Tim`in Akıl Almaz Katliamı:Niçin?

unal-koyuncu.jpgGündemde  cereyan eden bazı olaylar öyle bir hal aldı ki, yaşananları, karmaşıklık nedeniyle izah etmekte zorlanıyoruz. 17 yaşındaki Tim’in Almanya’nın Stuttgart yakınlarındaki Winnenden şehrindeki okulu basması da, izah etmekte zorlandığımız olaylardan biri olarak zihnimizde yerini aldı. Sadece Almanya’nın değil, dünyanında gündemini sarsan canlı silah dehşetini kısaca hatırlıyacak olursak; bir öğrenci eski okulunu basıyor ve girdiği sınıflara ateş açıyor. Polisin olay yerine gelmesiyle birlikte okuldan kaçan genç, yolda iki kişiyi ve en sonunda kendisini öldürüyor. Tüyler ürpertici katliamın “hayatını yitirenler bilançosu”ysa oldukça ağır: Her gün olduğu gibi o günde okuluna giden 14-15 yaşları arasında dokuz öğrenci, mesleki sorumluluğunu yerine getiren üç öğretmen, bir işletme sahibi ile müşterisi ve son olarak caninin kendisi. Olayın haber ajansları tarafından duyurulmasıyla birlikte, üzerine yoğunlaşılan en önemli soru niçin sorusuydu. Tim, niçin bu katliama girişmişti?

Çift kimlikli Tim

Tim’in hayatının görünen yanıyla ile ilgili bilgilere bakıldığında, Almanya’da çokça benzeri olan bir genç öğrenci portresini görmekteyiz. Onun hayatındaki olumsuzluklar, bir çok öğrencinin yaşadığı olumsuzluklardan. Okuldan atılmak veya sınıfta kalmak kendi başına bu tür katliama götüren bir sebep olsa, bir çok gençten şüphelenmek zorunda kalacağız. Aynı şekilde şiddet ve öldürme eğilimli bilgisayar oyunları da, bu alanın uzmanları tarafından verilen bilgilere göre, gençler arasında küçümsenmiyecek oranda tüketilen oyun türlerinden. Olayın sebebini araştırırken, bu oyunları tek sebep olarak göstermekse yaşanılan facianın arkaplanını yeterince izah etmiyor. Bununla birlikte, ne aile içi iletişim ne de arkadaş çevresi sorunu kendi başına, 15 kişinin katledildiği bir dramın nedenini açıklamada yetersizdir. Zira özellikle de ergenlik döneminde bulunan gençlerin aile içerisinde verdikleri benlik mücadelesi ve bu mücadele sonucu ortaya çıkan aile içi iletişim sorunları, hepimizin kendi hayatımız ve çevremizde şahit olduğu krizlerdir. Yine bu dönemde arkadaş çevresinde genci çileden çıkartan huzursuzluklar da meydana gelebilir. Bütün bu faktörler her ne kadar da kendi başlarına sorunu izahta yetersiz kalsalar da, 17 yaşında bir gencin hayatında bu sorunların birikinti yapması, bizleri tabiki küçümsenmemesi gereken bir duruma götürmektedir. Dolayısıyla yaşanan vahşete neden olan Tim’in bireysel yapısını izahta, bütün bu saydığımız sorunların yer aldığı bir nedenler yumağı ile karşı karşıya olduğumuz ortadadır.

Tim vakıasını anlamada, kendi hayatının bize, daha doğrusu onun kendi birinci çevresine görünmeyen yanı daha fazla önem kazanıyor. Yukarıda değindiğimiz nedenler yumağından psikolojik olarak beslenen Tim, aile, komşu ve arkadaş çevresinin tahmin etmediği bir dünyayı, yani bir ikinci kimliği, kendi bireysel gerçekliği içerisinde inşa ediyor. Bu süreçte o görünen yanıyla, herkes gibi bir aile sahibidir. Meslek okuluna gitmekte ve tatillerde babasının firmasında çalışmaktadır. Masa tenisi turnuvasında birinci olmuştur. Arkadaş çevresiyle sorunları vardır, fakat arkadaşsız bir tip değildir. Bu arada her gencin sahip olduğu gibi bilgisayarı vardır ve yine bir çok gencin yaptığı gibi bilgisayarda şiddet içerikli oyun oynamakta, internete takılmaktadır. Dolayısıyla hem reel dünyada hem de sanal alemde hayatını sürdürmektedir. Katliama neden olan çılgınlık anına gelesiye kadar, hayatını sürdürdüğü çevreye göre herşey gayet normaldir. Çevresinin bilmediği, ama onun kendince şekillendirdiği normal olmayan ikinci kimlik, maalesef, katliamla birlikte ortaya çıkacak ve başta onun birincil çevresi olmak üzere herkes kendisine niçin sorusunu soracaktır.

Bu ikinci kimliğin oluşumu elbette bir anda şekil almış bir şey değildir. 17 yaşındaki bir gencin psikolojik dünyası, hüzün ve sevinçlerin yer aldığı 17 yıllık hayat serüveninden izler taşır. Sebep olduğu katliamın nedenlerini çözmek için, onun hayatıyla ilgili şu sorulara cevap vermemiz gerekir: Tim, sevgi, sohbet, hüzün ve sevinç paylaşımı gibi insanı insan kılan duyguların ağır bastığı bir reel sosyal çevrede mi büyümüştür, yoksa televizyon ve bilgisayar gibi eşyaların egemen olduğu sanal mekanik bir çevre mi onun kimliğine hakimdir? Yaşadığı sorunları bir insanla reel bir zeminde paylaşmış mıdır, yoksa kurduğu sanal dünyada kendince bir yol mu izlemiştir? Zihnimizde bu sorulara cevap verirken, Tim’in hayatında soruların ikinci kısmının egemen olduğu ve iki kutup arasında bir kırılmanın gerçekleştiği kanaati ağır basmaktadır.

Katliamın ardından

Evet, yaşadığımız çağda, gencin gerçek dünyadan psikolojik olarak kopma, ona yabancılaşma ve böylelikle bir ikinci kimlik oluşturma imkanı da vardır. Televizyon, bilgisayar ve internet bu ikinci sanal kimliğe götüren üç önemli alettir. Her üçünde de kullanım sınırının aşılması, gencin ruhunda istenmedik yaralar açabilir. Dışarıya yansıyan tarafıyla Tim, her genç gibi bir gençtir, fakat dışarıya yansımayan tarafıyla Tim, bir anlık çılgınlıkla bir katliama neden olabilecek canlı bir silahtır. Işte bu boyutu, onun birincil çevresi farkedememiş ve maalesef onu reel hayata geri kazanamamıştır.

Almanya’da, bundan 3 yıl önce Emsdetten’da ve 7 yıl önce de Erfurt’ta benzer okul faciaları yaşanmıştı. Her iki olayda da bir öğrenci okulu basmış, kimi öğrenci ve öğretmenleri öldürmüş kimilerini de yaralamıştı. Bu tür felaketin üçüncü defa tekrarı, gençliğin dünyasında kaygı verici değişimlerin felakete götürdüğünü göstermektedir. Varlığını sanal mekanik dünyada geçiren genç, kendi insancıl doğasına ve bununla birlikte insani çevresine yabancılaşmaktadır ki, belki de kendisi bile bu olumsuz gelişmenin farkında değildir.

Bu yabancılaşma süreci onu öyle bir noktaya getirmektedir ki, varlığın en önemli değeri olan insan hayatı bile onun için anlamını yitirmiştir. O, dış görünüş itibariyle insandır, ama iç dünyasında her an etrafa ateş açacak bir robotu barındırmaktadır.

Peki, okullarda dehşet saçan bu insan robota karşı ne yapılabilir? Önlem olarak her okulun güvenlik sistemini artırmak, okulun etrafını barikatla çevirmek ve içeriye kameralar yerleştirmek gibi teknik çözüm önerileri aklımıza gelebilir.

Diğer yandan, şiddet eğilimli oyunları ve silah kullanımını yasaklamakta düşünülebilecek çözüm önerilerindendir. Ancak, bu tip tedbirler acaba ne kadar verimli olur? Mekanik tedbirlerden ziyade insancıl tedbirlere yoğunlaşmak daha faydalı değil midir? Son felaketin ardından, canlı silahın farkına varmayan aile, okul ve arkadaş düzeni hakkında bir özeleştiride bulunmak ve ardından, toplumumuzda zaten var olan, gençlerin insana yabancılaşmadığı ilişki türünü korumak ve yaygınlaştırmaya çalışmak daha kalıcı bir yöntem değil midir? Acaba Tim, insana olan güvenini ve samimiyetini kaybetmemiş olsaydı şu an neyle meşgul olurdu?

Asıl Zenginlik Paylaşmaktır Asıl Zenginlik Paylaşmaktır

Sevgili dostlar! İnsanlık ve özellikle de batı toplumları tüketim denen hastalığın pençesinde can çekişmektedir. Özellikle medyanın da buna çanak tutması insanları tüketim kölesi haline getirmiş durumdadır. Her yeni çıkan... [Devam oku...]