İki Temel Sorun: Irkçılık ve Terör
2012 senesine çok az bir zaman kaldığı şu günlerde, insanlık pek çok buhranla uğraşmaktadır. Özellikle 20. yüzyılın başlarında ve ortalarında yaşanan iki dünya savaşının nedenleri arasında bulunan ırkçılık hastalığı maalesef son beş sene içerisinde tekrar tabiri caiz ise hortladı. Son dönemde özellikle Almanya`da yaşanan gelişmeler bunun en bariz örnekleri teşkil etmektedir. İki Dünya savaşında da bu hastalık yüzünden büyük yıkımlar yaşayan Alman halkı yine bu hastalığın hortlamasından oldukça rahatsız gibi görünüyor. Beklentiler son zamanda çıkan ırkçı Neo-Nazi yapılanmasının işledigi cinayetlerin aydınlatılması ve faillerinin gerektiği şekilde yargılanmasıdır. Halkın özellikle politikacılardan beklentisi bu yöndedir. Politikacıların ne olursa olsun bu olayların peşini bırakmayıp birilerinin tabiri ile “derin yapılanma” da olsa mutlaka bu tür olayları çözmelidirler. Yoksa önce yaşanan tecrübelerin hazin sonları yine bu topluma zarar verecektir.
Bu satırların yazarı belki bu ülkenin vatandaşı değil ama; bu ülkede yaşayan ve bu ülke için yapılması gereken ne varsa onların hep birlikte yapılması gerektiğine inanan birisidir. Bu ülkenin kanunlarına göre hayatını idame ettirmeye çalışan, vergisini veren, evlatlarını bu ülkenin okullarında okutan bir fert olarak bizim de beklentimiz mutlaka yukarıda belirttiğimiz olayların aydınlatılması ve sorumlularının gerekli cezalara çarptırılmasıdır. Toplumda huzur ve refahın devam edebilmesi için bunun hayati bir öneme haiz olduğunu düşünüyoruz.
İkinci dünya savaşı yıllarında özelde Yahudilere genelde yabancılara uygulanan ırkçı eylemler belki bugün o günkü gibi değil. Ama her dönemin kendine has uygulamaları insanlara zarar vermektedir. Özellikle son 15 senedir dünya üzerinde yaşanan ekonomik sıkıntılar ve savaşlar yüzünden insanlık epey bir şekilde bunalmış durumdadır.
Günümüzde artık savaşlar; kalkınmış ülkelerin ekonomileri ile yaptıkları bir hal almış bulunmaktadır. Avrupa`da yüzyılın son acı veren savaşı Bosna özelinde Balkanlarda yaşandı ve insanlık onurunu buralarda yine kaybetti. Sorumlular sanki bir kaç generalmiş gibi sözde yakalanıp yargılandılar ve cezaya çarptırıldılar. Dostlar alış verişte görsün misali.
Dünya insanı ve özellikle de içerisinde bulunduğumuz Avrupa insanı artık savaşlardan bıktı ve uzunca bir süre huzur ve sükünet istiyor. Ama maalesef gözü doymamış bazı geri zekalı politikacılar kendilerine gelecek oluşturmak için bazı zavallıları kullanarak bu istenen huzur ortamını dinamitliyorlar.
Son olarak daha yeni Fransa`da yaşanan sözde soykırım yasası ile yapılmak istenenler. Kendisini tekrar cumhurbaşkanı olarak seçtirmek için Sarkozy`nin başını çektiği aptalca bir mesele. Tarihte yaşananları politikacılar yargılamamalı. Bunu tarihçiler kaynaklar ışığında araştırmalı ve insanlığın bilgisine sunmalıdır. Tarihçiler bunu yapmalıdır ki insanlık daha sonraki dönemlerde bu tür yanlışlıkları bir daha yaşamasın. Ama politikacılar bunu yaparsa Sarkozy gibileri yüzünden toplumlar arasında yanlış bakış açıları oluşmaktadır. Sözde yaşanan Ermenilerle ilgili durumu mecrasından çıkarıp kendi menfaatinize kullanmaya çalışırsanız o zaman başka meseleler de gündeme gelir. Tamam o dönemde yaşanmaması gereken olaylar yaşanmış ama bu sadece Ermenileri değil o toplumdaki herkesi yeterince mağdur etmiştir. Belli bir sayıda Ermenin yaşadığı katliam var ama onların belki 10-15 katı müslüman da o dönemdeki yaşanan olaylarda katledildi. Peki bunun hesabını kim verecek.
Burada bizlerin ve özellikle de politikacıların yapması gereken bu tür olayları bilim adamlarının araştırmasına öncelik vermemiz ve çıkan sonuçları dikkate alarak bir daha bu tür olayların yaşanmaması için ne gerekiyorsa onların yapılmasıdır.
Yine özellikle 11 Eylül 2001`den sonra dünya gündemine daha da fazla şekilde oturan terör eylemleri ve olayları yukarıda açıklamaya çalıştığımız şekilde insanlığın huzurunu tehdit etmektedir.
Belki burada görünürde bazı politikacılar bu olaylara karışmamış ve karşı olduklarını söylüyorlardır ama işin arka planında bu tür olayları gerçekleştirmek isteyenlere zemin hazırlayan derin yapılanmalara da göz yumabilmektedirler. Bazı politikacılar bunu bilerek yapmakta olmakla beraber bazıların da haberi bile olmakmaktadır.
Yukarıda belirtmeye çalıştığımız bu iki hastalığın da ilacı birbirimize olan saygımızı ve sevgimizi her daim korumaya devam etmeliyiz. İnandığımız değerlere olan saygı karşılıklı olmalı ve içinde bulunduğumuz topluma inandığımız değerlerle de katkı sağlanabileceğini unutulmamalıdır.
İnandığımız değerlerle içerisinde bulunduğumuz toplumun kanunlarının uyuşmaması gibi bir durumun oluşması ve oluşmaması bizlerin elindedir. Eğer birbirimize olan saygımız devam ederse belki görünürde olan uyuşmamazlıklar karşılıklı hoşgörü ile mutlaka giderilebilir. Zaten temel insan hakları bağlamında olaylaara baktığımızda kolay kolay hiç bir sorunun çıkma ihtimali yoktur. Eğer birileri bazı boşlukları değerlendirip karıştırmak istemezse.
Bu vesile ile 2012 senesinin insanlık, İslam Alemi ve içerisinde bulunduğumuz Alman toplumu için hayırlar getirmesini ve huzurlu, sağlıklı bir hayat temenni ediyoruz.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.


