UNIDAY `09 Konuşmasının Özeti

Türkiye’den  misafir konuşmacı olarak programa katılan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: “Iddiası olan, bir gelecek kurmak isteyenlerin mutlaka bir kökü olması lazım. Kökleri olmayan hiç bir ağaç, ağaç olamaz. Bu slogan, bunu ifade ediyor. Avrupa’nın içerisinde Müslüman bir topluluk olarak, Müslüman ve Avrupalı bir  topluluksunuz. Bu tablo, hem bizim toplumumuz için hem de Avrupa ve insanlk için bir müjdedidir,” dediği konuşmasında, dünyadaki ekonomik krizi değerlendirdi.

Krizin bir temel zihniyet  krizi olduğuna vurgu yapan Kurtulmuş, işgallerin, savaşların, yoksulluğun, adil olmayan gelir dağılımının, çevresel sorunlarla, ahlakî ve toplumsal çözülmenin de aynı kaynaktan oluştuğunu belirttiği konuşmasında, “Bu bunalımların hiç biri tek başına çıkmadı.  Hangi sorunu ele alırısanız, hiç biri tek başına çıkmadı. Bu sorunların temelinde, asıl daha derin bir sorun var,” diyerek deerlendirimesini şöyle sürdürdü:

“Keşke sadece ekonomik, çevresel ve sorunlar olsa. Onların çözümü kolay. Bu sorunların asıl temeli, üç asırdır dünyayı yöneten medeniyetin büyük bir krize girmiş olmasıdır. Bunun için mesle tek başına ekonomik ve siyasal kriz değil, bir uygarlık, medeniyet krizidir. Bu yüzden de bizim medeniyetimizimin çocuklarına, dünyanın yeniden düzene oturması için  büyük bir görev düşüyor.  Yer yüzünde özgürlüğü, adaleti ve refahı kuracak, bizim değerlerimizi insanlığın ortak sesi haline getirmek sorumluluğumuz vardır.”

Kurtulmuş, Krizin temelindeki çöküşleri ise şöyle sıraladı:

Çöken aslında, insanı bireysel olarak değerlendiren ve  sadece kenedi çıkarını öne çıkaran, yer yüzünün kaynaklarına sahip olarak görmek isteyen modernist değerlerdir. Ayrıca, olayları sadece rasyonel olarak açıklamak mümkün değildir.

Ikincisi çöken şey, sanayi kapitalizminden sonra gelişen sanayi ötesi finans kapitalizmi, neo-liberal ekonomik politikalar ve bunun üzerine oturan kapitalist sistemin değerleridir.

Üçüncüsü, soğuk savaşın sona ermesinden sonra ortaya çıkan yeni dünya düzenidir. Artık tam bir düzensizlik haline gelen bu düzen, sadece güçlü ve güçlünün sözünün geçtiği dünya sistemidir.

Dördüncüsü, mevcut dünya sisteminin barış üretememesidir. 1990’dan beri çıkan savaşlarda, neredeyse ikinci dünya savaşında ölenler kadar insanlar öldü. Yüzbinlerce çocuk kolsuz ve bacaksız kaldı, milyonlar mülteci ihaline geldi. Bosna, Ruanda, Kongo, Somali, Irak, Afganistan bunun örneğidir.”

Bu kriz sonrasında dünyanın üç yeni şeye ihtiyacığını ortaya koyan Kurtulmuş bu üç şeyi de şöyle açıkladı:

“Yeni bir insana, yeni bir paradigmaya ve yeni bir medeniyete ihtiyaç vardır. Avrupa’nın ortasında bulunan siz değerli kardeşlerimin görevi, entellktüel birikimi olan insanlar olarakş, bu üç yeniyi, dünyaya tanıtmaktır. Özgürlükten. Adaletten yana, hakktan hukuktan yana ve paylaşımcı bir insan tipi nasıl olur? bunu ortaya koymanız gerekir.

Modern Batı medeniyetinin problemi yokluk değildir. Teknoloji, silah ve üretim var. Gelişme, zenginlik, ekonomik refah hepsi var. Ama insan toplulukularını ayakta tutan o ruh dinginliği yok. Insanlarla kendisi ile barışık omyayan bir ruh halidir, bu ruh hali. Maddî gücün yanında modern Batı, manevî değerleri ihmal etmesinden kaynaklanıyor problem. Modernist değerler maneviyatı önemsemiyor. Müslümanlar ise son üç asırda başka bir yanlışa düştüler. Nasılsa Batı her şeyi üretiyorsa biz onlardan alırız. Bir şey yapmamıza gerek yok dediler. Müslmanlar yerinde oturdu, hayat sadece maneviyattan ibaretmiş gibi içine kapardı, maddî gelişmeyi ihmal etti. Hiç bir uygarlık tek kanatla uçamaz. Kanadın biri maddiyat diğeri maneviyattır.”

Dünya’da iyilikleri istediklerini belirten Kurtulmuş,

Rabbena atina fiddünnya ve fil ahireti haseneten, ayetinide hatırlattı ve “Yarabbi dünya ve ahirette haseneyi diliyoruz. Hasene dediğimiz şey, iyiliktir. Izzettir, şereftir, adalettir, özgürlüktür. Biz dünyada da ahirette de şerefi ve izzeti istiyoruz,” dedi.

Dünya’da küresel barışın şu formülle korunacağını anlatan Kurtulmuş bu forumu şu şekilde açıkladı:

“Ortak insanî erdemler olan küresel erdemlere ulaşmak. Sadece Müslümanların, Türklerin, Almanların değil bütün insanların küresel erdeme ulaşmasını sağlamak, gerek.

1- Ahlaklı bireyler olmak. En zor şartlarda da olsa, adaletten ve barıştan yana olmak. Insanlara karşı iyi muamele, insanî bir muamele eden ahlaklı bireyler olmak.

2- Yeni bir koplumsal ahlak. Buna sistem ahlakı diyoruz. Sistem, niye hırsız ve zulüm üretiyor, niye adaletlisizlik üretiyor. Her hangi bir ülkede, adaletin işlemesi için, ahlaklı bireylerin üzerine ahlaklı bir sistem olmak zorundadır.

3- Küresel adalet. Dünyanın en büyük problemi küresel adaletsizliktir. Dünyada 300 kişinin mal varlığı, 3 milyar insanın yaşadığı ülkelerin gelirinden daha fazladır. Bu durum kabul dilemez. Emperyalizmin kaynağı da budur. Bunun için, sadece bireylerin ve sistemin ahlaklı olması da yetmez. Küresel adaletin bu ahlaklılığı garanti etmesi lazım.

4. Küresel barışa ihtiyacımız var. Ben ne kadar özgürlüğe layık isem, Afrika ormanlarındaki insanların da o kadar özgürlüğe hakkı oluduğunu kabullenmemiz lazım. Özgürlük ve refahı sadece kenedine has görmek zulümdür.”

Bu yüzden bugünün en büyük probleminin erdemli olabilme olduğuna değinen Kurtulmuş,  küresel erdemin, ahlaklı bireyler, ahlaklı sistem, küresel adalet ve küresel barış olduğuna işaret etti ve bunlar olmadan yer yüzünde ne çevre sorununun ne ekonomik sorunun çözülemeyeceğini söyledi. Bunun için de gençler olarak, herkesin kendini buna göre donatması gerektiğini söyleyen Kurtulmu, “Bu konuda dünyada kimin eteğinde taş varsa ortaya koysun. Bizim eteğmizdekiler, insanlığın hayrına iyi olan şeylerdir. Biz buna, ma’ruf diyoruz. Insanları ma’rufa çağırıyoruz,” dedi ve şöyle devam etti:

“Ma’ruf, evrensel doğrulardır. Hristiyanların, yahudilerin, ateistlerin, budistlerin huzurunda da aynı şeyleri konuşşak bu ma’ruflar aynı kabulu görecektir.

Insan olmanın birinci özelliği özgürlüktür. Gerek inanma veya gerekse inanmamak özgürlüğüdür. Cenab-ı Allah, insanı özgür bireyler olarak yarattı. O kadar özgür yarattı ki, kendisi bizi yoktan var etmesine ve çamurdan yaratmasına rağmen, kendisine inanmaya mecbur bırakmadı.

Kudüs örneği buna güzel bir misaldir. Hristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler çeşit çeşit dinî yorumlar ve milletler. Her biri farklı kimliklerine rağmen uyumlu bir toplum oluşturabildiler.

Herkes dilediği şekilde inanır. Dilediği şekilde yaşar. Eğitimini inanışlarına göre eğitim yapar. Dilediği gibi iş yapar ve dilediği yere gider. Gezme ve yerleşme özgürlüğü.”

Müslümanların yahudi düşmanlığı yaptığını söylemenin  insafsızlık olacağını da belirten Kurtulmuş, “Çünkü her insanın eşit haklara sahip olarak doğduğuna inanırız. Dolayısıyla dinî olarak anti-setimik olmamız da mümkün değildir. Biz, hiç bir ırk ve din mensubuna düşman olayamyız. Ancak, Vela udvane illla alaz Zalimin. Biz ancak zalimlere karşı düşmanlık yaparız. Kim olursa olsun, isterse Müslüman görüntülü olsun. Çünkü o Müslümanlar bu haliyle hak ile batılı birbirine karıştırıyor,” konuşmasına daha sonra  şöyle devam etti: “Var sayalım ki, Filistinliler, Israillileri baskı altına alıp, Israilli kadınları ve çocukları öldürseydi, sizler Israillilere haksızlık yapıyorsunuz derdik ve Filistinliliere karşı çıkardık.”

Herkes için özgürlük istedikilerini de vurgulayan Prof. Kurtulmuş bu özgürlükleri şöyle sıraladı: “Bizim gibi düşünmeyenin, bize karşı çıkanın ve bizi yok etmek isteyenlere de özgürlük istiyoruz.

Bizim, ikinci özelliğimiz adalettir. Adaleti olmayanın özgürlüğü koruması mümkün değildir.

Üçüncü özelliğimiz refahın ve zenginliğin paylaşılması isteğimizdir.  Zenginin malında fakirin hakkı vardır. Mallar zenginler arasında dolaşan bir mülk olmasın, ilkeleri bizim evrensel prensiplerimizdir.

Insan hakları istiyoruz. Her insanın aklı, malı nesli, canının korunma hakkı vardır. Modernizmde insan hakları kazanılarak elde edilir. Bizde ise doğuştan gelir.

Emaneti ehline vermektir. Kim ehilse emaneti ve görevi ona veririz. Işleri despotça halletmeyiz. Oruturur konuşur, istişare ederiz, demokratik kuralları işletiriz. Toplumu istediğimiz gibi şekillendiririz gibi bir anlayışımız yok. Toplum kenidisinin nasıl olacağına kenedisi karar verecektir. Biz ma’rufu söyleyen insanlarız. Bu ilkelerimiz evrensel ilkelerdir ve bu ilkelerle herkesle çalışabiliriz.”

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş bu çerçevede Üniversitelilere çeşitli tavsiyelerde bulunarak konuşmasını tamamladı.

“Gençler, kardeşlerim! Kendinizi inşa ediniz. Bilgili, olacak kendinizi ve dünyayı bileceksiniz. Ahlak ve davranışlarınızla örnek olacaksınız. Kişilik sahibi olacaksınız. Kişilik sahibi olmak, söylediği sözden geri dönmemektir. Kendi aleyhine de olsa, doğruyu söylemek ve adaletten yana olmaktır. Şefffaf olun. Içinizde ne varsa dışınız da o olsun. Bakıldığınız zaman arkası görülen insanlar olun. Çift lisan kullanmayın. Bizim Allah’ın kullarından saklayacağımız bir kelimelik bile bir gizli gündemimiz olamaz.

Güvenilir ve emin olun. Herkes sizden güvende olsun, sizden emin olsun.  Bunları yapmayanlar, yukarıda anlattığımız evrensel doğruları anlatamaz.

Arkadaş biriktirin, insan biriktirin, arkadaşlarınızı sakın ha test etmeye kalkışmayınız. Imtihan etmeye kalkmayın. Siz kenidinizi kendi fekadarlığınızla test edin. Siz payalaşan veren taraf olun. Sizin gibi düyünmeyenlerden de geniş bir çevreniz olsun.

Üniversiteyi bitirdiğiniz zaman geriye yüzlerce insanla konuşmuş, yüzlerce insanla tartışmış ve tanışmış, yüzlerce kimin neyi ve hangi konuda ihtisaslaştığını bilen insanlar olarak bitirin.”

Asıl Zenginlik Paylaşmaktır Asıl Zenginlik Paylaşmaktır

Sevgili dostlar! İnsanlık ve özellikle de batı toplumları tüketim denen hastalığın pençesinde can çekişmektedir. Özellikle medyanın da buna çanak tutması insanları tüketim kölesi haline getirmiş durumdadır. Her yeni çıkan... [Devam oku...]