki birkaç yazımızda dünyada yaşanan ekonomik krizin Almanya`ya da yansımalarının olabileceğini bunun maddi yansımasının yanında toplumu rahatsız edici boyutlarının da olabileceğini belirtmiştik. İşte bu son yaşanan Neo-Nazi cinayetleri maalesef bizi haklı çıkarttı.
Çünkü özellikle son iki yüzyıldır yaşanan olayların arka planını incelediğinizde hep böyle gelişmelerin olduğunu görürsünüz. Ne zaman bir ekonomik kriz üretilip insanlar bundan etkilenirse muhakkak onun arkasından derin yapılanmaların toplumlar üzerindeki baskıları artmıştır. Tabi baskıları masum isteklerin ortaya konması şeklinde sunarak yapmaya çalışmaktadırlar.
Özellikle Almanya`da son yüz yıl içerisinde yaşanan gelişmeler bu tür olayların öncesi ve sonrasının sanki aynı lambadan çıkan ışık gibi olduklarını görüyoruz. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı buna en bariz örnekleri teşkil etmektedir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya`nın durumuna baktığınızda; yine Almanya iktisadi kalkınmasını en üst seviyeye getirmiş ve dünyanın sayılı büyük ülkelerinden biri olmaya namzet bir vaziyette idi. Tam bu dönemde yine Almanya`da Yahudiler tabiri caiz ise günah keçisi olarak görülüp bu toplum üzerinde baskılar artırılmaya başlanmıştı. Aynen günümüzde yabancılar ve özellikle de Türkler üzerinde son 15 senedir uygulanan gayri resmi baskı gibi.
Yani o dönemde baskıların odağında Yahudiler vardı, bu dönemde ise yabancilar ve özellikle de Türkler. Son 20 yıl içerisinde işlenen Neo-Nazi kökenli cinayetlerin hedefinde yabancıların ve özellikle Türklerin olması hiç de yadırganmamalıdır. Çünkü bu tür cinayetlerin işlenme sebebi bir yerlere korku verilmek istenmesidir. Çok fazla detaya girmeye gerek yok. Son olarak Ludwigshafen`da yaşanan yangında ölen vatandaşlarımızın acısı daha tazedir. Bizler gazeteci olarak olay mahallini inceleme fırsatı bulduk. Binanın olduğu meydanda onlarca kamera mevcut ama ne hikmetse olayın olduğu anda bu kameraların hiçbiri çalışmıyor. Binada çıkan yangına teknik hiç bir açıklama getirilmiyor. Allahtan T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olayın arkasını bırakmıyor ve buralara kadar gelerek olayın takipçisi oluyor. Ama yine bakıyorsunuz olay belli bir süre sonra failleri bulunamadan kapatılıyor. Tam bunlar unutulurken bir de bakıyorsunuz birileri tarafından organize edilen bir derin yapı tarafından bu tür cinayetleri işleyen bir şebeke oluşturulmuş. Ne hikmetse bu şebeke içerisinde devletin bilgisi dahilinde ve elemanı olanlar da mevcut. Ama maalesef işlenen cinayetler öncesi ve sonrasında hiç bir bilgi mevcut değil.
Bu bilgilerden sonra şunu söylemek istiyoruz. Özellikle Sayın Başbakan Angela Merkel bu işin peşini bırakmamalıdır. Failleri ve bu faillerin akıl babalarını mutlaka ortaya çıkarma noktasında devletin tüm imkanlarını seferber etmelidir. Tamam Sayın Merkel`in açıklamaları ve Alman Meclisinin olayları telin etmesi ve son olarak da Sayın Cumhurbaşkanı Wulff`un öldürülen kişilerin ailelerini konutunda kabul ederek üzüntülerini bildirmesi güzel bir gelişme olarak kabul edilebilir. Ama basında çıkan bilgiler doğrultusunda yaklaşık 9000 tabiri caiz ise serseri mayının toplum içerisinde kontrolsüzce dolaşmasına müsaade edilmemelidir. Belki zamanla daha da dehşet verici bilgilere ulaşılabilinecektir. Ne olursa olsun bu olayın arkası bırakılmamalıdır. Aynen Türkiye`de Ergenekon yapılanmasına karşı yapılan hukuki mücadele burada da ivedilikle yapılmalıdır. Yoksa iş işten geçmiş olur. Bu işin sorumluları kim olursa olsun adalet karşısına çıkartılmalı ve hesap sorulmalıdır.
Almanya`nın huzur ortamının devam etmesi ve insanların birbirlerine olan saygılarının ve sevgilerinin devam etmesi için buna çok ihtiyaç vardır.
Sevgili dostlar!
Bizler 2 haftalık bir süre ile Hac vazifemizi yerine getirmek için Kutsal Topraklarda idik. Eşim ve ben bu vazifemizi yerine getirdik. Bu vazifemizi yerine getirilmesi noktasındaki katkılarından dolayı başta IGMG Hadsch Umra Reisen GmbH Genel Müdürü Hakkı Çiftçi Bey, yine IGMG Hadsch Umra Reisen GmbH Genel Müdür Yardımcısı Tahir Köksoy Bey ve IGMG Hessen Bölge Başkanı Mehmet Ateş Bey`e teşekkürlerimizi sunuyoruz. 
Kutsal Topraklar ve burada bulunan Kutsal Mekanlarla alakalı çok şeyler söylenebilir. Çoğumuzun bildiği şeyler. Belki bizim buradan söyleyebileceğimiz; “bu vazifenizi genç yaşlarda yerine getirmenizdir. Malumunuz Hac meşakkatli bir ibadet. Bu ibadeti de genç insanların yapması daha kolay olmaktadır. Çünkü bizim gördüğümüz yaşlı insanlarımız oldukça zorlanmaktadırlar. Ve tabi imkanlarınız mevcutsa muhakkak aile fertlerinizle birlikte gitmenizdir.”
Burada yine Merkez İki Hafta Kafilesinde görevli Kafile Başkanı Abdülkadir Namlı ve Grup Başkanı Abdülaziz Durmaz Hocaefendilere teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. İbadetimizi eksiksiz ve sorunsuz yapmamız noktasındaki katkıları büyüktür.
Sevgili dostlar!
Malumunuz yeni bir Hicri Yıla girmiş bulunuyoruz. 1433. Hicri yıl. Yani biz müslümanların takvimleri olarak kabul edilen Hicri Takvimin 1433. yılına girmiş bulunuyoruz.
Bu vesile ile Hicri 1433. yılınızı en içten dileklerimizle tebrik ediyoruz. Tüm İslam Alemi, bulunduğumuz ülke ve tüm insanlık için güzelliklere vesile olsun diye dua ediyoruz.
Not: Sevgili dostlarım Aydın Ersoy ve Aydın Erbaş kardeşlerimin kıymetli Babalarının vefatlarını teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Merhumlara Cenab-ı Allah`tan rahmet ve sevdiklerine başsağlığı diliyorum. Sizlerden de birer Fatiha rica ediyorum.
Ce­nab-ı Al­lah ça­lış­ma­la­rı­mı­zı be­re­ket­len­dir­sin, þu­ur­lan­dır­sın.
Ça­lış­mak biz­den ba­şa­rı Al­lah`tan­dır.
Al­lah`a ema­net olun.