Taharet; Peygamber Sünneti ve Doktorların Tavsiyesi

selma-ozturk.jpgTemizliğin insanlar için her açıdan ne kadar önemli olduğunu, hem toplum için, hem de birey için zaruri bir şey olduğunu burada ifade etmemize gerek yok. Hijyen diyerek de tanıdığımız temizlik aynı zamanda insanın sağlığı ve huzuru için de vazgeçilmez bir faktördür. Bundan dolayıdır ki, dinimiz temizliğe her şeyden çok ve fazlasıyla önem vermiştir. Günümüzün müslümanı buna maalesef pek önem vermese de… Sağlıklı bir ibadet için de, hiç kuşkusuz temizlik vazgeçilmez bir unsurdur. Necaseti kabul etmeyen dinimiz bu hususta çok incelik ve itina göstermektedir. Bazı diğer konularda dini açıdan kolaylıklar tanınabilse de, temizlik konusunda dini kurallar pek sıkı ve bellidir.

Islam dininde temizlik iki bölüme ayrılmaktadır. Bunun biri zahiri, diğeri ise batınidir. Zahiri temizliğin bir parçası da vücut temizliğidir. Vücut temizliğinin bir parçası ise malum taharettir. Taharat etmek bir müslümanın üzerine düşen dini bir vecibedir. Terkedilmeye gelemez, yani insanın kendi kararına bırakılamaz. Bugün bazı müslüman hanelerin tuvaletlerinde taharet kabı bulamıyorsunuz. Bazılarında taharet kabı yerine ıslak bezler görüyorsunuz, bazılarında o bile yok. Bu tür durumlarla karşılaştığım anlar, kendi kendime soruyorum “Aceba bu insanlar (müslümanlar) nasıl temizleniyorlar diye.” Ve ister istemez –su-i zanda bulunmak haddim değil ise de– bu insanların taharet etmediklerini tahmin etmek mecburiyetinde kalıyorum. Eyvah, vahim bir durum!

Bundan ziyade yine bazı “Taharet Ehli” annelerin çocuklarını bu önemli hususta oldukça ihmal ettiklerini gözlemlemekteyim. Camilerde olsun, misafirliklerde olsun, küçük çocuk annesine tuvaletinin geldiğini söylediği an, anne çocuğu tuvalete götüreceğine, “Haydi git, tuvalet orası.” deyip önemsememeksizin baştan savmaktadır. Çocuğuna tuvalete kadar refakat edip, ona yardım etmemektedir. Halbuki o çocuk ardından ne yapıyor? Nasıl temizlenip, kıyafetini tekrar giyiniyor, necaset mi bulaşıyor ve sıçrıyor, umrunda bile değil. Her işimizde olduğu gibi, bu işimizi de ciddiye almıyoruz ve evlatlarımızı böyle önemli konularda aydınlatmakta ihmalkar davranıyoruz. Taharetin ne kadar önemli olduğunu, necasetin ise şeytani olduğunu, bundan dolayı necis insandan meleklerin uzak durduğunu ve bereketin kayıp olduğunu tekrar tekrar hatırlamamamız gerekir. Zira maddi pislikten, manevi pislik doğar.

Yine bir taife vardır ki tahareti hiç “beğenmiyor”, onu demode (eskimiş) olarak görüyor ve taharete tenezzül etmiyor, onu adeta küçümsüyor (Hani, dini bir dayanağı olduğu için). Ve gelelim böylece bugünkü yazımızın ana konusuna. Biz müslümanlar tahareti bir Peygamber sünneti olarak biliriz ve bu yüzden de uygularız. Aynı zamanda da biliriz ve inanırız ki, Allah Rasulu bunu bize tavsiye ettiğine göre, bunda da bir hikmet, bir gerekçe vardır diye. Su ile temizlenmek neden bu kadar önemli? Tuvalet kağıdı veya ıslak kokulu bez de aynı işi görmez mi? Görmez efendim, göremez! Bu benim cevabım. Ama isterseniz, bu sorunun cevabını bir de bugünkü Almanya’da yaşayan gayrí-müslim uzman doktorlardan alalım. Onlar bu tür temizlik hakkında neler düşünüyorlar, daha doğrusu ne tür tavsiye ve önerilerde bulunuyorlar. “Analhygiene” konusunda Mannheim’lı bağırsak uzmanı (proktolog) profesör Alexander Herold şu tavsiyede bulunmaktadır: “Sırf kuru tuvalet kağıdı hijenik açıdan tamamen temizlenebilmek için kesinlikle yeterli değildir. Vücudun bu bölümlerini ancak ve ancak su ile temizlemek mümkündür. Tamamen temizlenmediği takdirde de, bu hal mikropların saçılmasına ve iltihaplara yol açabilir.” Bu yüzden bu tıpçının önerisi önce kaba temizlik için tuvalet kağıdının kullanımı, ardından ise sade su ile yıkanıp, kurulanmaktır. Buyurun efendim! Bu durum biz müslümanlara hiç de yabancı gelmemektedir.

Yine Freiburg’dan Axel Furtwängler adlı diğer bir bağırsak uzmanı ise ıslak ve kokulu bezlerin kesinlikle su temizliği gibi verimli olmadığını vurgulamaktadır. Hatta ve hatta bu bezlerin vücudun bu hassas bölgeleri için tehlikeli olabileceğini, kaşıntı ve alerjilere yol açabileceğini, bu yüzden de tavsiye edilmediğini anlatmaktadır. Bu sebepten dolayıdır ki, bu uzman doktor da sırf sade su ile vücudun bu azalarının yıkanmasını tavsiye etmektedir. Yani aynı, ve biz inanan müslümanların zaten uygulamış olduğu gibi…

Subhanallah! Söyleyecek sözüm kalmadı efendim! Benim peygamberimin 1400 sene önce Arap Yarımadası’nın çöllerinde uygulamış olduğu taharet yöntemi, bugün 21. yüzyılın modern tıpçıları tarafından tekrar ihya edilip, tıp önerileri ve yardımları olarak gayri-müslimlere tavsiye edilmektedir. Netice itibariyle burada Nebi’nin tavsiyeleri tavsiye ediliyor. Ve bunları ise bizler zaten uyguluyoruz.

Keşke şu yüce, güzel ve çağdaş dinimizin kıymetini biraz daha bilebilsek. Allah-u Teala’nın koymuş olduğu her kuralında –biz aciz kulları bunları bazen idrak edemesek bile– derin bir sebebin olduğuna tamamen inansak ve uygulasak…

Dünyanın Çivisi Çıktı! Dünyanın Çivisi Çıktı!

Sevgili dostlar! Dünyada artık pekçok şeyi anlamakta oldukça zorlanır olduk. Dünyada mazlumun dini de, dili de, ırkı da sorulmaz ilkesi genel geçer bir kaidedir. Artık mazluma yardım eden suçlu ama zulüm uygulayan zalim ise haklı... [Devam oku...]