Suçlu Bulundu: Uyumsuz Türkler!
Yazar Sinan Aktürk, Şubat 2009 Sayi 32
Sevgili dostlar!
Yeni yıl ile birlikte yeni bir logo ve dizayn ile sizlerin karşınıza çıkmıştık. Sizlerden gelen güzel tepkiler bizim azmimizi bir kat daha artırdı. Özellikle yıllık takvim hediyemiz oldukça beğenildi. İnşallah bu tür hediye çalışmalarımız kalıcı olacaktır.
Ocak ayında Hessen Eyaletinde yapılan seçimler sonucu yine Roland Koch Başbakan olarak görevine devam ediyor. SPD önceki seçimlerde aldığı oylardan oldukça fazla miktarda kaybederek bu seçimin mağlubu oldu. Yüzde 1 de olsa oylarını artıran CDU; FDP ile koalisyon yaparak Hessen`de iktidarını devam ettirdi. Hayırlı olsun.
Roland Koch, daha önceki seçimlerde kullandığı uslubu bu seferki seçimlerde en asgari seviyede kullanarak bir kampanya yaptı. Yabancılara yönelik uslubunda gözle görülür bir değişiklik olan Koch; uyarıları dikkate almış görünüyor.
Geçtiğimiz günlerde Almanya`da uyum ile alakalı bazı raporlar yayınlandı. Yine bildik açıklamalar ile karşı karşıya idik. Uyumsuz olarak Türkler suçlu ilan edildi. Yani Almanya`da yaşayan Türkler tüm çabalara rağmen uyumsuzluk yapmakta ısrar ediyormuş!
Kırk küsür senedir Almanya`da bulunan göçmenler içerisinde şu anda 3,5 milyon civarında olan Türk nüfusu yapılan araştırmalara göre -gerçi her eyalette değişik neticeler elde edilmiş- uyum konusunda en sorunlu kesimi teşkil etmekte imiş. Senelerin vermiş olduğu yanlış uygulamalar, göçmen ülkesi olma özelliğini dikkate almamak ve göçmenlerin taleplerini görmezden gelme gibi çalışmalar sorun yumağını daha da karmaşık hale getiriyor.
Tamam, özellikle Türk nüfusun eksiklikleri muhakkak mevcuttur. Ama bu sorunların çözümü noktasında resmi makamların gayreti yeterli değildir. Türk nüfusun özelikle eğitim noktasındaki eksiklikleri çoktur. Ama bu eksikliklerin giderilmesi noktasında maalesef yalnız bırakılmaktadırlar.
Uyum konusunda sivil teşkilatların çabaları takdire şayandır. Ama ne hikmetse resmi makamlar bu sivil teşkilatların bazılarını muhatap alma bazılarını ise muhatap kabul etmeme gibi bir açmaza düşmekteler. Bilindiği gibi tüm sivil teşkilatlar Alman Resmi Makamlarının izniyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Buna rağmen siz tutup kimi teşkilatları muhatap alıp kimilerini de öcü kabul ederseniz; kendinizle çelişkiye düşmüş olursunuz.
Muhakkak bu sivil teşkilatlar arasında zaman zaman yanlış hareketlerde bulunanlar olabilir. Ama bunların yanlışlıkları var ise kanun çerçevesi içerisinde düzeltilmelidir.
Uyum noktasında sivil teşkilatlara yeterince destek verilmediği kanısındayız. Özellikle dil konusunda bildik resmi söylemler yerine sivil kuruluşlar ile yapılacak ortak çalışmaların daha verimli olacağı kanaatindeyiz.
Uyumdan anlaşılan eğer; kültürel anlamda bir uyumsa bu kolaydır. Siz bu toplumda yaşayan tüm unsurları oldukları gibi kimlikleri ile kabul ederseniz sorun çözülmüş olur. Yok ama farklı kimliklere sahip toplulukları dar bir kimlik çerçevesi içerisine sokmaya çalışırsanız olmaz. Farklılıklar içerisinde bir bütün olarak kabul edilebilecek bir uyum her zaman olumlu netice verecektir.
Yani; Eski Federal Içişleri Bakana Schily`nin dediği gibi “en iyi entegrasyon asimilasyondur” Böyle bir beklenti saçmalığıyla olaylara bakmak çözüm getirmez sorunları daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir.
2008 sonu ve Ocak ayı başlarında Israil`in Gazze`de sürdürdüğü insanlık dışı savaş; tüm dünyada tepki ile karşılanmıştı. Tüm dünyada yapılan demokratik gösteriler ve tepkiler meyvesini verdi ve savaş ve katliam kısa süreli de olsa durduruldu. Gerçi Israil bu vahşetine devam edeceği sinyallerini vermeye devam ediyor. Ama bizim burada söylemek istediğimiz dünyanın neresinde olursa olsun savaşların durması ve tüm insanlığın barış içerisinde yaşamasıdır. Gazze örneğinde olduğu gibi vahşet sahnelerinin yaşanmaması için ise insan onuruna sahip olanların beraberce tepkilerini göstermeleri gerekmektedir. Bu noktada Avrupalı siyasetçilerin ve Arap siyasetçilerin iki yüzlü politikalarını eleştiriyoruz. Dünya kamuoyundan gelen tepkiler neticesinde cılız bir şekilde -dostlar alış verişte görsün- kabilinde açıklamalar ile Israil`in yaptığı katliamlara göz yuman ve Birleşmiş Milletler ve Islam Konferansı Teşkilatında bile bir kınama kararı alamayan tüm siyasi liderleri buradan kınıyoruz.
Israildeki siyonist devletin idarecileri tüm dünya ile şımarıkça dalga geçmeye devam ediyorlar. Son olarak Davos`ta Israil Cumhurbaşkanının bir oturumda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına azarlar gibi konuşması tepki çekmiştir. Gerçi T.C Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gereken cevabı vermiş ve toplantıyı terketmiştir. Recep Tayyip Erdoğan`ın bu tavrını destekliyor ve tebrik ediyoruz. Ve bu tavrın her yanlış tavra karşı devam etmesi temennisinde bulunuyoruz.
Bu insanlık dışı vahşete tepkimizi demokratik yollardan koymaya devam etmeliyiz. Şu anda pekçok sivil insani yardım teşkilatı Gazze özelinde yardım kampanyası düzenlemektedirler. Mesela savaş ve katliamda yetim kalmış çocuklar için yetim projeleri, evleri yıkılmış ve sokakta kalanlar için kardeş aile projeleri düzenlenmektedir. Bizim tavsiyemiz bu tür projelere katkıda bulunarak hem bu mezalime tepki göstermiş ve hem de buralardaki insanların yaralarının sarılmasına bir nebze katkıda bulunmuş olursunuz.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.

